Öne Çıkanlar
Son Dakika

GÜNGÖR KARAKUŞ / HABERTÜRK

YAZI DİZİSİ 1

BAŞLARKEN...

Türk turizminin ana damarı Ege ve Akdeniz sahillerinde cennet koylar birer birer yok oluyor. Bir dönem çivi çakmanın bile yasak olduğu koylar, yeni plan tadilatlarının tehdidi altında. HABERTÜRK, 41’i yok olan, 94’ü de önlem alınmaz ise 3-5 yıl içinde yok olma tehdidi altında bulunan Bodrum ve Datça Yarımadası ile çevresindeki cennet koyları mercek altına aldı. Koyların plan değişiklikleriyle imara açılması çevrecileri korkutuyor. Çevreciler, plan değişikliği ile imara açılan ya da turizm tesisi ve villa yapılması planlanan her koyla ilgili dava açıyor.

Turizmin gözbebeği Bodrum’da boş arazi bulmak neredeyse imkânsız. İnşaatları devam eden dev turizm tesisleri ve değeri milyon dolarları bulan lüks villalar için boş araziler tahsis yöntemiyle veriliyor. Öyle ki Bodrum’da boş arazi kalmayınca denizi doldurup villa yapanlar bile var. Dubai ve Maldivler’den getirilip milyon dolarlık villaların yer aldığı sitelerle, ünlülerin uğrak yeri beach’lerin sahillerine serilen deniz kumu ile Mısır’dan getirilip her köşe başına dikilen palmiyeler ise doğal yapıyı tahrip ediyor.

Türkiye’nin bir dantel zarafetine sahip Ege ve Akdeniz sahili tam 239 koya ev sahipliği yapıyor. Çanakkale Baba Burnu’ndan Antalya Fasilis’e kadar uzanan kıyı şeridindeki zarif kıvrımlarda yer alan 239 koyun her biri doğası, denizi, tarihi ve florası ile adeta cennetten birer köşe. Ancak yapılan araştırmalar, çıkarılan envanterler bu koyların birer birer yok olduğunu, bilinçsiz, ranta dayalı yapılaşma ve uygulamalarla onları cennet yapan unsurların tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Bu cennet koyların 61’i Muğla’nın Bodrum İlçesi sınırları içinde. Bodrum Deniz Ticaret Odası’nın yaptığı araştırmaya göre, bu 61 koydan 18’i yapılaşma nedeniyle tamamen kaybedilmiş durumda. 3 koy, Büyük Kiremit, Küçük Kiremit ve Çavuş adaları, “fok” bölgesi olarak koruma altında. Aralarında Aspat, Çökertme, Kissebükü, Kargılı, Akvaryum ve Akçabük koylarının da bulunduğu 40 koy ise yapılaşma, turizm tesisi tahsisi, balık çiftlikleri ve açılan yollar nedeniyle yok olma aşamasında. Çevreciler ve sivil toplum kuruluşları bu koylar için var güçleriyle hukuki mücadele veriyor.

‘ÇOK BEDEL ÖDEDİK ’

Bugün 1 metrekare bile arazi bulmanın zor olduğu ilçenin bakir koylarını bugüne kadar gözü gibi koruyan yerliler, Bodrum’u markayı yapmak için çok bedel ödediklerini anlatıyor. Fazladan 4-5 daire daha sahibi olabilecekken, 2 katlı beyaz evlerle yetindiklerini kaydeden Bodrumlular, parasının gücünü kullananların bu dünya markasını yok etmeye haklarının olmadığını belirtiyor. Arsalar, köylünün elinden çıkarken, önce tarım alanı, daha sonra imarlı alana dönüşüyor. Ardından hemen “turizm bölgesi ilanı” geliyor. Mevzi imar planı, revizyon imar planı derken iş çığrından çıkıyor, doğa tahrip oluyor, cennet köşeler betonlaşıyor. İdarecilerin “Planları kaçak yapılaşmayı ortadan kaldırmak için yapıyoruz” diyerek kendilerini kandırdığını söyleyen Yılmaz, ekliyor: “Bir şekilde kılıfına uyduruyorlar. Orada bir sürü köylünün tapulu arazisi var, bir çivi çakmamış. Bırak devlet arazisine bir şey yapmayı, adam kendi arazisine bir şey yapmamış. O kadar saygılı. Ormanını yakmamış, kesmemiş. Şimdi ‘Ben orada kaçak yapılaşmayı önlemek adına planlama yapıyorum’ diyerek otel dikmeye çalışmak saçmalık.”

KUM VE PALMİYELER

Bodrumlular, betonlaşmanın yanı sıra ilçedeki turizm yatırımlarının da kötü bir sınav verdiğini dile getiriyor. Dünyaca ünlü isimlerin gözdesi, gazetelerde, televizyonlarda sayfa sayfa dakikalarca haberleri yayınlanan Bodrum’da herkesin gözü önünde deniz kaçak olarak dolduruluyor, her boş noktaya kaçak villalar, tesisler konduruluyor. Beton yapılarını, tesislerini Bodrum’un nadide kıyılarına kondurmakla kalmıyor, denizin içindeki otu beğenmeyip yolduruyor, Dubai ve Maldivler’den deniz kumu, Mısır’dan palmiye ağaçları getirtiyorlar. Sahile serdikleri kum dalgalarla denize sürüklenmesin diye de denizde duvar örerek set oluşturuyorlar. Mısır’dan getirilen palmiyelerdeki böcekler ise Bodrum’un eşsiz florasındaki ağaçlara musallat oluyor.

‘DENİZİ DOLDURUYORLAR’

Cennet koylar için yıllardır mücadele eden Mavi Yol Platformu üyesi ve Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Arif Yılmaz, yapılaşma nedeniyle artık sahillerde deniz fenerlerinin bile görülemediğinden yakınıyor. Devletin turizme açmayı düşündüğü bölgelerde teşvik amaçlı birtakım kolaylıklar sağlanabileceğini belirterek, zamanında Antalya’da tahsis edilen arazileri işaret eden Yılmaz, “Ancak” diyerek devam ediyor: “Bodrum, Fethiye ve Çeşme gibi hiçbir devlet desteği olmadan kendi kendini marka haline getirmiş bir yerde, kamunun arazisini otelciye tahsis etmeye çalışmak... İşte o turizmin kendi kendine oturttuğu o dengeyi bozuyor. Sıkıntı buradan başlıyor. İşgaller çok fazla, hukuk dışına çıkılıyor. Otelcilerimiz geri çekilip daha fazla alan kullanmak yerine denizi dolduruyorlar. Kıyılar lafta halka açık ama fiiliyatta kapalı.”

Mandıra Filozofu filmi gerçek oluyor

“Mandıra Filozofu” adlı sinema filminin çekimlerinin yapıldığı Çökertme Koyu da yeni planlarla artık turizm merkezi. Filmin gerçeğe dönüşeceği Çökertme Koyu ile ilgili Muğla-Milas Çökertme Turizm Merkezi 1/25 bin ölçekli çevre düzeni planı, çevrecilerin tepkisini çekti. Planın açıklama raporu şöyle:

“Turizm merkezi olarak ilan edilen yaklaşık 796 hektar alanı kapsamaktadır. Plana göre, 243 hektar turizm tesis alanı, 112 hektar kentsel gelişim alanı, 268 hektar orman alanı, 7.5 hektar ise 1. derece arkeolojik sit alanı olarak kalacak. Plan kapsamında turizm tesis alanları yoğun olarak koy, burun, yarımada gibi doğal karakterlere sahip Azmak Burnu, Çökertme Koyu, Hurma Koyu, İnceyalı, Taşlıyalı kıyı kesimlerinde planlanmış olup planlama bütününde 243 hektar büyüklüğe sahiptir.”

MAVİ YOLCULUK HATTI UYARISI

Plana itiraz eden Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi, bölgede yaşanabilecek olumsuzluklarla ilgili hazırladığı raporunu ise Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile paylaştı. Planın kıyı şeridi ve koyları olumsuz etkileyeceğinin anlatıldığı raporda özetle şu tespitler yer aldı: “Plan, kültürel ve doğal değerlerimizi korumayıp tersine zarar verilmesine yol açmaktadır. Hazırlanışı bakımından aykırılık içeren plan, gerek deniz ve kıyılar ve orman arazileri bakımından büyük riskler taşımaktadır. Plan açıklama raporunda bölgeye yerleşecek nüfustan hiç bahsedilmemiş. Kaba bir hesapla bölgeye yaklaşık 15 bin yatak kapasitesi önerildiği gözükmektedir. 21 bin 500 kişinin yaşayacağı bir ortamda hiçbir teknik altyapı alanının da planlanmadığı göz önüne alındığında plan kararlarının Gökova Körfezi’nin deniz kirliliğini artıracağı, büyük ölçüde çevre tahribatına sebep olacağı açıktır. Bu bölge mavi yolculuk güzergâhında yer almaktadır. Planın bu haliyle uygulanması mavi yolculuğu bitirecektir. Mavi yolculuk güzergâhında yer alan tüm koylar yapılaşmaya açılmıştır. Planın ilgili kurum görüşleri doğrultusunda irdelenmesi ve gerçek korumacı bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi gereklidir.”

Mandıra Filozofu

Mustafa Ali’nin dünya düzenine karşı koyduğu tavır, onu Muğla’nın Çökertme Koyu’nun yakınlarında ıssız bir kulübeye sürükler. Felsefe mezunu Mustafa Ali burada doğayla iç içe, modern dünyadan uzak bir yaşam sürmeye başlar. Zamanının çoğunu kitap okuyarak geçiren Mustafa Ali çalışmaya ise kesinlikle karşıdır. Bir gün kurnaz ve çalışkan işadamı Cavit yeni projesi için Çökertme Koyu’na gelir. Amacı Mustafa Ali’nin arazisini satın alıp butik otel yaptırmaktır. Ne var ki İstanbul’dan gelen bu beklenmedik konuğun hayatı Mustafa Ali ile tanıştıktan sonra artık eskisi gibi olmayacaktır. Birol Güven’in senaryosunu yazdığı, Müfit Can Saçıntı’nın yönettiği filmin başrollerini Müfit Can Saçıntı ve Rasim Öztekin paylaşıyor.

 

YAZI DİZİSİ 2

‘Datça’nın 77 koyundan 28’inin geleceği tehlikede’

Yaklaşık 100 kilometre sahili bulunan Datça, yapılaşma tehdidi altındaki cennet coğrafyalardan sadece biri. Çevreciler ve sivil toplum kuruluşları Datça için hazırlanan projeyle, ilçede nüfusun patlayacağını, 77 koyun 28’inin bakirliğinin tamamen biteceğini, antik kente bile marina yapılacağını savunuyor

Datça Yarımadası; el değmemiş koyları, doğası ve tarihiyle tatilcilerin en önemli uğrak yerlerinden biri. Çevreciler, “Datça- Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25 Bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu” ile yaklaşık 100 kilometrelik sahili bulunan Datça’nın düzensiz yapılaşma kurbanı olmasından korkuyor. Mimarlar Odası Muğla Şubesi, projenin iptali ve dava sonuna kadar yürütmesinin durdurulması istemiyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine idare mahkemesine dava açtı. Şube, “Planın bölgenin özgünlüğü ile uyumsuz olduğunu, ekolojik dengeleri alt üst ederek olumsuz sonuçlar doğuracağını” savunuyor.

8 BİN YATAK 80 BİNE ÇIKACAK

Mimarlar Odası Muğla Şubesi’nin mahkemeye sunduğu raporda, cennet koylarda geriye dönülemeyecek tahribatların yaşanacağı ileri sürülüyor. Raporda, tüm tarım alanları, doğal karakteri korunacak alanlar ve özel mülkiyetteki orman alanlarının imara açılarak, geniş bir dağınık yapılaşmayla görsel ve çevresel kirlenmenin önünün açılacağı savunuluyor. Buna göre, Datça’nın yaklaşık 20 bin olan kış nüfusu 340 bine çıkacak. Turizm amaçlı 8 bin yatak kapasitesi ise 10 kat artarak 80 bine ulaşacak. Raporda ayrıca “Çok geniş araziler turizm tesis alanı olarak açılacak ve bölgeye kimliğini veren mekanların özelliği tamamen değişecektir. Bugüne kadar korunan alanlar heba edilmiş olacaktır. Plan dahilinde Palamutbükü, Ovabükü ve Hayıtbükü tarım alanları turizm alanına dönüşecektir” deniliyor.

‘AZ YA DA ÇOK HEPSİ TEHDİT ALTINDA’

Rapora göre, dava konusu plan neredeyse tüm koyları “az ya da çok” yapılaşmaya açıyor. Raporda bu durum, “Datça Yarımadası’nın en önemli potansiyeli doğal koylarıdır. Bu planla Datça’nın turizm çekiciliği, ekonomik ve sosyal kalkınması tehdit altına girecek. 77 koyun 28’inde iskele öngörülüyor. İskele yapılan koylarda yapılaşma olacak, bakirlik kaybolacak” ifadesiyle anlatılıyor. Raporda bir diğer çarpıcı detay ise 2B arazileriyle ilgili: “Toplam 2B alanı yaklaşık 8 bin 200 hektardır. Sonuç olarak sadece 2B alanlarını ve orman rejimi dışındaki alanları kapsayan bu plan ile ortaya çıkacak yapılaşmanın, kültürel ve doğal değerleri bozması kaçınılmaz bir sonuçtur.” Plana karşı olmadıklarını söyleyen Mimarlar Odası Muğla Şubesi Başkanı Osman Köseoğlu, “Ama” diyor ve ekliyor: “İmara açılacaksa belirli ilkeler çerçevesinde olmalı. Doğal güzellikler, bölgenin kimliğini, yöre halkının ekonomik değerleri korunmalı. Ormanların, sulak ve arkeolojik alanların imara açılmasına, 5 bin yataklı otel yapılmasına karşıyız.”

Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi’nin koylarla ilgili envanterine göre, kuzeyde Baba Burnu’ndan başlayıp Antalya Fasilis’te biten kıyı boyunca 239 koy bulunuyor. Bu koylardan 98’i risk altında. Bugüne kadar kaybedilen koy sayısı ise 43. Envanterde sahil 5 bölgeye ayrılıyor. 1. Bölge Baba Burnu’ndan başlıyor, Kuşadası’nda (Dilek Yarımadası) bitiyor. 2. Bölge Kuşadası-Akyaka, 3. Bölge Akyaka- Marmaris İçmeler, 4. Bölge Marmaris İçmeler-Ölü Deniz, 5. Bölge Ölüdeniz-Fasilis arasında yer alıyor.

1. BÖLGE

Toplam koy: 22
Kullanılan koylar: 10
Risk altındaki koylar: 8
Kaybedilen koylar: 4
Önemli Koylar: Alaçatı Limanı, Dipburnu, Gümüş Koyu, Kız Kulesi Adası, Sivrice Limanı, Kadırga Burnu, Narlıdere Limanı, Ildır Körfezi, Kumru Koyu, Kırk Dilim Limanı.

2. BÖLGE

Toplam koy: 99
Kullanılan koylar: 45
Risk altındaki koylar: 32
Kaybedilen koylar: 22
Önemli Koylar: Akbük Limanı, Kuru Erik Bükü, Kazıklı İskele, Çamlı Liman, Asin Limanı, Salih Adası Büyük Koy, Kuyucak Limanı, Zeytinli Burnu, Sıralık Koyu, Fener Adası, Akçabük Koyu, Hayıtlı Koyu, Bağlar Koyu, Bardakçı Koyu, Hacı Giden Yalısı, Çökertme Koyu, Geren Koyu, Bördübet Limanı.

ANTİK KENTE MARİNA

Datça Yarımadası’yla ilgili plan uygulanmaya başlandığında, ev pansiyonculuğu ve butik otellerin ağırlıkta olduğu koylar otel turizmi, marina ve konut yerleşimine açılacak. Planda; Palamutbükü, Mesudiye gibi Datça’nın en güzel koyları turizm tesis alanları olarak tanımlanıyor. Çevreciler ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri, “Bugüne kadar pansiyonculuğa ve en çok butik otele verilen izin, büyük otelleri kapsayacak biçimde geçerli olacak. Yerli halk, kendi yerinden fiilen kovulmuş olacak. O sahillere herkes özgürce giremeyecek” diyor. Yine planda, Knidos Antik Kenti’ne çok yakın mesafedeki Bağlarözü’ne marina yapılması öngörülüyor. Çevreciler, 1. derecede arkeolojik koruma altındaki alanın, marina ve yapılaşmayla birlikte kirleneceğini savunuyor.

BİR KOY NASIL YOK EDİLİR?

Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Arif Yılmaz, bakir bir koyun insan eliyle nasıl yok edildiğini şöyle anlatıyor: “Binlerce yıl sonucunda oluşmuş bir yerden bahsediyoruz. O koyda denizin dibindeki canlılardan kıyıdaki çakıla kadar her şey bir yaşam zinciri. Ama siz beğenip aldığınız koyu isteğinize göre şekillendirmeye çalışıyorsunuz. Kıyısındaki yosunu, ‘Müşterinin hoşuna gitmiyor’ diye kesiyorsunuz. Doğal kumunu beğenmiyor, farklı kum getiriyorsunuz. Yetmiyor, önüne duvar çekiyorsunuz. O koyun doğal dengesini altüst ediyorsunuz, bir daha eski hale gelmesi mümkün olmuyor.”

 

YAZI DİZİSİ 3

‘Hollywood yıldızlarının uğrak koylarının cazibesini koruyalım’

Yazı dizimizin 3. ve son bölümünde özellikle Akyaka ve Fasilis arasındaki koyların durumunu mercek altına alıyoruz. Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Arif Yılmaz, “Bir zamanlar Akdeniz’in en popüler yerleri Fransa, İtalya, İspanya sahilleriydi. O bölgeler inşaatlarla doldurulunca, ilgi bizim koylara kaydı. Şimdi biz de aynısını yaparsak, turist gidip kendisine başka bir kıyı bulur” diyor

RUS milyarder Roman Abramoviç başta olmak üzere dünyanın sayılı zenginleri ve Hollywood yıldızları, her yıl yatlarıyla Ege ve Akdeniz’i ziyaret ediyor. Ünlü isimlerin bu bölgeyi tercih etmelerinin birinci nedeni ise halen bozulmamış olan cennet koylar. Yatlarıyla gelen ünlüler, bakir koylarda berrak deniz ve doğanın keyfini çıkarıyor. Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Arif Yılmaz, “Tüm dünyanın ilgisini çeken bu koyların cazibesini bitirmemeliyiz” diyor ve ekliyor: “Ama siz bu koyları bir tesisle kapatıp yok ettiğinizde, buraların cazibesini öldürüyorsunuz. Bir zamanlar Akdeniz’in en popüler yerleri Fransa, İtalya, İspanya sahilleriydi. O bölgeler inşaatlarla doldurulunca, ilgi bizim koylara kaydı. Şimdi biz de aynısını yaparsak, turist gidip başka bir kıyı bulur kendisine. Zaten tapulu alanların birçoğu tahrip edilmiş, bari kalan devletin arazisini yok etmeyelim. Çünkü deniz, tarih, doğa turizmi açısından halen çok avantajlıyız.”

KİSSEBÜKÜ İÇİN 10 YILLIK MÜCADELE

Bodrum’da, tüplü dalışın bile yasak olduğu kıyılarda, tarihin çeşitli çağlarına ait eserler yer alıyor. Yemyeşil çam ormanı örtüsüyle hayranlık uyandıran Kissebükü de bu cennet koylardan biri... Mavi yolculuğun başladığı ilk koy olarak bilinen Kissebükü, uzun yıllardır yatırımcıların iştahını kabartıyordu. Kissebükü, ilk olarak 2005 yılında tesisleşmeyle karşı karşıya kaldı. Turizm Bakanlığı, Kissebükü’nde 3 ayrı araziyi, 2 bin 500 yataklı turizm tesisi yapılması için 3 farklı yatırımcıya tahsisle kiraladı. Bu gelişme, Bodrumluları ayağa kaldırdı, yapılan protestolar o dönem büyük ses getirdi. Protestolara ünlü sanatçılar da katıldı. Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi ve Mavi Yol Platformu’nun hukuki mücadelesi sonucunda yargı, arkeoloji ve sit alanı olan Kissebükü koylarının tahsisini durdurdu. Ancak Kissebükü bugün hâlâ yok olma tehdidi altında. Bodrumlular, bu koya turizm tesisi yapmak için uğraşan yatırımcılara karşı 10 yıldır hukuk mücadelesi veriyor.

YATIRIMCILARIN GÖZÜ KÜDÜR KOYU’NDA

Ege’nin ‘iştah kabartan’ bir başka koyu Bodrum Yalıkavak’taki Küdür Koyu. Küdür, Akdeniz foklarının en çok yuvalama yaptığı koylardan biri. Arkeolojik sit alanlarının yoğun olduğu bölgede birçok antik liman bulunuyor. Yatırımcıların marina ve turizm tesisleri yapmak için gözlerini şimdi de Küdür’e çevirdiklerini savunan Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mimar Oğuz Develi, “Bu alanları korumak için çok çaba sarf ediyoruz. Yatırımcılar ise bu bölgelere turizm tesisi ve marina yapmak için yarışıyor. En son Anıtlar Kurulu bu bölgeyle ilgili bir çalışma yapıyordu. Koy koruma altında ama tahsis alanı olduğu için ‘Günübirlik tesis yapılabilir’ onayı var” diyor.

AKYAKA-FASİLİS ARASINDAKİ 113 KOYDAN 58’İ RİSK ALTINDA, 17’Sİ İSE ARTIK YOK

DENİZ Ticaret Odası Bodrum Şubesi’nin koylarla ilgili envanterine göre, kuzeyde Baba Burnu’ndan başlayıp Antalya Fasilis’te biten kıyı boyunca 239 koy bulunuyor. Bu koylardan 98’i risk altında. Bugüne kadar kaybedilen koy sayısı ise 43. Envanterde sahil 5 bölgeye ayrılıyor. 1. Bölge Baba Burnu’ndan başlıyor, Kuşadası’nda (Dilek Yarımadası) bitiyor. 2. Bölge Kuşadası-Akyaka, 3. Bölge Akyaka-Marmaris İçmeler, 4. Bölge Marmaris İçmeler-Ölü Deniz, 5. Bölge Ölüdeniz-Fasilis arasında yer alıyor. Dün ilk 2 bölgedeki koyların haritasını yayınlamıştık. Bugün ise 3., 4. ve 5. bölgeyi kapsayan ve buralarda risk altındaki koyları gösteren haritamızı yayınlıyoruz. 3., 4. ve 5. bölgede toplam 113 koy var. Bunların 58’i risk altında, 17 koy ise çoktan kaybedilmiş.

3. BÖLGE
(AKYAKA-GÖÇEK ARASI)

TOPLAM KOY: 43
KULLANILAN KOYLAR: 19
RİSK ALTINDAKI KOYLAR: 19
KAYBEDİLMİŞ KOYLAR: 5
ÖNEMLI KOYLAR: Knidos Büyük Liman, Palamut Bükü, Büyük Poyraz Koyu, İnce Burun, Datça Aktur Koyu, Bencik Limanı, Orhaniye, Selimiye, Kemeriye Adaları, Ada Boğazı, Bozukkale, Serçe Limanı, Marmaris Cennet Koyu, Yalancı Boğaz, Yılancık Adası.

4. BÖLGE
(GÖÇEK-GELEMİŞ ARASI)

TOPLAM KOY: 53
KULLANILAN KOYLAR: 14
RİSK ALTINDAKI KOYLAR: 28
KAYBEDİLMİŞ KOYLAR: 11
ÖNEMLİ KOYLAR: Semizce Koyları, Ekincik Maden İskelesi, Sarsala Koyları, Baba Adası, Ağa Limanı, Kuyucak Koyu, Göçek Adası, Kille İskelesi, Yassıca Adalar, At Bükü, Ayten Koyu, İnlice, Küçük Kargı ve Çığlık Koyları, Katrancı Adası ve Koyu, Gemiler Adası, Kelebekler Vadisi, Ölüdeniz Dış Limanı.

5. BÖLGE
(GELEMİŞ-FASİLİS ARASI)

TOPLAM KOY: 22
KULLANILAN KOYLAR: 10
RİSK ALTINDAKI KOYLAR: 11
KAYBEDİLMİŞ KOYLAR: 1
ÖNEMLI KOYLAR: Yeşilköy Limanı, Bayındır Limanı, Kekova İçi Koyları, Gökkayalar Limanı, Demre Çayağzı, Adrasan (Çavuş) Limanı, Çınarlı Limanı-Olimpos, Fasilis Koyu, Cineviz Limanı.

‘AKDENİZ DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞÜYOR’

TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy:

“Marmara Denizi nefes alamıyor, Karadeniz ölüyor, Ege Denizi çırpınıyor, Akdeniz boğuluyor. Tüm dünyadan her yıl Akdeniz’i ziyaret eden 240 milyon turistin ürettiği atık arıtılmadan denize boşaltılıyor. Türkiye sahillerinde ise 10 milyon kişinin atığı denize akıyor. Bir de buna koyları eklersek, Akdeniz dünyanın en büyük çöplüğü gibi. Bunun çözümü, insanların koylara günübirlik gelmeleri, tatillerini yapıp gitmeleri. Oksijenin yüzde 75’ini denizlerden alıyoruz. Karayı, denizi, gölü bitirdik. Ne kaldı geriye? Önlem almak için bütün ruhsatlar iptal edilmeli, nerede beton varsa yıkılmalı. Tabiat intikamını iklimin değişikliğiyle alıyor zaten. Buraların eski haline kavuşmasını sağlamak lazım. Koylarda imara kesinlikle karşıyım ve Kissebükü için verilen uğraşları destekliyorum. Mücadeleye devam.”

‘TURİZM TESİSİ ADI ALTINDA LÜKS VİLLALAR YAPILIYOR’

Peynir Çiçeği Oluşumu Sözcüsü ve aktivist Sema Höcek: “Çok net bir şekilde, mevcut yasa ve yönetmelikleri uygulayacak irade olması lazım. Kıyı yasasıyla ilgili yönetmelikler var ama uygulayan yok. Bu yasalar yerel idareciler ve kamu görevlilerince uygulanırsa, en azından caydırıcı olur. ‘Ecrimisil’, kamuya ait bir alanın işgal edilmesi halinde işgalciye ceza verilmesi demek. Fakat mal müdürlüğü bu ‘ecrimisil’i adeta bir kiralama yöntemi haline getirmiş. Bu, ‘Parası olan işgal edebilir’ anlamına geliyor. Turizm tesisi adı altında bal gibi lüks villalar, rezidanslar yapıyorlar.”

  • ege
  • Akdeniz
  • Cennet koylar
  • Güngör KARAKUŞ
  • BODRUM
  • datça
  • deniz

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000