Emekliler bu kez olacak galiba...
Anladığım kadarıyla, AK Parti seçim vaatlerinde bu kez “Veremezler, olmaz, ekonomik dengeleri bozar’’ diye şiddetle karşı çıktığı, örneğin emeklilere iki maaş gibi önerilere bu seçim döneminde farklı yaklaşacak. Yaklaşmak zorunda. Çünkü “Bu ülke Suriyeli göçmenlere 7.6 milyar dolar harcama yapıyorsa, emeklisine iki maaş ikramiyeyi de verebilir’’ tezini hiçbir ekonomik gerçek eritemez. Muhalefet bunu sonuna kadar kullanacaktır. Nitekim gelen bilgiler, AK Parti’nin ekonomik vaat konusunda geri kalmayacağını gösteriyor. Kim bilir “En düşük emekli maaşı 1500 TL olacak” denilse artık şaşırmam. Böylece tüm partiler benzer vaatler dile getirdiğinden ortaya koalisyon da çıksa, kazanan emekli ve dar gelirliler olma ihtimali yükseliyor...
MİLLİ MECLİS!
Diyelim ki HDP yüzde 9.9’da kaldı. Ve diyelim ki G.Doğu’da HDP’nin oy oranı yüzde 70’lerde olmasına rağmen TBMM’ye milletvekili gönderemedi. TBMM, milli ve yerli milletvekilleriyle doldu diye sevinecek miyiz? Yoksa en az 4.5 milyon seçmenin iradesi Meclis’e yansımadı diye üzülecek miyiz? Hangisi aydınlık bir gelecek için Türkiye’nin yararına? Bu ülkenin 40 katır mı 40 satır mı ikilemi içinde debelenmekten kurtulamaması bir kader olmalı...
Ve bir soru: Seçim barajı yüzde 10 değil de yüzde 5 olsaydı milli bir Meclis taleplerine gerek kalır mıydı? Belki şu anda AK Parti tek başına hükümetti ya da HDP yüzde 6-7 oranıyla seçim aritmetiğinin kilit partisi değildi... Doğruyu bulabilmek için bu kadar acı çekmeye gerek var mı?
FAİZLER YÜKSELİR Mİ?
Bugün Para Piyasası Kurulu (PPK) toplanıyor. Piyasa oyuncuları PPK’dan bir faiz artırım kararı çıkmasını beklemiyor. ABD Merkez Bankası faiz artırımına gitmeden Türkiye’nin politika faizlerinde değişiklik yapmayacağı ortak görüş. Yine de ben olası bir faiz artırımı noktasında sürpriz bir tavır değişikliği olabileceğini veya çok güçlü bir yaklaşım sergilenebileceğini düşünüyorum.
Diyeceksiniz ki Başçı, “FED, faiz oranlarını artırırsa Türk bankalarına ödenen zorunlu karşılık faizlerini FED faizleri seviyesine yükselteceğiz. Bankalarımızın bir yıla kadar olan bütün yükümlülüklerini rahat bir şekilde sürdürmesi için Merkez Bankası tam olarak yeterli olacak’’ demedi mi? Yani orası karar vermeden ben bir şey yapmam demek istemedi mi?’
Evet dedi, ama dolar o sıralarda 2.77 seviyesindeydi. Şimdi 3 TL’de yatay bir seyir izliyor. Yani bu sözün caydırıcılığı kalmadı. Üstelik bu seviyedeki bir kurun işletmeler üzerindeki yükünü bir kenara bırakın, enflasyonist etkisinin bile acil karar noktasında PPK’yı zorladığına inanıyorum. Yanılma ihtimalimin güçlü olduğunu bilmeme rağmen yine de faiz artırımı konusunda tahminimi paylaşmak istedim.
Dolar’ın 3 TL’nin altına sarkmaması, Merkez Bankası’nı sıkıştırmak olarak değerlendirilebilir. 3 seviyesine takılması ise piyasa oyuncularının “Kafamıza faiz silahını yeriz” korkusundandır. Bu sıkışmışlık aşılacak da hangi yönde olacağına Merkez Bankası karar verecek!