Kerem Akça'dan !f İstanbul'un en'leri
Kerem Akça, 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali'ni değerlendirdi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
"Prenses Kaguya Masalı"ndan "Anadolu Break"e, "Şeytanın Gözleri"nden "Dyke Hard"a uzanıp alternatif sinema keyfi yaşatan dolu dolu bir 11 gün... 12-22 Şubat arasında 14. yaşını kutlayan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali'nde bu yıl müzikal ve korku filmleri ağırlıktaydı... Her sene gelenekselleştiği üzere 2015 için de festivalin enerjisine katkıda bulunarak '!f İstanbul'un enleri'ni seçtim. 'Keş!f' yarışmasında neler oldu? Alternatif ruhu en iyi hangi eserler temsil etti? Programdaki gerçek keşif neydi? En tartışmalı anlar hangi filmlerden çıktı? gibi sorular eşliğinde elbette... !f Ankara ve !f İzmir'i de bitirdiğimize göre 15. seneye hazırlanmaya başlayabiliriz!
'Independent' (bağımsız) ve 'film' kelimelerini 'aktivist' bir kısaltma ile anlamlandıran !f'in değerini tekrar tekrar anlatmaya gerek yok. Ama her sene 11 gün boyunca zihnimizi meşgul eden radikal denemelerle etrafımızı donatması, beraberinde kelimenin tam anlamıyla dinamik, iddialı ve manalı bir festival ruhu getiriyor. Programda sayısı 100'ün üzerine çıkan ayrıksı eserleri izlerken, bazen 'iyi mi, kötü mü?' umursamayabiliyoruz. Bu sene de tek çekimden oluşan filmlerden tür harmanını abartan işlere, kitsch estetikte sınır tanımayan uçarı denemelerden eklektik belgesellere uzanan bir çeşitlilik vardı. Bunlardan da gözümüzü ayıramadık...
SAHTELİKLE CEBELLEŞEN ASİ KADINLAR
Bölüm adı fark etmeksizin öteki olmanın tanımı ve boyutları dikkat çekti. Bir köşeye itilmiş kadınlar, eşcinseller, göçmenler, siyahiler, işitme engelliler, genelde alternatif sinema dilleriyle, zeka kokan deneylerle, aykırı temalarla ve coşkulu görsel numaralarla karşımıza çıkarıldı. Ramin Bahrani, Desiree Akhavan, Ana Lily Amirpour gibi ABD'de yaşayan Ortadoğu kökenli yönetmenlerin varlığı, güzel bir örnek...
Margaret Keane ("Büyük Gözler"), Kumiko ("Kumiko, Hazine Avcısı"), Amina ("Amina Profili") tam bu ruhu yansıtan, erkeklerin oyuncağı olmuş ve kendini öne çıkarmak isteyen dirençli kadın karakterler sanki... Elbette onların 'sahtelik' ile uğraşma yolları da bir 'ortaklık' getiriyor. Festivalin programında Isao Takahata'nın "Prenses Kaguya Masalı" ("Kaguyahime No Monogatari", 2013) ile yaptığı ustalık gösterisi gözlerden kaçmayacak düzeydeydi. Orada gördüğümüz bambu ağacından çıkan mucizevi porselen bebek ya da prenses sanki bunlara eklenebilir. Öte yandan Samantha White ("Sevgili Beyaz Irk"), Deniz ("Çekmeceler") ve Eve ("God Help the Girl"), cinsiyet ayrımcılığına, ırkçılığa, erkek şiddetine karşı çıkan özgürlükçü, feminist ve asi tavırlarıyla azımsanmayacak gibiydiler.
DİRENİŞ KORKU ÖTEKİLERİNDEN ÇIKARSA...
Fakat esasen programda korku ve müzikal örneklerinin yoğunluğu dikkat çekiciydi. Avusturya'dan gelen Haneke-Cronenberg melezi şaşırtıcı ikiz gerilimi "Goodnight Mommy" ("Ich Seh, Ich Seh", 2014) bir tarafa korku-komedi örnekleri resital yaptı. Vampir komedisi "Norveç" ("Norvigia", 2014) ve "Aylak Vampirler" ("What Do We Do in the Shadows", 2014) özel ve camp (bayağılık estetiği) dünyalarıyla bir seçenek oluşturdular. İlkinin bilimkurgu, ikincisinin sahte belgeselle ilişkisi hayran buldu veya bulamadı. Slasher komedisi "Buzzard" ve yaratık komedisi "Mors Dişi" ("Tusk") kült kitle yaratmak için hınzır çabalardı. İlkinin gerçekçilik inadıyla, ikincisinin Kevin Smith'in iğneleyici diyaloglarıyla ters köşe yaptığı görüldü.
Bunlar bir yana kabuslarla, reenkarnasyonla veya korku öğeleriyle dönüşüm geçirme potansiyeline sahip kadınlar da sahne aldı. Sözgelimi "Ginger Snaps"in (2000) yapısını bir Kuzey Avrupa kasabasına taşıyan "Hayvan Düşü" ("Når Dyrene Drømmer", 2014) kurt kız filmi tanımına yaslanıyordu. Oyunculuk dünyasına eleştirel bakışı Argento usulü müzik kullanımı ile Lynch usulü zihinsel evrenden destek alarak canlandıran plastik "Şeytanın Gözleri" ("Starry Eyes", 2014), 'kadın gotiği'yle temas kuruyordu. "Gece Yarısı Dalışı" ("The Midnight Swim", 2014) ise gizem filmine "Lanetli Kasaba" ("The Wicker Man", 1973) katmanından bir bakış gibiydi. Direnişe yatkın !f'in; merkezi objelerinin, kurt kızlar, vampire dönüşen erkekler, reenkarnasyona uğrayan kadınlar olması da gayet doğal.
MÜZİKALLER VE LGBT FİLMLERİ
Müzikal konusunda dört film bunlara destek oldu. Yakuza hip-hop müzikali "Tokyo Çetesi" ("Tokyo Tribe", 2014), Takaski Miike ile aynı kuşağa ait kült Japon sinemacı Sion Sono'nun zekasıyla bir koreografi, tür ve mizah cambazı gibiydi. İçine ninjalar, motosikletliler, hayaletler, hapishane kaçkınları iliştirilmiş "Dyke Hard", "Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı"nın ("Hedwig and the Angry Inch", 2001) düşük bütçeli versiyonu gibiydi. "God Help the Girl" ve "Son Beş Yıl" ("The Last Five Years", 2014) ise kadın ana karakterleriyle anılması gereken temiz ama sıradan ve klasik müzikal denemeleriydi.
Eşcinsel ötekilerde gezintiye çıkınca "Dyke Hard"ın lezbiyen rock grubundan başlayan bir süreçle yüzleşebiliriz. "Çocukluk"un ("Boyhood", 2014) çekim süreci mantığını '52 gün ve iki dakika'ya transfer eden "52 Salı" ("52 Tuesdays", 2014), transseksüel anne-heteroseksüel kızı ilişkisine cinsellik de içeren cesur bir dille yaklaştı. Önceden izlediğim "Kum Doları" ("Dólares de Arena", 2014) bir kenara, "Bizdeki Koku" ("The Smell of Us", 2014) da Larry Clark klasıyla başlarını öne attılar.
YARIŞMADA ESTONYA SİNEMASI TARTIŞMASIZ LİDERDİ
Keş!f yarışması filmlerinden "Rüzgarların Arasında" ("Risttuules", 2014) sanki "Anten" ("La Antena", 2007) gibi başyapıt seviyesinde olması sebebiyle ödüllendirilmedi. Ama kalite şampiyonu olarak anılmayı garantiledi. Zaten Sokurov'u, Resnais'yi , Tarkovsky'yi kıskandıracak bir Estonya sineması mucizesine de bu yakışırdı.
"Toz Ruhu"nun dikkat çekici ilk film becerisi bir yana yarışmada "Mardan" ve "Ağustos Esintisi" ("Ventos de Agosto") olmamış denemelerdi. Irak'ta geçen ilki "Bir Zamanlar Anadolu'da"nın (2011) yapabildiğini beceremeyen, yapay kurgu hamlelerinden mustarip bir Kürt polisiyesiydi. İkincisi ise sadece iyi fotoğraflar ve ortaya attığı çıplak bedenlerle öne çıkma derdindeydi sanki. 'Fark yaratmak' fazla kişisel ve aceleci durunca sonuç kaçınılmazdı.
Amerikan bağımsız sineması örneği "Yine Noel" ("Christmas, Again"), alışkanlık yaratan Cassavetes gerçekçiliğinden fazla ayrılmayan Charles Poekel'ın 'köklere ilaç tedavisi' yapmasını sağladı. Karamsar ve hüzünlü anti-noel filmine son karedeki metaforik bitkiyle de manidar bir nokta koyuyordu.
AMERİKAN BAĞIMSIZ SİNEMASINDA YARATICI FİKİRLER
Aslında indie örneklerinde "Tek Aşkım" ("The One I Love"), "Sevgili Beyaz Irk" ("Dear White People"), "Yalnız Cennet Bilir" ("Heaven Knows What") gibi başarılı denemeler vardı. Gerçekçiliğin sakilliğine saplanmadan özgün durma arzusu öne çıktı. Ama Poekel'ın yaptığı Iñárritu'nun "Birdman"de geldiği gösteriş seviyesini düşününce, Cassavetes arka planına yakışmış gibiydi.
Ana toplamda yarışmadan işitme engellilerin dünyasından iddialı bir gençlik-suç filmi harmanı çıkaran "Kabile" ("Plemya") hayal kırıklığıydı. Hamer, Maddin, Burton ve Sachs diğer tatmin etmeyenler oldu. Belki de filmografilerini hayranlıkla takip ettiğimiz için...
BELGESELLER TATMİN ETTİ, UFUK AÇTI
Açıkçası !f'in en zorlayıcı filmi olması ümidiyle izlediğimiz "Seremoni" ("La Cérémonie") ne bir şeyleri belgeleme ne de aydınlatma açısından becerikliydi. Aksine Fabrice Du Welz'in katil aşıklar filmi "Aleluya"nın ("Alleluia", 2014) Yeni Fransız Aşırılığı'yla bağ kurması ondan daha iddialı durdu. Belgesel konusunda "Şahane Alice Cooper" ("Super Duper Alice Cooper"), "Amina Profili", "Motör", "Meydan" ("Maidan"), "Sessizliğin Bakışı" ("The Look of Silence") özgün duran taraflarıyla anılacak, her zaman hatırlanacak işlere dönüştü. Fassbinder, Jarman (en kötü filmini izlesek de), Burroughs, Parajanov ve Maddin'le ilişki ise değerliydi.
Gezi belgeseli üretirken eksen kaymasına yol açan 'ana konuya teğet geçme' arzusu bir kez daha öne çıktı. "Tarlabaşı ve Ben"e net bir ruhsuzluk hakimdi. Ama yerli sinema örneklerinde "Anadolu Break", "Toz Ruhu", "Çekmeceler", "Oflu Hoca'yı Aramak" bizi iyi temsil etti. !f'in alternatif denemeleri, ötekileştirilmiş karakterlere alan açan sinema anlayışı bağımsızlığı da, direnişçiliği de, asiliği de, aşırılığı da besledi. Dolu dolu geçen 11 günde Asia Argento'dan Alice Cooper'a, Sergei Parajanov'dan Kevin Smith'e uzanan çeşitlilikle tatmin olmamak mümkün müydü? Elbette hayır! 2014'ün sayılı başyapıtlarından "Rüzgarların Arasında"nın bu toplama alındığı bir ortamda neredeyse imkansız!
En iyi 10 kurmaca film (yarışma hariç)
1-Goodnight Mommy
2-Tek Aşkım
3-Prenses Kaguya Masalı
4-Tokyo Çetesi
5-Mors Dışı
6-Cennet
7-Bizdeki Koku
8-Sevgili Beyaz Irk
9-Yalnız Cennet Bilir
10-Çekmeceler
Keş!f yarışmasının en iyi 5 filmi
1-Rüzgarların Arasında
2-52 Salı
3-Toz Ruhu
4-Yine Noel
5-Norveç
En iyi 5 belgesel
1-Şahane Alice Cooper
2-Amina Profili
3-Motör
4-Hayatın Kendisi
5-Anadolu Break
En büyük sürpriz
52 Salı
En iyi ilk film
Rüzgarların Arasında
En iyi kadın yönetmen
Sophie Deraspe (Amina Profili)
En iyi LGBT filmi
Bizdeki Koku
En büyük hayal kırıklığı
Yasaklı Oda, Kabile
En çok umut vaat eden yönetmen
Yiannis Veslemes (Norveç), Charles Poekel (Yine Noel)
Kültleşme ihtimali en yüksek film
Tokyo Çetesi
En çabuk vizyona giren film
Hayatın Kendisi (20 Şubat)
En ilginç fikir
52 Salı
En fazla seyircinin yarısında terk ettiği film
At Parası
En kült an
Mors Dişi'nin sürpriz yaratığı
En kitsch (bayağı) an
Dyke Hard'ın hayaletli koreografisi
En gore (kanlı) sahne
Aleluya'nın tamamı
En iyi seks sahnesi
Kabile'deki sessiz seks sahnesi
En rahatsız edici an
James Franco'nun devreye girdiği anlar (Ben, Michael)
En kült erkek karakter
Johnny Depp (Mors Dişi)
En kült kadın karakter
Tessa Thompson (Samantha White – Sevgili Beyaz Irk)
En derin karakter
Michael Keaton (Riggan Thompson – Birdman)
En kötü film
Gül Suyu