AHMET Türk’e, üstelik bir Mardinlinin evini kiralamaktan son anda vazgeçmesi nedense insanları şaşırttı. Hiç şaşırmayın. Etnik köken veya din veya mezhep veya sosyal statü veya zenginliğine bakarak bazılarına ev kiralamamak çok ağır bir “gerçektir” zaten. Türkiye’de yapılan pek çok ankette, farklı dinde komşu istemeyenlerin oranı hep yüzde 50’lerin üzerinde çıkar. Amerika’da siyahilere ev kiralamazlar. Almanya’da Türklere ev kiralamazlar. Fransa’da Tunuslulara ev kiralamazlar. İsrail-Filistin’i hiç anlatmama gerek yok. Tüm bunlar hayatın gerçeği. Hep vardı ve olacak. Zaten bizim yaşadığımız sıkıntı da, bu ağır gerçeği görmezden gelmemiz. Ya da görmek istemememiz. Yanılmıyorsam, Cumhurbaşkanı Gül bile, “Ben Kürtlerin varlığını, 18 yaşında büyük kente gidince gördüm” demişti. Gül 1950 doğumlu. Doğumundan üniversite yıllarına kadar, yani neredeyse 1970’lere kadar Kayseri’de, Türkiye’de Kürt olduğunun farkında bile değilmiş. Burada şaşırtıcı olan, Türkiye’nin bir bölümünün, bu gerçeğin farkında olmaması. Ya da kendisine bunun fark ettirilmemesi. Tıpkı, yıllarca hiç farkına varmadığımız Ermeni gerçeği gibi. Tıpkı, kırık Türkçeleri ile sadece esprilere konu olan azınlıklar gibi. Tıpkı, bir otelde yakıldıklarında gündeme gelen Aleviler gibi. Oysa Türkiye’de Kürt de vardı, Ermeni de vardı, Alevi de vardı, Hıristiyan da vardı, Yahudi de vardı. Üstelik öyle az buz bir süre değil, asırlardır vardı. Yine Ahmet Türk örneğine dönersek, burada bakılması gereken, ev sahibinin “Soyadın Türk olsa da sen Türk değilsin” diyerek Ahmet Türk’e ev kiralamaması değil. Toplumda “öteki” algılamasının giderek bozulması. Ve bunun, devlet eliyle yapılıyor olması. “Ötekiler”, kâh “sözde vatandaşlar” denilerek ikinci sınıf gösteriliyorlar. Kâh, kapkaççıların doğum yerlerine bakılarak ikinci sınıf gösteriliyorlar. Zaten bu da yeni değil. Doğum yerine göre insanlara farklı davranmak hep vardı. Daha düne kadar, Yahudi vatandaşlara, belli seri numaralı pasaport veriliyordu. Müslüman olmayanın askerde belli göreve gelemeyeceğini sağır sultan biliyor. Eğer Türkiye değişecekse ve eğer Ahmet Türk’e ev kiralamak istemeyenlerden rahatsız olunuyorsa, “öteki” algısını olumlu yönde değiştirmemiz gerek. Bu ülkede yaşayan her insanın eşit olduğunu baştan kabul edeceksin; ne doğum yerine, ne dinine, ne mezhebine bakacaksın. “Ben bakarım arkadaş” diyeni pişman edecek hukuki yapıyı da oluşturacaksın. Elin oğlu, kilosuna, çirkinliğine, güzelliğine, yakışıklılığına bakılmasın diye iş başvurularında “fotoğraf” istenmesini bile yasaklıyor ve “Eğer senin aradığın niteliğe uygunsa, işe alacağın kişinin boyuna bosuna bakma” diyor. Bunu kanun haline getiriyor. Uymayanı ağır tazminata mahkûm ediyor. Neden? İşte tam bu nedenle. Çünkü onlar, ırk-din-mezhep-köken-statü gerçeğinin farkındalar, eşitliği de mücadele ile kazanmışlar.