Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yeni Medya Gençler bir sene, balıkçı her sene
        Serhan Sevin/HABERTURK.COM

        1 Eylül 2015 itibariyle denizlerimizden kalkan av yasağı vatandaşın yüzünü güldürdü. Bol ve ucuz balık talep eden vatandaşın aksine olayın perde arkasında ise roller farklılaşırken balıkçıların hangi şartlarda çalıştığı deyim yerindeyse su yüzüne çıktı. 31 Ağustos'u 1 Eylül'e bağlayan sabah denizin yolunu tutan binlerce balıkçıdan birisi olan Şenol Çılgın 'Buraya gazeteciler sezon açılışı ve sezon kapanışı olmak üzere senede iki sefer uğrar. Balık durumları dışında halimizi hatırımızı soran, dertlerimizi dinleyen kimse olmadı. Ben burada sadece kendi şahsım için değil Türkiye'deki bütün balıkçı arkadaşlarım adına konuşuyorum' dedi.

        Balıkçıların yüzde sekseninin Ordulu olduğunu vurgulayan Şenol kaptan ' Türkiye genelinde 20 bin, İstanbul'da ise 5 bin Ordulu balıkçı çalışıyor. Biz Ordulu balıkçılar olarak bu işte çalışmamızın sebebi yeterli iş sahasının olmamasıdır. Ordu'da fındık hariç iş sahası yok. O da zaten hangimizi doyurmaya yetiyor ki?' diyerek yıllardır içinde birikenleri 15 dakika içerisinde dışa vurdu.

        Buraya geliyoruz fakat aramızda memnun olanımız var mı? Tabiki yok. Neden yok? Sosyal güvencemiz yok. Şurada bir kaza geçirip ölsek evdeki çoluk çocuğumuz aç kalacak. Sosyal güvencemiz olmadığı için emekli olma durumumuz hiç yok. Biz balıkçılar her sene 8 ay askere gidiyoruz. Gençler bir sene, balıkçılar her sene.

        Bizler önce devletten güvence ardından da çalışma disiplini istiyoruz. Yurt dışındaki balıkçılar gibi saatli, planlı, programlı çalışmak istiyoruz. Açık denize çıktığımız zaman üç gün aralıksız, uyumadan çalıştığımızı biliyorum. Tamamen tekne sahibinin insafına kaldık. İşçi değil köleyiz ama buraya gelmezsek de aç kalıyoruz.

        Oğlumla birlikte aynı teknede çalışıyoruz. Bahsettiğim sebeplerden dolayı elime düzenli para geçmiyor. Evde biriken borçlar yüzünden çeşitli okulları kazanmasına rağmen oğlumu okutamadım. 18 yaşında ve onun da sosyal güvencesi yok. Ben 30 senelik balıkçıyım, sosyal güvencem olsaydı şimdiye emekliydim ve bu çocuk da iyi bir geleceğe sahip olacaktı.

        Av mevsimi öncesi ağlar son kez onarıldı

        Evde 7 yaşında kızım var, her seferinde telefonda 'Babacığım ne zaman geleceksin, doyamıyorum sana'. Ben doyabiliyor muyum? Tabiki doyamıyorum. Her sene eylülde buradayız. 5 ayda 9 gün iznimiz var. İki günü zaten yolda geçiyor, 5 ayda 5 gün ailemi görebiliyorum. Balık sezonu bittikten çok az bir zaman sonra tekneye geri dönüyoruz, bu sefer de tekne onarılıyor, ağlar tamir ediliyor. Biz balıkçılar olarak bir yılda bir buçuk ay ailelerimizi görebiliyoruz. Tüm Türkiye bizden her sene daha çok balık bekliyor, bizim çocuklarımız ise babalarını tanımadan büyüyor.

        Balık bol değil. Gazetelerde ve televizyonlarda belirtilenlerin aksine denizlerimizde balık her geçen yıl azalıyor. Çok aşırı avlanıyoruz, çok ama. Balıkların en rahat ettiği ve yumurtalarını bıraktığı denizimiz Karadeniz'dir. Karadeniz ölmek üzere. Bundan bahsedilmiyor ama Karadeniz'de kirlilik inanılmaz boyutlara geldi.

        Bizler bu kirliliğin canlı şahitleriyiz. Balıklar artık kirlilikten gelip yumurtlayamıyor. Hadi yumurtladı aşırı ve kaçak avlanmadan yumurtlardan çıkan yavrular ağlara takılıp telef oluyor. Bir on sene önce Karadeniz'de bol balık var diyebilirdim ama bir 10 sene sonrası için önlem alınmazsa Karadeniz'de balık kalmayacak.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ