Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Medya 'Orhan benim hem hocam hem kocam'

        HT PAZAR / NAZENİN TOKUŞOĞLU

        Orhan Birgit’in Caddebostan’daki evine gidiyorum. Yeni evlilerin ikisi de son derece şık, keşke ben de giyinirken daha fazla özenseydim! “Her şeyi soracağım Orhan Bey, hazır mısınız?” diyorum. Orhan Birgit “Tabii ki kızım yıllardır sizlere korkmadan her şeyi sorabileceğinizin, tereddüt etmeden fikrinizi söyleyebileceğinizin mesajını vermedik mi?” diyor. Gerçekten de her soruya içtenlikle cevap veriyor. Şimdilerde pek bir moda olan “Hanım köylü” deyimini sevmiyor ama! “Ne öyle, kılıbık gibi” diyor. Ama birkaç gündür evde bekleyen güzel eş, erkek tarafına iyi gelmiş. “Evde bile el ele dolaşıyoruz” deyince gülüyorum. Esprili Başkan, “Düşmeyeyim diyedir belki” deyince de kopuyorum. İşte kötü gündem maddeleri arasında sizi gülümsetecek bir sevgi hikâyesi...

        Bu yaşta neden evlendiniz?

        Orhan Birgit: Ben yıllardır yalnız yaşıyorum. Çok sevdiğim eşimi kaybedeli 9 yıl oldu. En kötü günlerimde bana dayanak oldu ama kanser onu aldı götürdü. Yalnızlığım geçsin diye zaman zaman Büyük Kulüp’e gitmeye başladım. Yeni dostlar edindim. Oradaki bir arkadaşımız sayesinde tanıdım Gülsen’i. Dördüncü görüşmemizde evlenmek istediğimi söyledim. O da eşinden ayrılmıştı. Birlikte yeni bir yolculuğa çıktık.

        Gülsen Abacı Birgit: 3 çocuğum var benim. 40, 38 ve 33 yaşlarında, hepsi de evli. Hep yuva kurmamı isterlerdi ama çok sormazlardı. Ben de evlenirken söylemedim. Ani bir kararla Eskişehir’e gittiğimizde yedek kıyafetim yoktu. 4 Mart’ta tanıştık, 15 Nisan’da evlendik.

        Eşiniz çok güzel; etkiledi mi bu kararınızı?

        O.B.: Tabii ki, sonuçta hayatta karşılaştığım ilk kadın değil eşim!

        Nasıl oluyor bu yaşta evlilik?

        O.B.: Yapabilen var yapamayan var. O elektriği verene sormak lazım. Sağlıklı bir insan bile olsanız, yalnızlık strese sokuyor. Bir de Yengeç burcuyum, yuvaya düşkünüm.

        G.A.B.: Benim için sürpriz oldu. Aslında Amerika’da yaşayacaktım. Hayat işte. Gençken daha hayalperest oluyor insan. Bu yaşta gerçekten ne istediğini biliyorsun.

        Ne istiyormuşsunuz?

        G.A.B.: Dostluk ve sohbet. “Hem hocam hem kocam” diyorum. Ondan çok şey öğrenmek istiyorum.

        Neden Eskişehir’de evlendiniz?

        O.B.: Magazin konusu olmamak için. “Beni koruyacak bir Belediye Başkanı bulmak lazım” derken öğrencim Yılmaz Büyükerşen geldi aklıma. Eşi eşimin şahidi oldu, Yılmaz da nikâhı kıydı. Hanımefendiye soyadımı verdim, ertesi gün döndük.

        Neden birlikte yaşamadınız?

        G.A.B.: Olmazdı hayata bakışım bu.

        O.B.: Gayet tabii yasalar var. Filmlerde falan görürüz ya; heyecanla el ele tutuşurlar, kasabanın sarhoş belediye başkanını bulurlar. Bir şişe de viski verirler. O geldi aklıma şimdi.

        ÖPEREK UYANDIRIR

        Sabah uyandığınızda “Neredeyim ben” dediniz mi?

        G.A.B.: Dedim... Hâlâ da alışamadım.

        İkinizin de alıştığı bir hayat var, uyku düzeni mesela...

        G.A.B.: Ben önce uyuyorum.

        O.B.: Yalnızken çok zor uyurdum. Sağa dön, sola dön. Şimdi çok rahat uyuyorum.

        Kim daha önce uyanır?

        O.B.: Gülsen’in ritüelleri var, sabah namazını kılar sonra beni uyandırır.

        Nasıl uyandırırsınız?

        G.A.B: Öperek tabii...

        O.B.: Ben de mutlu bir şekilde hemen uyanırım. Bir sıkıntı geçirdiğinde ambulans çağıracak biri var evde. Eşimin hastalık dönemlerinde kaç kere acile götürdüğümü hatırlamıyorum. Kalkıp nefesini dinlerdim. Düşünün yanınızda hiç kimse yok. O zaman huzursuz uyursun.

        Sokakta el ele dolaşır mısınız?

        O.B.: Sadece sokakta değil evde de el ele dolaşıyoruz.

        Evde el ele mi dolaşıyorsunuz?

        O.B.: Gayet tabii, o günün havasına bağlı. Özellikle eşim hiç ihmal etmiyor, ettirmiyor da. Belki de düşmeyeyim diye yapıyor bilemiyorum.

        G.A.B.: Yok olur mu canım öyle şey. Otomobilde de mi düşeceksin, o zaman da tutuyorum yani.

        Aşk var mı?

        O.B.: Aşk daha sonra başlar. Yaş itibarıyla söylüyorum. İkinci evliliğim bir de...

        G.A.B.: Sevgi var. Ama gelinim “Anne seni hiç böyle görmedim, gözlerinin içi gülüyor” diyor.

        'HANIM KÖYLÜ LAFINI SEVMEM'

        Kıskanç mısınızdır?

        O.B.: “Kısa giyme” demem, karşı cinsin bakmasına da bir şey söylemem. Ama yanındaki erkeği ihmal edecek bir arkadaşlığa kalkışırsa kıskanırım. Ben de gittiğimiz yerde başka hanımlarla ilgilenirsem onun da kızması lazım.

        22 yaş fark sorun oluyor mu?

        O.B.: Olmuyor. Her sabah erkenden Basın Konseyi’ne gidiyorum, 12 Eylül döneminde parti dışında kaldığım zaman bile her sabah aynı saatte kütüphaneye giderdim. Yaşıma karşın dinçliğimi ona borçluyum. Ayakta ölmek istiyorum. Ama okurlardan ya da gazeteden uyarı gelirse bırakırım. Bana kalsa masa başında ölmek isterim. Beni dinç yapan budur. Eşim beni hiçbir zaman kahvaltı masasında pijamayla görmeyecek. Duşumu almış şekilde tıraşlı olarak görür.

        Kaç yaşında hissediyorsunuz?

        O.B.: Hiç düşünmüyorum, ne kadar görünüyorsa oyum.

        G.A.B.: Ben “40” diyorum. O ruhu taşıyor.

        Kadın erkekten küçük mü olmalı sizce?

        O.B.: İlk eşimle aynı yaştaydım. Ama bana o elektriği verirse yaş önemli değil.

        G.A.B.: Bence erkek büyük olmalı.

        Hanım köylü mü oldunuz?

        O.B.: Kılıbıklık yani argo deyimle, hiç sevmem. Ama neden geciktiğimi söylerim, eskisi kadar çok takılmam gazetede.

        'TEK ADAM REJİMİ GELECEK'

        Kaleminiz yumuşadı mı evlendikten sonra?

        O.B.: Hayır, kesinlikle.

        Karslısınız, “ucube heykel”le ilgili bir diyeceğiniz vardır.

        O.B.: Herkesin bir sanat zevki var, ama beğenmediğine “Ucube” demek sığlık göstergesi. Sayın Başbakan muradına eriyor, ucube yıkılıyor, kutlarım. Bu arada bizim evde de bir ucube var, onu kimse yıkamaz.

        G.A.B.: Gelinim seramikçi, o getirdi, ucube koyduk adını.

        Türkiye’de olan bitenlerle ilgili ne diyeceksiniz?

        O.B.: Meslektaşlarımın bu olayların içine dahil edilmesi çok üzüyor. Geciken adalet, adalet değildir.

        “Beni de alırlar mı?” sıkıntısı var mı?

        O.B.: Sabah kapıyı sütçünün çalması umuduyla giriyorum yatağa. İlhan Selçuk’a yapıldı sabah ziyareti. Neden? İlhan Türkiye’nin en değerli politik yazarıydı, tatlı sivri bir dili vardı. Bana da sıra gelebilir diye düşünüyorum. 12 Haziran’dan sonra çark daha acımasız dönecek. Tek adam rejimi egemen olacak.