3 çocuğun velayeti babaya!
Annenin ikamet ettiği mahallede suç oranının yüksek olması velayeti engeller mi?
Fevzi ÇAKIR / ANKARA - TÜLAY ŞUBATLI - AHT
Yargıtay, velayet konusunda tartışılacak bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, 17, 14 ve 10 yaşlarındaki üç çocuğun velayetini anneye veren yerel mahkemenin kararını bozdu.
Bayburt'ta yaşayan Ö.N.A. eşi S.A.'ya boşanma davası açtı. Mahkeme çifti boşadı, çocukların velayetini ise anne S.A.'ya verdi. Sosyal inceleme raporunda anne ve çocukların yaşadığı mahallenin Bayburt'un diğer semtlerine oranla risk teşkil eden bir mahalle olduğu belirtildi. Davacı koca Ö.N.A. davayı temyiz etti. Temyiz istemini görüşen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Sosyal inceleme raporuna atıf yapılan bozma bozma gerekçesinde, annenin ikamet ettiği mahallede suç oranının yüksek olduğu vurgulanarak, "Çocukların bedeni, fikri ve ahlaki gelişimleri anne yanında tehlikededir. Her üç çoçuğun da velayetlerinin babaya bırakılması gerekirken velayetin anneye bırakılması bozmayı gerektirmiştir" denildi. Yerel mahkemenin kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun gündemine geldi. Genel kurul, 2. Hukuk Dairesi doğrultusunda bozma kararı verdi. Böylece çoçukların velayetinin babaya verilmesi kesinleşti. Bu karar üzerine yeni bir polemik başladı.
İşte bu karar hakkında uzmanların görüşleri:
'Velayeti anneye vermemek için yeni icat'
KA-DER Bşk. Çiğdem AYDIN:
YEREL mahkeme ilk başta velayeti anneye vermiş. Annenin yaşadığı mahallede suç unsuru yüksek diye çocukları da suça bulaşacak diye bir şey yok. Çocuklar elbette korunmalı ama bunun yolu velayeti anneden almak değil diye düşünüyorum. Son derece peşin yargılı bir karar. Çocuklar suça mutlaka buşacak mı? Anne ile görüşülüp oradan taşınması şeklinde ya da başka şekilde halledilebilirdi. Eskiden anneden veyalet alabilmek için babalar ififetsizlik suçlamalasıyla velayet davası açarladı. Bu karar da bana göre velayeti kadınlara vermemek için yeni bir icat. Eğer yaşadıkları mahallede suç oranı yüksekse o zaman o mahallenin tamamı için bu önemlerin alınması ya da mahallede suç oranlarının düşürülmesi gerekir. Böylece hiç değilse kamusal fayda olurdu.
'Sadece mahalleden ötürü çocuklar anneden koparılamaz'
İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Bşk. Av. Aydeniz TUSKAN:
YARGITAY, sadece mahalleyi dikkate almışsa bu yanlış bir karar olur. Dosyanın içeriğine bakmak lazım. Velayat davalarında hangi taraf daha iyi bakabilecekse, çocuğun üstün menfaatinin gözetilmesi lazım. Çocuklar yetişme çağında olduğu için tehlikelere açık. Eğer mahkeme çocukların durumunda bir sakatlık gördüyse ona göre bir karar vermiştir. Ancak yine de sadece bu sebepten ötürü çocuklar anneden koparılamaz. Anne ikinci bir defa düzeltme talebinde bulunabilir.
'Devlet işini eksik yaptığı için anneden velayet alınamaz'
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Bşk. Prof .Dr. Şebnem Korur Fincancı:
YAŞADIKLARI mahallede suç oranın yüksek olması sonuçta anneni sorumluluğunda olan bir şey değil. Madem öyle güvenlik konusunda suç oranının azaltılması için çaba gösterilmesine ihtiyaç var demektir. Devlet işini eksik yaptığı için anneden çocukların velayeti alınamaz. O mahallede suç oranını yüksek olmasından devlet sorumlu. Yargıtay'ın kararını, devletin o mahalleyi bir şekilde cezalandırmasına ek bir ceza gibi düşünmek lazım.
"Annneye destek verilmeliydi"
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Bşk. Murat ALTUĞGİL:
VELAYETİN anneden alınmasını yerinde bir karar olarak görmüyorum. Hakimler sosyal inceleme raporlarına dayanarak karar verirler. Acaba bu rapor gerçekten bir sosyal hizmet uzmanı tarafından mı hazırlanmış merak ediyorum? Çünkü sosyal hizmet uzmanı olmayanların hazırladığı raporlarda hata olabiliyor. Böyle bir rapordan ötürü velayet anneden alınmamalıydı. Velayeti almak yerine "Danışmanlık Tedbiri" alınmalıydı. Bu kapsamda görevlendirilen bir sosyal hizmet uzmanı anne ve çocuklarla çalışma yapardı.
"Yargıtay çocukların üstün yararını gözetmiş"
Emekli Aile Mahkemesi Hakimi Av. Eray KARINCA:
YARGITAY'ın kararı bana göre doğru ve yerinde bir karar. Çünkü veleyat mutlaka anneye verilecek diye bir kural yok. Çocuklar yaş olarak anneye muhtaçlık yaşını geçmişler. Çocuklar artık anne bakım ve şefkati çağında değiller. Artı üç erkek kardeşler ve üçünün dayanışması söz konusu. Hele 16 ve 17 yaşında olanlar için sakıncası belli. 10 yaşında olan hem anne hem babanın gözetiminde olacak. Sosyal hizmet uzmanlarının değerlendirmeleri önemli. Velayetin anneden alınmasıyla çocukların suça meyilli ortamdan kurtulmaları sağlanacak. Raporda iki çocuğun akşam eve geç geldiği, suça meyilli kişilerle arkadaşlık ettiği belirtiliyor. Bu ortamda çocukların yaşaması doğru değil. Annen yetersiz kaldığı da belirlenmiş. Çocukların üstün yararı açısından bu tablo içinde velayetin annede kalmasının sakıncalı olduğunu düşündürüyor. Bu tür davalarda sosyal inceleme raponunu doğru, yerinde tespitler olduğunu kabul ediyoruz. Mahallede suç unsuru yüksekse anne taşınmayı düşünmeliydi. Bunu yapacak birikimi veya gücü yokki orada oturuyor. Anne tamam ben evimi taşıdım, götürüyorum diyor mu? Anne oradan taşınsa bile o çocuklar diğer mahallede eski alışkanlıklarını sürdürür. Anne onları engeleyemez, o bilinçte değil demekki. Çocuklar öbür mahalleye gittiğinde otobüse atlayıp eski mahalleye gidebilirler.
'Mahkemelerin titiz davranacaklarını düşünüyorum'
Hacettepe Üniversitesi Pisikojik Rehberlik Danışmanlık Öğretim Üyesi İbrahim YILDIRIM:
SADECE bir faktöre dayalı olarak velayet kararı verilmez. Mahkeme başka birtakım faktörleri de devreye sokmuş olabilir. Yani sadece annenin yaşadığı mahallenin özelliği değildir söz konusu olan. Bu konuda kesin bir şey söyleyebilmek için dosyayı görmek gerekir. Mahkemelerin bu konuda titiz davranabileceklerini düşünüyorum. Annenin nasıl bir yaşam sürdüğü, çocuklarıyla ilişkilerinin niteliği de dikkate almıştır.