EMPATİ LOKANTASI
Vakt-i zamanında bir İsrail seyahatin olmuştu. O zamanlar şu makaleyi hazırlamış ancak yayınlamamıştım. İsrail'de bir empati lokantası, sonra benzerleri Türkiye'de de açıldı, geçici olarak...
*
İsrail'deki Nalagaat dünyada, görme, konuşma ve işitme engelli insanlarla empati kurulsun diye açılmış ilk mekan. Kapkaranlık bir lokantada yemek yemeyi, çıt çıkmayan bir cafede bir dilim kekin tadını almaya çalışmaya cesareti olanları bekliyor.
Kokusunu duymanıza rağmen zifiri karanlık bir odada, şeklini şemalini görmediğiniz bir yemeğin tadınıı tam olarak alamazsınız. Şeker attıktan sonra fincanı karıştırırken, kaşığın sesini duymamanın sizi nasıl etkileyeceğini tahmin bile edemezsiniz. Ya da bir restoranda ellerinizi yıkamak için lavaboya doğru yürüdüğünüzde belli belirsiz bile olsa ayak seslerinizi duyamamak ömür boyu sürecek korku nöbetlerine kapılmanıza sebep olailir. Peki beğendiğiniz birine kendinizi anlatırken, hiç ses çıkarmamanız ve asla konuşmamanız gerekse, onu yine etkileyebilir misiniz? Tat almak ve dokunmak dışında hiçbir duyunuzun çalışmadığını düşünün. Mesela şimdi gözlerinizi kapatıp, çok sessiz bir odaya geçin. Bu şekilde ne kadar durabileceğiniz konusunda kendinizi deneyin. İnatçı değilseniz yarım saatten fazla sürmeyecektir.
Öyle uzaktan “empati kurabilirim ben” demekle olmuyor. Empatiden yoksun insanlarla dolu dünya ve bunu ancak başınıza bir şey geldiğinde anlayabilirsiniz. Üstelik empatisizlerin ne kadar yakınınızda olduğunu da ancak o zaman görebilirsiniz. İşte bu fikirle yola çıkan sanat yönetmeni Adina Tal önderliğindeki bir grup gönüllü Tel Aviv yakınlarındaki Jafa ilçesinde bundan sekiz yıl önce Nalagaat adlı merkezi kurdular. Merkez buraya gelen herkesin, birkaç saatliğine de olsa, görme, işitme ve konuşma engelli insanlarla empati kurabilmesini sağlamayı amaçlıyor.
DUYMADAN, GÖRMEDEN TİYATRO
2001 yılında, bir engelliler için çalışan bir sosyal kulübün Adina Tal’den bir etkinlik düzenlemesini istemesiyle başlamış. Daha önce hiç deneyimi olmamasına hatta daha önce görme ya da işitme engelli biriyle hiç yakın temas kurmamasına rağmen Adina, bu işi kabul etmiş ve hikaye başlamış. “O günlerde bu deneyimin hayatımı değiştireceğini hissetmiştim” diyor ve İsrail’de bu özelliklerde insanlara etkinlikler düzenlenen bir merkez olmadığını farketmesiyle de Nalagaat düşüncesi oluşuyor. Etkinlikler birbirini izliyor ve bugün Tel Aviv yakınlarında bulunan Jafa’daki merkez binası kuruluyor. Konun uzmanlarından yardım isteniyor ve gönüllülük esasına dayalı bir çalışma sistemi ile dünyada eşine az rastlanan görme, işitme, konuşma engellilerin tiyatro grubu çalışmaya başlıyor. Şaşırtıcı olan, tiyatro grubunun müzikaller de canlandırması. Hiç duymamalarına, görmemelerine ve konuşamamalarına rağmen, müzikle senkronize bir şekilde dans etmeleri hayranlık uyandırıyor. İletişimin sınırları aslında tam da bu noktada zorlanıyor. Ne cep telefonu, ne çok gelişmiş bir müzik çalar, ne televizyon, ne twitter ne de facebook. Birbirini hiç duymayan, görmeyen, konuşamayan insanlar, ortaya bir sanat eseri çıkarıyor. Üstelik kan ter içinde kalınan ve aylar süren provaların sonunda.
SİMSİYAH BİR LOKANTA, ÇIT ÇIKMAYAN BİR CAFE
Tiyatro grubundan sonra, daha fazla iş olanağı sağlamak ve daha fazla insanın empati kurmasını sağlamak, biraz da çarkı döndürmek için önce “Blackout” restoran ardından da “Cafe Kapish” açıldı. Blackout’ta görme engelliler çalışıyor gelen misafirler öyle değil. Kapkaranlık bir yemek salonunda, önce masanızı bulmanız, ardından belirlenmiş günlük mönülerden birini seçmeniz, sonra gelen yemeği yemeniz, mesela bardağınızın yerini her yudumda bulabilmeniz gerekiyor. Ya da Cafe Kapish'te hiçbir ses duymadan ve hiçbir ses çıkarmadan siparişinizi vermeniz, aynı sessizlikte kalkıp gitmeniz gerekiyor. Sükutun gümüş olup olmadığına bir de o zaman karar verin. Bir cafe olarak çalışmasının yanında çeşitli etkinliklerinde düzenlendiği Cafe Kapish'te çalışanların tamamı görme, konuşma ve duyma engelli. Jafa'da, deniz kıyısında kurulu mekanın kuruluş amacı bu insanları toplum yaşamında varetmek. Evlerinde oturmaları ya da köşelerine çekilmelerindense, dünyada yalnız olmadıklarını anlamalarını sağlamak.
Bugüne kadar neler yapıldı?
Nalagaat, şeffaflığı benimsemiş bir yer. Bu nedenle bütün gelir giderlerini internet sitesinden açıklıyor. 2002 yılında 12 sağır dilsiz ve kör insanın rol aldığı “Işık Zigzaglarla Duyulur” adlı oyun merkezin ilk büyük etkinliğiydi. 2003 yılında bu oyun devam ederken, İngiltere ve Kanada başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yankı uyandırmaya başladı. 2004 yılında kör, sağır ve dilsizlerden oluşan tiyatro grubu Kuzey Amerika'da ilk turnesine çıktı. 2005’te artık markalaşmaya başlayan Nalagaat, İsviçre’de bir vakıf kurdu ve toplanan bağışlar ile engelli insanların iş bulmalarından, sağlık hizmetlerinin karşılanmasına kadar birçok iş yapıldı. Bugün birçok etkinliğin gerçekleştiği hangar 2006 yılında, Jafa limanında kiralandı. Bugün merkezin en çok ilgi çeken yeri olan “simsiyah” restoranı ile sağır ve dilsizlerin çalışıp, gelen misafirlerin de kendilerini sağır ve dilsiz gibi hissetmeleri için çıt çıkarılamayan cafe açıldı.