DVD raflarından üç film
Kerem Akça, DVD'si çıkan üç filmi değerlendirdi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Animasyon “Oz Efsanesi”, romantik-komedi “Fransız Usulü Boşanma” ve tuvalet komedisi “Paçayı Sıyırmak”ı değerlendirdim.
“Oz Efsanesi”: Oz külliyatına yeni bir ekleme
Tarihsel duruma bakınca “Oz Büyücüsü”nün (“The Wizard of Oz”, 1939) net devam filmi “Return to Oz”dur (1985) şüphesiz… Peri masalı filmi klasiği bu konuda ilk kez başarılı bir temsille yüzleşiyoruz. Elbette üzerine bir şeyler koyan başarılı seri üretimleri saymıyoruz. Misal sinemada “The Wiz” (1978) ile “Muhteşem ve Kudretli Oz” (“Oz The Great and Powerful”, 2013), tiyatroda ‘Wicked’ başka metotlarla kalıcı olmayı becerdi. Ama burada karşılık bulan Roger S. Baum’un ‘Dorothy of Oz’ kitabı…
Perde temsilini çok görmediğimiz bu çalışma, aslında 70 milyon dolarlık bir bilgisayar animasyonuyla profesyonel duruyor. “Oz Efsanesi” (“The Legend of Oz: Dorothy’s Return”, 2014), hayali dünya ile gerçek dünya arasındaki ayrımlarını Victor Fleming klasiği kadar çekici kılmayabilir. Gökkuşağı kullanımıyla eşcinsel kitleyi doyurmayabilir. Ama ‘devam filmi’ eylemleri konusunda çok yaratıcı…
‘Alis Harikalar Diyarında’dan ve diğer masallardan alınan karakterlerle oluşan, uzun soluklu mitolojik yolculuk tatmin ediyor. Adeta bir çeşit 1940’larda geçen “Şrek” (“Shrek”, 2001) canlanıyor. Sempatik tiplemeler bir yana, Oz tasviri yerli yerinde duruyor. Bu bütünün içine müzikal iliştirmek ise projeye stüdyoları dahil etmemiş olabilir.
Will Finn-Daniel St. Pierre ikilisi daha önce “El Dorado Yolu” (“The Road to El Dorado”, 2000), “Kahraman İnekler” (“Home on the Range”, 2004), “Küçük Kahraman” (“Everyone’s Hero”, 2007) gibi vasat işlerde ortak yönetmenlik yapmışlardı. Stüdyolarda çalışmışlardı. Burada ise en olgun işlerini veriyorlar. Belli ki Finn ile St. Pierre’in en çok içine sinen animasyon “Oz Efsanesi”…
FİLMİN NOTU: 6.1
“Fransız Usulü Boşanma”: İtici oyuncuların kurbanı
Dorothée Sebbagh’ın “Chercher Le Garçon”dan (2012) sonra ikinci yönetmenlik denemesi… Büyük oranda feminist romantik-komediler çekme peşindeki bir kadının çalışması gibi gözüküyor. Sebbagh, bu eylem ışığında senaryolara katkıda bulunuyor. Zaten ilk olarak Valérie Donzelli’nin “La Guerre des Pommes”unun (2009) ortak senaristliğini üstlenmesi boşuna değil.
Ancak başroldeki kadını çirkinleştirme arzusu ne kadar tutuyor, tartışılır. “Ne Kadar Güzelsin” (“Comme T’y Es Belle”, 2006) ile çıkış yapan Géraldine Nakache burada da kendini kabul ettiremiyor. Nevrotik İtalyan kocası Nino’dan (Kim Rossi Stuart) boşanmak için her şeyi yapması bile tutmuyor.
Zira buradaki eylem planına göre ‘Paris’ bir ‘son tatil’ yöresi oluyor. Eyfel Kulesi ve manzaralar iyi kullanılıyor. Ekran bölme tekniğiyle yürüyen açılış sekansı anlamlı duruyor. Filmin en iyi tarafı kurgusu, kimi zaman seyir sürecini akıcı hale getiriyor. Ama üç oyuncunun iticiliği büyük hasar veriyor. Hiçbir şekilde güldürmek ve duygulara inandırmak söz konusu bile değil.
Zaten Nakache’ın herhangi bir erkekle kimya tutturma şansı yok. Bu da “Fransız Usulü Boşanma”yı (“L’Ex de Ma Vie”, 2014) uçuruma sürükleyen esas mesele oluyor sanki. Bir popüler olma arzusunun daha oyuncu tercihleriyle sekteye uğraması…
FİLMİN NOTU: 2.9
“Paçayı Sıyırmak”: ‘Amerikan Pastası’nın torunu mu?
Bu yazın “Aynı Yıldızın Altında”sı (“The Fault in Our Stars”, 2014) olma peşindeki “Kağıttan Kentler”in (“Paper Towns”, 2015) başrol oyuncusu Nat Wolff’un ilk ağırlıklı rolü… Ric Browde’nin romanından uyarlanan “Paçayı Sıyırmak” (“Behaving Badly”, 2014), klasik bir tuvalet komedisi örneği. Rick Stevens’ın peşinde ise bir okul yılları macerasına dönüşüyor. İlk seks deneyimini yaşama arzusu, partiler, striptiz kulüpleri ve eğlenceli karakterlerle sarılıyor. Film, bir yaş grubu için olmazsa olmaza dönüşüyor.
Girizgahtan itibaren flashbackler ile iki hafta öncesine gidiliyor. Selena Gomez’in bulunduğu halüsinasyon sahnesi, Rick’in ruh halini, kendini hazırlama sürecini besliyor. Arkadaşın azgın annesi, striptiz kulübü menajeri, sapık müdür, intihara eğilimli anne, zampara rahip, filmin kahkaha attırma öğelerine dönüşüyorlar. Elisabeth Shue, Heather Graham, Dylan McDermott, Mary-Louise Parker, Gary Busey ve Jason Lee, deneyimli oyuncularda sıkıntısı olmayan bir evren yaratıyor.
Ama bunlardan sadece Shue eğlenceli duruyor. Jennifer Coolidge’in ‘Amerikan Pastası’ndaki yıllanmış ve hızlı anne rolüne soyunurken, ‘sana seksi öğreteceğim’ hamleleri eğlendiriyor. Bunun yanında Selena Gomez’in yama gibi durması, Jason Lee ve Gary Busey’nin niye olduğunun anlaşılmaması, McDermott ve Graham’ın az gözükmesi bir dezavantaj…
“Paçayı Sıyırmak”, klasik bir anlatı sinemasına kaykılıyor. Ara planlar, paralel kesmelerle üslubu hızlandırıyor Garrick. Renklerle fazla uğraşmıyor. Ama mesele güldürmek olunca becerikli durmuyor. İki ana oyuncu bir yana sözlü espriler işlemiyor, 2000’lerin Farrelly Kardeşler’i Sean Anders-John Morris ikilisi yeni bir arkadaş bulamıyor.
FİLMİN NOTU: 3
KEREM AKÇA’NIN TÜRKİYE’DE YENİ PİYASAYA ÇIKAN DVD’LERDEN ÖNERİLERİ
1-Açlık (Hunger)
2-Sen Aydınlatırsın Geceyi
3-Kayıp Kız (Gone Girl)
4-Labirent: Ölümcül Kaçış (The Maze Runner)
5-Rosetta
6-Takip (The Rover)7-İşkence Gecesi (Tusk)
8-Dracula Başlangıç (Dracula Untold)
9-God's Pocket
10-Salak ile Avanak Geri Dönüyor (Dumb and Dumber To)
11-Kaset İşi (Sex Tape)
12-Aşk En Kusursuz Cinayettir (L'Amour est Un Crime Parfait)
13-Gece Vurgunu (Nightcrawler)