Panik atak geçiren köpeğin hikayesi!
Bilim dünyasındaki gelişmeler, tıpkı insanlar gibi psikolojik problemlerden mustarip bu canlılar için bilim yeni seçenekler sunuyor (HABERTURK.COM / DIŞ HABERLER)
Hayvan beyni karmaşık bir yapıya sahip, ama tıpkı insanlar gibi psikolojik problemlerden mustarip bu canlılar için bilim yeni seçenekler sunuyor.
Psikolojik problemler sadece insanlarda görülmüyor. Yıllardır panik atak geçirdiği için antidepresan ve antianksiyete ilaçları alan köpeklerden tutun...
hayattan ümidini kaybettiği için havuzunda durmadan ileri geri yüzen kutup ayılarına, hayvanlar da çeşit çeşit psikolojik sorunla boğuşuyor.
Ruhsal hastalıkların tedavisinde çok yol kat edildi, sinirbilim ve biyoloji gibi alanlar sayesinde de hayvan beynini her zamankinden iyi tanıyoruz.
Bunlar birer avantaj, fakat hayvanlar kendi dertlerini sözsel olarak anlatamadıkları için onların psikolojik problemlerinin teşhis ve tedavisi de zorlaşıyor.
Yakından gözlemleme fırsatı bulduğumuz hayvanların hastalanma riski ise daha fazla. Vahşi doğada yaşayan bir hayvan zaten kendi ortamında yaşadığından psikolojik problemleri en aza iniyor.
Öte yandan insanların evcilleştirip hayvanat bahçesinde kapalı tuttuğu, çiftliklerde ya da evde beslediği hayvanlar ne kadar iyi bakılsalar da...
hemen her zaman küçük ve kapalı bir alana hapsedilmiş oluyor. Bu da ruhsal problemlere sebep oluyor.
Peki nedir bu ruhsal problemler? Örnek olarak çiftliklerde birbirlerini ölümüne gagalayan tavuklar, kafeslerinde kendi tüylerini yolan papağanlar..
istismara uğradığından insanlardan kaçınan köpekler ve obsesif-kompulsif davranışlara başvuran kediler gösterilebilir. Geceden korkan, travma sonrası stres bozukluğu ya da ayrılık kaygısı yaşayan...
depresyon ve hatta istifleme rahatsızlığı geçiren hayvanlar da mevcut. Veterinerler, hayvan beyinlerinin insanlarınkilere ne kadar benzediğini gittikçe daha çok fark ediyor.
İlaçların yanı sıra hayvan psikologları var. 2000'li yılların da öncesine dayanan bu meslek grubu görünüşe göre artık çok daha fazla rağbet görüyor, zira hayvanların akıl sağlığının da korumaya ihtiyaç duyduğu konusundaki bilinç artmakta.
TEŞHİS: Kolorado Üniversitesi fahri evrim biyolojisi profesörü Marc Bekoff'un dediğine göre bütün memelilerin duyguları aşağı yukarı aynı şekilde örgütlenmiş.
Tufts Üniversitesi hayvan bilimlerinin başındaki Nick Dodman köpeklerde obsesif-kompulsif bozukluğunun bir türüyle ilintili bir gen keşfetmiş durumda.
Bu bozukluğa sahip köpeklerin MR görüntülerine bakan Dodman, aynı bozukluğa sahip insanların beyninin belli bir kısmında görülen anormal aktiviteyi köpeklerde de gözlemlemiş.
Serotonin içeren antidepresanlar insanların depresyon belirtilerini nasıl azaltabiliyorsa, köpeklerde de aynı etkiyi yapabiliyor.
Fakat ilaçların etki ve yan etkileri hayvanın türüne göre değiştiğinden, bilinçli ilaç kullanımı için mutlaka bir veterinere sormak gerek.
Yanlış teşhis ise ciddi bir engel. Boynunu bükmüş oturan bir köpeğin baş ağrısı mı depresyonu mu var, ilk bakışta anlaşılmıyor.
Sürekli derisinde aynı bölgeyi kaşıyan bir kedi obsesif-kompulsif mi yoksa cildinde mi bir sorun var, bunu bilmek için tetkik gerekiyor.
TEDAVİ: İlaca başvurmadan önce hayvanseverlerin ilk olarak başvurduğu yöntem genel olarak hayvanın ortam koşullarını iyileştirmek.
Örneğin hayvanat bahçesindeki hayvanlara yemeklerini hazır olarak vermektense yemeklerini elde etmek için uğraşmaları istenebiliyor.
Böylece hayvan kendi hayatı üzerinde daha fazla kontrole sahip oluyor. (Tabii ki yemeğini elde etmek için uğraşmayan hayvanlar aç bırakılmıyor.)
Evde bakılan hayvanlar için ise daha aktif olmalarını gerektiren oyunlar oynamaları ve dışarıda daha çok vakit geçirmeleri tavsiye ediliyor.
Örneğin, Dodman kendisine getirilen fazla kaygılı bir köpeği, yarı-vahşi bir çiftlik ortamında yapacağı şeyleri yapabilmesi için çobanlık eğitimine yazdırtmış.
Başka türlü davranışsal tedaviler daha çok zaman alabiliyor. Savaş ortamında bulunmuş bir köpekte bu deneyimin derin psikolojik etkileri olabiliyor.
Kendisini tekrar güvende hissedebilmek için sahibinin onunla çok vakit geçirmesi, ilgi göstermesi ve hayvan kendi başına kalmak istediğinde onu yalnız bırakması gerekebiliyor.
edavi maalesef her zaman tam etki edemiyor. Bir örnekte, köpek dövüş ringinden kurtarılan pitbull'lar, tanıştıkları yeni insanlara güvenmelerini aşılayan bir rehabilitasyondan geçiriliyor.
Bazıları için en ufak bir iyileşme bile ihtimal dâhilinde değil, zira köpekler sosyalleşmeyi 4 ila 8 haftalıkken öğreniyor ve yanlış öğrendikleri, yara aldıkları zaman bunu geri döndürmek mümkün olmayabiliyor.
REKLAM advertisement1