Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        “Buraya Kadar”, “Riddick”, “RoboCop”, “Aşk”, “Zamanda Aşk” ve “Zaman Yolcuları”nın DVD’sinin çıkması fırsat bilerek Hollywood’daki bilimkurgu atılımında olup bitenleri değerlendirdim. 2014, A sınıf bilimkurgu filmleri için ne kadar yaratıcı ve verimli geçecek?

        Bilimkurgunun ikinci altın çağını yaşadığımız şu günlerde olabilecek her yerden bir tür filmi örneği fışkırması şaşırtıcı değil. Oscar sezonunda, blockbuster sezonunda, seri üretim denemelerinde, bağımsız sinemada, animasyonlarda bir şekilde bu tabana tutunma şansı bulunuyor. İşin ilginç tarafı bu konuda bambaşka türlerle melez ilişki kurmanın da alışkanlık haline gelmesi… Son ‘X-Men’ filminin bilimkurgu motiflerinden güç alması, furyanın bir başka bileşeni gibi…

        ÖZGÜN VE DEĞERLİ BİLİMKURGU FİLMLERİNİN DÖNEMİ

        Yaz sezonunun özünde “Evrim”den (“Transcendence”, 2014) “Transformers: Kayıp Çağ”a (“Transformers: Age of Extinction”, 2014), “Labirent: Ölümcül Kaçış”tan (“The Maze Runner”, 2014) “Lucy”e (2014), “Jupiter Yükseliyor”dan (“Jupiter Ascending”, 2014) “Yarının Sınırında”ya (“The Edge of Tomorrow”, 2014) uzanan bir yoğunluk var.

        Muhtemelen de özgün senaryolardan yola çıkan “Avatar” (2009) ile “Başlangıç”ın (“Inception”, 2010) sonrasına denk gelen dönemde “Bulut Atlası” (“Cloud Atlas”, 2012), “Tetikçiler” (“Looper”, 2012), “Göçebe” (“The Host”, 2013), “Elysium: Yeni Cennet” (“Elysium”, 2013), “Arınma Gecesi” (“The Purge”, 2013), “Kutsal Savaşçı” (“Priest”, 2012) ve “Zamana Karşı” (“In Time”, 2012) gibi önemli eserlerin, genelde arkasında herhangi bir kaynak olmadan başarıya ulaşması geriye kalacak. Ayrıca “Yerçekimi”nin (“Gravity”, 2013) ‘En İyi Yönetmen’ dalında Oscar kazanan ilk bilimkurgu yönetmenini çıkarma etiketi de hatırlanacak. 2014’ün sonlarına doğru Christopher Nolan’ın “Yıldızlararası” (“Interstellar”, 2014) bu konuda yine tehdit oluşturacağı da (en azından adaylık için) unutulmamalı…

        ROMANTİK-KOMEDİ İLE BAĞ, GELENEK Mİ OLACAK?

        Bu noktada bilimkurgu üretiminin seviyesini düşürmeden devam etmesi önemli bir ‘altın çağ’ kuralına dönüştü. Ayrıca Andrew Niccol, Wachowski Kardeşler gibi türle tanınan isimlerin yavaş yavaş sektörde daha fazla yer alması da ayrı bir gösterge… Bu sezon vizyona girdikten sonra yakın dönemde raflarda şans bulanlara bakınca, kıyamet sonrası bilimkurgu komedisi “Buraya Kadar” (“This is the End”, 2013), uzay operası devam filmi “Riddick” (2013) ve yeniden çevrim “RoboCop” (2014) kendi dünyalarında tatmin etseler de bu konuda bel bağlanacak verimli işler değiller. İki zaman yolculuğu romantik-komedisi denemesi, Richard Curtis imzalı “Zamana Karşı” (“About Time”, 2013) ile 750.000 dolar bütçeli bağımsız “Zaman Yolcuları” (“Safely Not Guaranteed”, 2012) ise ilginç bir çekişme içindeler. İlki alandaki en becerikli ve zihin kurcalayan yapısıyla, ikincisi samimi duygularla seyredeni içine alıyor.

        Zaten komediyle de romantik-komediyle de birleşmekte sakınca görmeyen tür, Jonze’un “Aşk”ı (“Her”) ile ‘tamamen başka bir şey’ hissiyatı yarattı. Zaman yolculuğunda sıkça rastladığımız ‘aşk’ tanımı artık değişmiş, ‘bilgisayar işletim sistemi’ne görmeden bağlanma tanımı ortaya çıkmıştı. Büyük oranda da “Sil Baştan” (“Eternal Sushine of the Spotless Mind”, 2004) kendine ‘Matrix’ kuşağından bir üvey kardeş bulmuştu. Bu cüretkar ‘makineyle ya da makinenin sesiyle aşk yaşama’ açılımının devamı gelir mi? Bilemeyiz.

        SEZON “UYUMSUZ” İLE GELİR AÇISINDAN OLUMLU AÇILDI

        Ama işin ilginç tarafı Mamoru Oshii ve Hayao Miyazaki gibi bilimkurgu animasyonunda ihtisas yapmış iki Japon auteur’ün paralel olarak çağ dışı ‘uçak macerası’ şablonunda şansını denemesi. Demode ve albenisi olmayan “Rüzgar Yükseliyor” (“Kaze Tachinu”, 2013) ve “Gökyüzü Savaşçıları”nı (“Skai Kukora”, 2008) filmografideki değişim adına değerli bulanlar çıkacaktır. Ancak bu iki eser, alışılmış şablonlara tutunmalarıyla vasatlıktan bir adım öteye gidememek bir tarafa, yaratıcılarını da bir köşeye sıkıştırıyor.

        Şimdilerde bir taraftan şiddetin arttığı distopyaları resmeden filmlere dahil olup özündeki dövüş sanatları temelinden şaşmayan “Yasak Bölge” (“Brick Mansions”, 2014), Luc Besson imzalı bir yeniden çevrimle Hollywood’da şansını deneyebiliyor. Bir diğer taraftan ise ‘Transformers’ın izinde yükselen ‘robot üretimi’ algısı ‘çöp kutusu’ yaratmaya başlıyabiliyor. Uzaylı istilası meselesinin ‘tanım’ bulamaması, dış tehdidin kim olduğunu kestirememesi ise fazlaca yatırım alan o alt tür adına bir geri çekilmeye yol açabiliyor.

        Bu durum da aslında hakim yolları ortaya koyarken, 70’lerin ilk altın çağındaki dingin, anlamlı ve özgün bilimkurgu klasiklerinin (bkz. “Westworld”, “Hayal Şehir”, “THX 1138”, “Slaugherhouse-Five”) yeniden canlanmasını sağlıyor. O zamanın paranoyak Amerikan halkının ruh halini yansıtma yanlısı eserler, günümüzde 11 Eylül sonrasından ziyade gelişen bilimkurgu metotlarıyla, formülleriyle ve teknolojileriyle ilişki kurarak fark yaratmaya çabalıyor. Bu yaz sezonunda an itibarıyla “Uyumsuz” (“Divergent”, 2014) ile maddi açıdan iyi ama yenilik açısından ‘bir yere kadar’ izlenimi bırakan bilimkurgu filmleri bakalım nasıl ufuklara yelken açacak?

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ