Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçtiğimiz yıl mail kutuma düşen bir basın bülteninde ismini gördüm.

        “Shoot” isimli sergisinden görseller eklenmişti bültenin içine.

        Estetikten yoksun, vermek istediği mesajla içine düştüğü durum arasında dağlarca fark bulunan bir isme aitti bunlar: Karolin Fişekçi. Belki fotoğrafın renklerindendir.

        Uzun uzun baktım fotoğraflara, programa konuk olarak davet edip etmemek, haber yapıp yapmamak arasında çok kaldım.

        Sonunda kararım, yapmamaktan, davet etmemekten yana oldu.

        Sebep ise Fişekçi'nin gönderme yapayım derken kendini uzayın derin karanlıklarına göndermiş olmasıydı.

        Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nin yanındaki savaş topunun üstünde kendinden geçmiş hali, sadece bu bile başlı başına yeterliydi benim için.

        Şunu da belirteyim, Şükran Moral gibi sanatını ciddi bir felsefeye oturtmuş, verdiği mesajlarla izleyiciyi tam onikiden yakalayan bir ismin “gerçekten” cesur olan ve birilerini rahatsız eden işlerine hem Habertürk'te hem de Skala'da bolca yer verdik.

        Hatta sanatçının muhalif ve eleştirel olanını daha da destekledik, her zaman yalnız bırakıldıkları için.

        Ama Karolin'deki o olmamışlık hissi, beni hep engelledi.

        Benim anlayışıma tersti, biraz zorlama ve meselesiz buldum işlerini.

        *

        FAHRİ ORHAN PAMUK

        Şimdi Karolin'in bir başka mesleği daha olduğunu öğrendim.

        Hatta “sanat işleri”nden önce gelen bir mesleği olduğunu fark ettim.

        Fahri Orhan Pamuk'muş meğer kendisi.

        Orhan Pamuk'la yaşayıp yaşamadıkları, bitip bitmediğiyle hiç ilgilenmediğim bir gönül meseleleri var belki.

        Bu da haliyle Karolin'e kendisini Türkiye'nin ve dünyanın Orhan Pamuk büyükelçisi ilan etme olanağı sunmuş.

        Hanımefendi de bunu kullanıyor da kullanıyor.

        Orhan Pamuk'un gayrımeşru çocuğu olduğu iddialarından tutun da, Nobel'li yazarın örnek vatandaş olup olmaması gerektiğine kadar her sorunun yanıtı Karolin Hanım'da mevcut.

        Hatta Pamuk yeni bir roman çıkardığında zannediyorum artık röportajlara kendisi yerine Karolin icabet edecek.

        İkinci kez Nobel alırsa, eminim ki onu da Karolin almaya gidecektir.

        Hatta neden olmasın, bir süre sonra kitapları kendi yazdığını söylemez mi sizce de?

        Yakınları diyor ki, “Orhan konuşmaz, muhtemelen kısa süren bir maceraydı ve çoktan bitti.”

        Bitsin ya da bitmesin, mesele değil.

        Hatta bitmesin, herkes mutlu olsun.

        Mesele şu ki, ben hem bir okur hem de bir gazeteci olarak Orhan Pamuk'la ilgili herhangi bir konuda Karolin Fişekçi'nin baygın bakışlı fotoğrafları eşliğinde garip açıklamalar görmekten sıkıldım.

        Yakında “OR-HAN” adlı bir kişisel sergi açmasından korkuyorum. (İngilizce'de veya anlamına gelen “OR” kelimesi de olabilir serginin ismi, bilemiyoruz.)

        Kendisini “sanatçı” olarak tanımlayan ve ehli olduğu işle meselesi olanların magazin sayfalarında yüzlerini, düşüncelerini beyaz sabun gibi köpürtmelerinden oldu bitti rahatsızlık duyuyorum o başka.

        Görmemezlikten gelemem, Orhan Pamuk bir yazar olarak beni fazlasıyla ilgilendirmekte çünkü.

        Dolayısıyla yeni Orhan Pamuk büyükelçiniz hayırlı olsun: Karolin Fişekçi.