Aziz Philippus'un mezarı
Prof. Dr. Francesco D'Andria gazetelere şu açıklamayı yaparken çok heyecanlı: "İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Filipus'un mezarını nihayet bulduk." Mezarın bulunduğu yer Denizli'deki Hierapolis antik kenti.
St. Philippus, Hierapolis'e Hıristiyanlığı yaymak üzere gelmiş ancak Romalılar tarafından öldürülmüştü. Sezar, Filipus'un halkı böleceğini, kendisine bir tehdit oluşturacağını düşünüyordu, bu nedenle de ölüm kararını çıkarmakta hiç vakit kaybetmedi. Romalı askerler, Filipus'u çarmıha gerdiklerinde, bir gün "Aziz" ilan edileceğini de bilmiyordu şüphesiz.
Tabi Hıristiyanlık 5. yüzyılda resmi din olarak kabul edilince, bütün bu katledilenler birer birer aziz ilan edildi. Bir kıymete bindi.
Prof. D'Andria, bütün bu hikayeyi düşününce, Hıristiyanların buraya hacı olmak için geleceklerini düşünüyor ve mutlu oluyor. İştahı kabararak bu Hıristiyanlık abidesini basına anlatıyor.
Bakalım, dediği gibi olacak mı?
Bu arada mezarın içi açılmadı, o bu yılın işi değil. Açılmazsa da benim kanaatim defineciler kışı bekleyemeden, kazı ekibi bölgeden ayrılır ayrılmaz orayı talan ederler. Bir düşündüm de, belki de Göbeklitepe'de olduğu gibi, kazı ekibinin gitmesini bile beklemezler.
Sonra Aziz Filipus'un kutsal emanetlerini bir koleksiyonda sergilenirken görürüz... vs vs...
Bu hikayeler sizi de yormadı, sizi de bıktırmadı mı?
İnsanların "hacı" olmak düşüncesi ile bir antik mezarı gelip ziyaret edeceği düşüncesi bile bana tuhaf geliyor, hâlâ. İnanç, insanları a noktasından b noktasına hareket ettirebiliyor mu sahiden böyle? Ölüp giden şu gezegen için kimse kılını kıpırtdatmazken...