"Eskiden hayata karşı daha samimiydik"
Arzu Çevikalp, son zamanların en çok konuşulan oyuncusu Barış Kılıç ile söyleşti...
ARZU ÇEVİKALP/ acevikalp@haberturk.com
“Seni Seviyorum Adamım” filmiyle sinemaya geçiş yapan Barış Kılıç, ilk filmindeki başarılı oyunculuğuyla, seyircilerin ilgi odağı haline geldi. Masum, iyi niyetli, yardımsever ve biraz da inatçı bir karakteri canlandıran Kılıç, kendini yalnızlığa kapatmış bir adamdır, ta ki âşık olana değin… Mimiklerini iyi kullanan ve duygusallığını ön plana alan karizmatik oyuncuyu belirli sözcüklerle tanımlamanız gerekse hangilerini seçerdiniz? Bizim seçeceğimiz sözcükler sırasıyla: kültürlü, bilgili, güleryüzlü, nezih, yakışıklı, karizmatik ve esprili… Kendi halinde bir hayat sürdüren ve iki çocuklu bir aile babası olan Kılıç, oyunculuğu çok sevdiğini ve kendini dev perdede gördüğü zaman gururlandığını dile getiren ilginç bir adam…
İstanbul İktisat Fakültesinden mezun olan ve daha sonra eğitimine Yeditepe Üniversitesinde yüksek lisans ile devam eden Barış Kılıç, üniversite yıllarındayken oyunculuğa adım atar. Kariyerine reklam filmleri ile başlayan Kılıç, oynadığı dizilerle kendini kanıtlamayı başarır. 2011 yılında “Adına Feriha Koydum” ile ilk önemli çıkışını gerçekleştiren Kılıç, herkesin konuştuğu bir isim haline gelir, bunun en önemli sebebi de Kılıç’ın mütevazı ve samimi oluşudur. Güler yüzünü esirgemeyen Barış Kılıç’ın gözlerine baktığınızda dalar giderseniz hülyalara doğru, o denli derindir gözlerinin içi. Sempatik bir oyuncu olan Kılıç, alçakgönüllü olduğu için karşısındaki insanı kırmamaya çalışır. Uzaktan bakıldığında oldukça havalı gözüken Barış Kılıç, göründüğü gibi değildir aslında, oldukça rahattır. Yanına gittiğinizde bu rahatlığını görebilirsiniz, ama boyu çok uzun olduğu için kendisine erişmekte biraz zorlanabilirsiniz, demedi demeyin. Bunu göze alıyoruz diyorsanız, hiç sorun yok!
Tüm bu olumlu özellikleri onun başarısının altında yatan nedenlerdir. Kılıç’ın oyunculuk yaşamı bu kadarla sınırlı değildir tabi ki…“Adına Feriha Koydum”dan sonra Güllerin Savaşı’nda rol alan oyuncu, kadınlara sihirli parmaklarıyla dokunan, karizmatik bir estetik cerrahını canlandırır. Kadınları efsunlu dünyasına çeken Barış Kılıç, onları adeta baştan yaratır, ama kendisi için yanıp tutuşan bir kadın vardır ki, işler o noktada değişmeye başlar. Böyle bir karaktere kim âşık olmaz ki? Halen bu dizide oyuncu olarak rol alan Barış Kılıç, şu ara vizyonda olan “Seni Seviyorum Adamım” filminin âşık adamı… Bu kez ondan etkilenen bayanlar yok, sadece tek bir bayan var! Kılıç filmde sırılsıklam âşık oluyor, ama ne aşk! Hayatı resmen tepetaklak oluyor, şimdi kim ayıklayacak pirincin taşını?
Yeşilçam tadında olan “Seni Seviyorum Adamım”, filmi hakkında fikirlerimize ortak olan Barış Kılıç, her hafta televizyonda Yeşilçam filmlerine denk geldiğini ve gözünü kırpmadan izlediğini söylüyor. Hatta en sevdiği filmi bile söyledi. Şimdiden söylemeyelim de sürprizi bozulmasın. Bu söyleşide Barış Kılıç’la yalnızca son oynadığı filmi konuşmadık, aşktan ve yaşamdan da söz ettik. Bizi en çok etkileyen lafı da şu oldu: “Ağlamanın erkeği kadını olmaz, insana mahsustur”. Gerçekten de çok anlamlı…
Sorularımıza hüsnüniyetle yanıt veren Barış Kılıç’a teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bol filmli ve bol Yeşilçam’lı günler diyerek sorularımıza geçiyoruz.
1- Aşk filminde yer aldığınıza göre aşkla da aranız iyidir diye düşünüyoruz, filmdeki gibi tutkulu bir aşk yaşadınız mı daha önce? Aşkı bize nasıl tanımlarsınız, sizin ağzınızdan duymak istiyoruz.
Barış Kılıç: Evet, çok şükür güzel bir aşk yaşadım, ama filmimizdeki aşk ile tadı çok farklı tabi ki… Filmdeki aşkın çok nadir rastlanan cinsten olduğunu düşünüyorum. Belli bir yaştan sonra kafasını dinlemek isteyen adam, hayatının en sakin anında, çok sarsılacağı aşk ile karşılaşmış oluyor Aşk bana göre; sizin sakin kalamamanızı sağlayan, hata olacağını bilseniz dahi ondan kaçamayacağınız bir duygudur.
2- Bu filmde oynamaya nasıl karar verdiniz? Film sizce Yeşilçam’ın modernleştirilmiş hali olabilir mi? Günümüz sineması artık Yeşilçam’dan mı besleniyor?
B.K: Bence günümüz sinemasından ziyade günümüz insanları özledi Yeşilçam filmlerindeki o yalın anlatımı. Her şeyin yozlaştığı,çabuk yıpratıldığı günümüzde aşkın yıpranmamış, o saf tarafını insanlara göstermek istedik. Bence bu tür filmler daha çok yapılmalıdır.Belki de bu sayede insanlar kendilerini dinleme fırsatı bulurlar.
3- Dizi seti ile sinema seti arasında çok büyük farklar var mı?
B.K: Tabii ki var. Sinema seti duyguların daha yoğunlaştığı, telafisi olmayan sahnelerin çekiliyor olduğunu bildiğiniz yerdir.
4- Kıbrıs’ı beğendiniz mi? Kıbrıslı insanları biraz tanımlar mısınız bize…
B.K: Kıbrıs'ı beğendim. İnsanların son derece medeni olduğunu ve hayatı rahat yaşadıklarını gözlemlediğim bir yerdir.
5- Film çekimleriniz ne kadar sürdü?
B.K. : 1 ay sürdü...
6- Sette yaşadığınız ilginç bir olay oldu mu, eğer olduysa bizimle paylaşır mısınız lütfen…
B.K: Herhâlde Gizem ile gecenin bir yarısı sualtı sahnesini çekerken, soğuktan sağlığımızdan şüphe ettiğimiz andır...
7- Biray Dalkıran’la çalışmak nasıldı?
B.K. : Keyifliydi... Biray zeki bir yönetmendir. Güzel anlaştık diyebilirim.
8- Eski aşkların daha kalıcı olduğunu düşünüyoruz tıpkı Yeşilçam filmlerindeki gibi, sizce şu anki aşklar neden kalıcı değil? Ne değişti?
B.K: Bence de, çünkü eskiden sadece aşka değil, hayata karşıda, daha samimiydik. Herşeyi zor elde ederdik. Bunun kıymetini daha iyi bilirdik. Günümüzde mal sahibi olma ile aşk sahibi olma arasında çok fark kalmadı ne yazık ki...
9- Ne sıklıkla film seyredersiniz? Yeşilçam filmleriyle aranız iyi midir? En sevdiğiniz Yeşilçam filmini bize bahşedebilirseniz çok memnun oluruz.
B.K: Her hafta mutlaka eski bir Yeşilçam filmine denk geliyor ve gözümü kırpmadan izliyorum. Belki yüzüncü izleyişim olabilir. En favorim Kemal Sunal'ın “SÜT KARDEŞLER” filmi.
10- “Seni Seviyorum Adamım” filminde âşık bir adamı canlandırdınız, ama çok ciddi bir ifadeniz vardı, sanki hep bir şeyler olacak korkusu içerisindeydiniz, film için böyle şart var mıydı, yoksa bu sizin tercihiniz miydi?
B.K: Hayattan korkmuş ve kendini bu yüzden oralara atmış bir adamdı filmdeki belki... Bu yüzden ona eski hayatını hatırlatacak her duruma mesafeliydi.Zaten çokta mutlu bir adamolmadığı ortadaydı.Bu yüzden siz belki heran birşey olabilecek mi duygusuna kapılabilirsiniz.
11- Filmde en çok etkilendiğiniz sahne hangisiydi? Eğer varsa…
B.K: Filmde en çok etkilendiğim sahne, sualtı Ezel'i kurtarmasahnesiydi.
12- Filmdeki karakterle örtüşen taraflarınız oldu mu? Kendinizi bize anlatmanız gerekse neler söylerdiniz? Mesela işin içinden çıkamadığınız durumlarda neler yaparsınız?
Hayatı öyle ya da böyle yaşamak zorundayız.
13- Aşk filminde oynamak sizi mutlu etti mi, tekrar aşk filminde oynamak ister miydiniz?
B.K:Tabi ki mutlu etti. Böyle eskiyi hatırlatan yıpranmamış, saf bir senaryonun içinde olmak benim için bir şanstı. Devamı da gelecek.
14- Filmin son sahnesinde aşkınızı kaybettiğiniz zaman bayağı hüzünlendiniz, hatta ağladınız, “erkekler kolayca ağlamaz” derler, siz gerçek hayatınızda kolayca ağlayabilir misiniz?
B.K:Ağlamanın erkeği kızı olmaz. Ağlamak insana mahsustur.
15- Bundan böyle yolunuza dizi ile mi, yoksa sinema filmiyle mi devam edeceksiniz, ya da her ikisi mi?
B.K: Her ikisi de olabilir. Yeterki içinde olmaktan heyecan duyup,keyif alayım.
16- “Güllerin Savaşı” dizisinde karizmatik, kadınları baştan çıkaran bir estetik cerrahı canlandırıyorsunuz, böyle bir karakteri oynamak size ne hissettiriyor? Keşke böyle bir yaşantım olsaydı herkes benden etkilenseydi diye düşündüğünüz anlar oldu mu hiç?
B.K: İnsanların sürekli benden etkilensinler, beni çok sevsinler, bana âşık olsunlar beklentisi kendi yalnızlığındandır. Ben kendimi yalnız hissetmiyorum.
17- Filmde şarkı söylediniz bu sizi nasıl etkiledi? Müzikle aranız iyi midir? Filmin bir de kendine özgü bir şarkısı vardı ki, resmen kulağımızın pasını sildi. Sanıyoruz ki bu şarkı hep hatırlanacak…
B:K: Müzikle aram iyidir. Bir filmin sahnelerini yukarı taşıyan büyük ölçüde de müzikleri olduğunu düşünüyorum.
18- Filmde keşke şöyle oynamasaydım, böyle oynasaydım dediğiniz bir sahne/sahneler oldu mu? Kendinizi perdede izlerken nasıl buldunuz?
B.K: Tabii ki oldu, ama bu duygunun son olduğunu düşünmüyorum. Dünyanın en iyi filmini de çektiğinizi düşünseniz, izledikten sonra mutlaka içinize sinmeyen yerlerini görürsünüz, bunun sonu yok...
19- Yeni projeleriniz olacak mı?
B.K: İlk sinema filmimdi. Kendimi dev perdede görmek beni çok duygulandırdı. İnşallah yeni senaryolarla karşınızda olmaya devam edeceğim.