Erkekler her şeyin büyüğünü ister!
Küresel bir gerçek haline gelen erkek egosu hakkında her şey...
Şişkin, kırılgan ve sürekli pohpohlanması gereken erkek egosu ilişkileri çıkmaza sokarak hem erkeklerin hem de kadınların hayatını zorlaştırıyor.
En büyük ekranlı televizyon, en büyük araba, en büyük göğüslü kadın ve her şeyden önemlisi en büyük penis...
Erkekler tuvaletinde yan yana ihtiyaç giderdikleri hemcinslerini çaktırmadan gözetlemeleri de bu yüzden.
Bazı erkeklerin dünyasının merkezi penisleri olunca büyüklüğü de hayati önem arz ediyor elbette.
Şu gerçeği her yetişkin kadın bilir: Erkekler bize durmadan yalanlar söyler. En popüler yalanlarsa şunlar:
"Başarılı bir kariyeri olan kadınları severim... Evli değilim... Bu pantolon poponu büyük göstermiyor..."
Fakat bu öyle bir yalan ki ortaya çıkması için karanlığın bastırması ve kartların açık oynanması yetiyor da artıyor bile.
Esasen, bir kadının bu tür konulardan uluorta bahseden ve kendini abartılı bir şekilde öven bir adamdan uzak durması gerekir ya, neyse.
Egosu gereğinden fazla büyük (hatta şişik) erkekler genellikle birlikte oldukları kadınların hayatını çok zorlaştırıyor.
Hatta bu kadın dişli bir çetin cevizse ilişki dayanılmaz bir güç savaşına dönüşüyor ve genellikle kadının hayatı cehenneme dönüyor.
Acaba bu anlamsız şişkin egolarla küçük penisler ve cinsel yetersizlik arasında doğrudan bir ilişki var mı?
ELLE dergisine göre erkeklerdeki yetersizlik duygusu ve performans düşüklüğü endişesi, ego patlamaları olarak ortaya çıkıyor.
Her egosu büyük adamın penisinin küçük olduğunu iddia etmek elbette çok kestirme bir önyargı olur, ancak bu yaklaşımın dikkate değer bir tarafı olduğu da muhakkak.
Genellikle sıradan bir erkeğin egosonun sıradan bir kadının egosundan çok daha büyük olmasının sebebi, erkeklerin dünyanın sahibi olmak istemeleri.
Kadınlar en azından cinsellik konusunda geleneksel rollerinden sıyrılarak 'eşit ve adil bir seks' talep ediyor.
Erkek egosu temelde başarıyla ve güçle beslenen bir canavar. Parola: "Eğer güçlü ve başarılı değilsen bile öyleymiş gibi davran!"
Feminizmi modası geçmiş ve can sıkıcı bir vıdı vıdı olarak görebilirsiniz ama kabul etmek zorundayız ki erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz.
Kadınların son yıllarda elde ettikleri kazanımlara rağmen hemen hemen her alandaki (aile, para, politika) güç dengelerini erkekler yönlendiriyor.
İlişkiler ve aşk mevzubahis olunca bu sefer kadınlarla erkekler arasında bir güç savaşı yaşanıyor.
Kadın-erkek ilişkileri kanlı bir meydan muharebesine döndüğünden beri her iki taraf da ellerindeki silahları en iyi şekilde kullanmaya başladı.
Kadınlar kendileri güç sahibi olsalar bile güç ve iktidar sahibi erkeklere her zaman hayranlık duydular.
Gerçekçi olmayan beklentileriyle sıradan bir erkekten süper bir kahraman yaratmayı hayal ettiler.
Kafasını iktidar sahibi olmakla bozan erkeklerse iktidarı güç, para, başarı, etki, saygınlık ve tabii ki mükemmel bir cinsel hayatla özdeşleştirdi.
Büyük bir penis, başarılı bir cinsel performans ve olabildiğince çok kadınla beraber olmak. Erkekler her fırsatta egolarını sergilemekten ve her işe karıştırmaktan çekinmiyorlar.
Kadınlarsa genellikle ego problemlerini sergilememeyi ve kendi içlerinde halletmeyi tercih ediyorlar.
Birlikte oldukları erkekler ego sorunlarını otomatik olarak kadınlara da yaşatmayı doğal buldukları için olabilir mi acaba?
Başarısız, entelektüel ve maddi sermayeden yoksun erkekler hayattaki konumlarıyla cinsel performansları ve penis boyutu arasında sağlıksız bağlantılar kuruyorlar.
Kendilerini hiçbir alanda gerçekleştiremediklerindeyse yetersizliklerini kapatmak için çareyi şişkin egolarıyla kadınların hayatını zehretmekte buluyorlar. Diğerleri mi?
Erkek sonsuz para, güç ve iktidar sahibiyse bile yumuşak karnı her zaman cinsel performansı ve penis büyüklüğü oluyor.
REKLAM advertisement1