Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SEÇİME giden süreçte neredeyse yüzlerce siyasetçi ağırladım... İstisnasız bütün partilerden... Hemen hepsinin ortak fikri şuydu: Seçim sonrasında iki kriz yaşanacak...

        1- Ergenekon sanıklarının tahliyesine izin verilmeyecek.

        2- KCK sanıklarının tahliyesi zor gözüküyor, hatta vekillikleri bile kabul edilmeyebilir.

        Solcusundan sağcısına herkes biliyordu ki seçim her ne kadar yüksek katılım oranıyla bir demokrasi şölenine dönüşmüş olsa dahi, bu garabet hukuk yüzünden bazı sorunlar yaşanacak... Bu sorunlar Türkiye için büyük krize dönüşecek... Yani kriz göz göre göre geldi... Hani eskilerin deyimiyle, görünen köy kılavuz istemedi. Hatip Dicle karan açıklandığı gün Tarlabaşı'nda bulunan bir arkadaşım, gözyaşları içinde aradı: "Kıyamet kopuyor burada, gaz sıktılar, gözlerim hâlâ yanıyor, etrafımda kusan kusana..." Panzerler, taşlar sopalar ve öte yandan İstiklal Caddesi'nde altına imzamı atacağım basın bildirisini okuyan Ertuğrul Kürkçü...

        Gel de karar ver ne diyeceğine... Gel de yorumla bakalım... Ne düşüneceğime, ne hissedeceğime karar veremedim ki buyurayım buradan "doğrusu budur!" diye...

        ★

        Dün Fatih Altaylı, "Eee yeter be!" diyordu, büyük bir çoğunluğun sesi olarak: "Hatip Dicle vekil olamıyor, BDP'liler hemen tehdit ve şantaj yolunu seçiyorlar. Ya 36 kişi geliriz ya gelmeyiz laf mı? Hele hele 'Bırakmazlarsa biz gider alırız!' ne demek? Kendinizi yasalar üstü görüyor ve ayrıcalık mı istiyorsunuz? Peki bu milletin geri kalanı eşekbaşı mı?" Böyle okuyunca "Haklı" diyorsunuz... Haklı olmasına haklı da, bunca haksızlık da "Yuh!" dedirtiyor insanlara... Aysel Tuğluk, "O zaman biz de size Meclis'iniz sizin olsun deriz" açıklamasını yaptıktan hemen sonra canlı yayındaydım. Bu konu üzerinde sol kesimden farklı bir kalem oynatan ve "PKK-BDP'de Gandhi ve Mandela olgunluğu yok" diyen tarihçi, akademisyen Halil Berktay ile... Belki de canlı yayında BDP'yi ilk kınayanlardandık! Kınadık kınadık ama Meclis'i kendisinin görmeyen vekillerin de bu hissiyatının arkasında az olay yok hani!

        Geçmişimizin vebali çok... Yaka paça atıldılar bu Meclis'ten... Görüntüleri düşündükçe hâlâ midem ağrır, ürperirim... "Sizin Meclis'iniz" hissi sadece bununla da sınırlı kalmaz. Ne oda verilir, ne adam gibi davranılır onlara... Meclis çalışanından vekillere kadar hemen herkes onlara "Öteki" diye bakar. "Yok canım" demeyin, bizzat şahit olduğum anlar, hatırlamak istemediğim muameleler vardır...

        Doğrudur, BDP 36 vekilin mutluluk sarhoşluğuyla belki söylemini sertleştirmiş, "Biz her şeyi yaparız, asarız keseriz!" havasına girmiştir. Sadece parti de değil, ona oy verenler de aynı haletiruhiye içindedir. Buraya kadar eyvallah! Ama yaşadıklarının da hiç az olmadığını unutmamak lazım! Üstelik duyarlılık, olgunluk, sorumluluk sahibi olmak, alttan almak... "Niye sürekli Kürtlerden bekleniyor kardeşim?" diye soruveresi geliyor insanın. Gerçekten de yeter artık!

        Uzun lafın kısası, benim beklediğim tepki karşılıklı el uzatmaktır... Yani balkon konuşmasıyla Ortadoğu'ya ılımlı mesajlar gönderen Başbakan'ın, Kasımpaşalı tavrıyla "Bu nasıl bir karardır!" açıklaması, olayı kınaması bile yüreklere su serper! Aynı şekilde BDP'lilerin de çözümün Meclis'te olacağını, her şeye rağmen o Meclis'in kimsenin tekelinde olmadığını kanıtlamak adına, o çatı altında sorun çözmeye çalışmaları gerekir...

        Bu aşamada Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel'in varlıkları çok daha büyük önem kazanmıştır. Karşı tarafa sevgi, sempati duymak zorunda değilsiniz ama anlamak zorundasınız... Bardağın dolu tarafına bakmak zorundayız. Örneğin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, "Balbay ve Haberal salıverilmezse gereğini yapacağız!" dedi. Eee bu niye tehdit olarak algılanmıyor peki? Demagoji yapmaya gelince, inanın sonuna kadar gidilebilir... Ama bu bizi hiçbir yere götürmez.

        Son söz: Seçim sonunda en çok mağdur olan, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Hatip Dicle ve diğer KCK tutuklularına oy verenlerdir! Onların yerinde olsaydım öfkelenirdim. Hani demokrasiydi, hani meşru seçimdi? Hani milletin tercihiydi? Bırakın Allah aşkına!

        Diğer Yazılar