Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem

        Selçuk TEPELİ / HT GAZETE

        Başbakan Ahmet Davutoğlu, 4 günlük Avustralya ve 2 günlük Filipinler ziyaretlerinin ardından dönüş yolunda gazetelerin yayın yönetmenleriyle gündemi değerlendirdi: “Süreçte yabancı gözün olması söz konusu değil. Oslo’da denedik, yürümedi. Bu Türkiye’nin meselesi, vatandaşlarımız arasında konuşulmalı”

        6 günde 30 bin kilometreden fazla yol, havada geçen yaklaşık 35 saat... Türkiye’ye dönüş yolunda, yani uçağımız Filipinler’den kalktıktan kısa bir süre sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu ile başlayan iç siyaset ve çözüm süreci ağırlıklı sohbet, Hindistan semalarında hâlâ sürüyordu. İşte Başbakan Davutoğlu’nun değerlendirmelerinden satır başları:

        “Yeni hükümet kurulunca çözüm süreci mekanizmasını hemen kurduk. Sancılı bir yıl geçirdik. Gezi olayları, 17 Aralık peş peşe geldi. Tüm bu olayların arkasına baktığımızda, hep toplumsal bir zemine dayanma çabası var. Gezi’nin şehirli bir zemine dayanan bir görüntüsü vardı. 17 Aralık dini, Kobani etnik görünümlü idi. Çözüm sürecinde ne zaman ilerleme kaydetsek, bir şekilde sabote ediliyor. Özal zamanından bu yana durum böyle... Haziran 2015’ten önce de bir olumsuz gelişmeyle karşılaşma ihtimali var. Biz herkesin kriz beklediği süreçleri, yani Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık seçimi gibi süreçleri başarıyla atlattık. Ama ‘Yolumuza bu tarz mayınlar çıkabilir’ düşüncesiyle tedbirimizi alıyoruz. Bunun için 3 tedbir aldık: Bir, çözüm süreci mekanizmasını kurumsallaştırdık. İki, iç güvenlik reformu paketi hazırladık. Üç, orta vadeli ekonomik programı açıkladık.”

        ‘İÇ GÜVENLİK BAKANLIĞI YOK’

        “İç Güvenlik Yasası bu hafta içinde Meclis’te olacak. Biz buna ‘Reform’ diyoruz. Vatandaşlık hukukunu gözeten ve özgürlükleri koruyan bir reform bu. Doğu’daki vatandaşlardan ‘Kamu düzenini koruyun’ talebi geldi. Bu, iç güvenlik reformu çözüm sürecini teşvik eder... Kant’a kadar herkes bunu söyler: Hukukun ve düzenin olduğu yerde özgürlük vardır... Bu arada, iç güvenlik bakanlığı gibi bir şey yok.” “Yabancı göz yani üçüncü göz diye bir şey söz konusu değil. Çözüm süreci, demokratikleşme sürecinin doğal bir sonucudur. Akil insanlar var zaten, dışarıdan bir göz olamaz. Onu Oslo’da denedik. Oslo, aracılı yürütülen bir süreçti ve sonuçlarını gördük. Yürümedi. Bu mesele Türkiye’nin meselesidir. Türkiye’nin vatandaşları arasında konuşulması gerekir.”

        ‘10 SENE ÖNCE SORSAYDINIZ...’

        “10 sene önce Kürt sorununun sembolü olan ve Kürtlerin haklarını savunan isimlere sorsaydınız, ‘Ne istiyorsunuz, sıralayın’ deseydiniz, şunları söylerlerdi: ‘Olağanüstü hal kalksın, Kürtçe müzik, hapishanelerde Kürtçe, Kürtçe ders olarak okutulsun, Kürtçe öğretmen olsun, Kürtçe siyasi propaganda serbest olsun, Kürtçe TV yayına başlasın, yerel yönetimlere daha fazla yetki olsun...’

        Oldu mu bunlar? Evet, oldu... Bu, devletin kendine güvendiğini gösteriyor. Devlet kendine güvenince gerisi geliyor. Biz bunları sadece Kürtlere vermedik. Gayrimüslimlere de Alevilere de verdik. Sanki Türkiye’de, 12 yıl öncesinin Türkiye’sindeki gibi faili meçhul veya işkence varmış gibi 6-7 Ekim olaylarını çıkardılar. 12 yıl hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız.

        ‘HALK 6-7 EKİM’İ DESTEKLEMEDİ’

        Araştırmalar yaptırdık. Güneydoğu halkı 6-7 Ekim olaylarını benimsemedi. Halkın kamu düzeni istediği ortaya çıktı. Bir çatışma olursa bu çatışmanın devlet ile bir grup arasında olmayacağı da ortaya çıktı. Şiddete başvurmak için Türkiye’de bir sebep yok. 6-7 Ekim olayları bir mesaj verdi seçimlerden önce. AK Parti binaları yakıldı. Herkesin provokasyona karşı duyarlı olması lazım. Etnik, mezhep konularında manipüle edilemeyen tek şey sandık. Seçime giderken kamu düzeni ile çözüm sürecinin birlikte yürümesi bizim için hayatidir.”

        “Puslu havalarda işin doğal seyri ile bilinçli seyri arasında bir belirsizlik olur. Suriye’deki olaylara tepki veren vatandaşlarımız oldu. Suriye’yi eleştiren gösteriler oldu. Hatta Türkiye’yi eleştiren gösteriler de oldu; Esad’a karşı duruşumuzu eleştirdiler... Bunlar normaldir. Ama 6-7 Ekim olaylarında sanki Kürtlere zulüm yapan tarafmışız gibi gösterildik. Bu anormal. Biz ayrım yapmadan herkese kapımızı açtık. Burada toplumsal bir olayı bilinçli olarak kullanma süreci başlıyor...”

        ‘BUNLAR DOĞRU ADIMLAR’

        “Gezi olaylarından sonra ‘AK Parti hükümeti ne kadar kalıcı?’ sorusu üzerinden bir hava oluşturuldu. Muhatabımız frene bastı. O tarihten bugüne, o taraf hiçbir adım atmadı; biz attık. Sözlerini yerine getirmediler. Biz yasal güvence dahil bütün adımları attık. Silahların bırakılmış olması lazımdı. Şehirlerde illegal faaliyetler yaptılar. Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlar hükümetin samimi olduğunu gördü. Onlarsa baskıyı artırdılar. ‘Alanda sadece biz varız’ havası estirdiler. Şiddete başvurmadan her şeyi yapabilirsiniz ama kamu düzenini ihlal edecek her şeyden uzak duracaksınız. Beklentimiz bu. Aralarında bazı özeleştiriler de yapıldı. Bunlar doğru adımlardır...”

        ‘PYD KÜRTLERİN HAKKINI MI KORUDU?’

        “ACABA PYD Suriye’deki Kürtlerin haklarını korudu mu? PYD’nin Suriye rejimi döneminde Suriyeli Kürtlere ilişkin bir çalışması olmuş mu? PYD’nin Kürtlerle ilgili sicili temiz mi? Esad Suriye’deki Kürtlere kimlik vermedi. Öcalan’ı desteklerken ve elindeyken bile Kürtlere hiçbir hak verilmedi. Esad ile ilişkimizin iyi olduğu dönemde ‘Kürtlere kimliklerini verin’ dedik, verdirdik. PYD ne yaptı? Esad ile işbirliği yaptı. Esad Kürtleri öldürürken PYD oradaydı. Sivil halkı biz tahliye ettik. Kobanilileri Avrupa mı korudu; biz koruduk. IŞİD Kobani çevresindeki toprakları ÖSO’dan alırken IŞİD’e karşı PYD bir tek kurşun bile atmadı.

        ‘TIR OLAYI KOBANİ GİBİ’

        Son yüzyılın en başarılı mülteci kabulü Türkiye tarafından gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin IŞİD’e hiçbir desteği olmamıştır. Biz BM heyetiyle Harran’da kamplarda dolaşırken, dünya tam olarak bu konuları konuşurken; Cenevre 2 öncesi MİT TIR’larına operasyon yapıldı. Ve bir manipülasyon ile ‘Türkiye oraya insani yardım yapmıyor, IŞİD’e destek veriyor’ propagandasına başladılar. TIR olayı ne ise Kobani eylemleri olayı da Türkiye’nin imajını bozmaya yönelik adımlardır. Tipik bir uluslararası komplo. Suriye’deki yangını Türkiye’ye sıçratmak istiyorlar.”

        ‘BAĞDADİ, EBU GUREYB’DEN GELDİ’

        “TÜRKIYE’nin defalarca IŞİD’le ilişkisi olmadığını söylemesine rağmen, uluslararası medya böyle bir ilişkiyi dillendiriyordu. IŞİD’in hiçbir lideri Türkiye’den gitmedi. Hükümeti zaafa uğratmak için bir propaganda yapıldı. Uluslararası medya, her gün Kobani’den canlı yayın yaptı. ‘Türk tankları duruyor, Kobani vuruluyor’ diye haber yaptılar. Peki herkese soruyorum; IŞİD’in lideri Bağdadi nereden geldi? Bağdadi Ebu Gureyb’den, yani Irak’tan çıktı. Bir isim versinler, hangi IŞİD lideri Türkiye’den çıktı veya Türk sınırından geçti? IŞİD liderlerinin çıktığı Irak ve Ebu Gureyb Türkiye’nin kontrolünde oldu mu hiç? Militanlar, kadroların önemli bir kısmı da Suriye hapishanelerinden salınmıştır. Bu militanlar Suriye’de konuşlu ve Esad koruması altındaydı. Hatta Maliki bunun bilgisini bana daha önceden vermiş ve Esad ile ilişkilerimizin olduğu dönemde Türkiye’den yardım istemişti.

        ‘7 BİN KİŞİYİ ENGELLEDİK’

        Önemli bir Avrupa dışişleri bakanı 2 sene önce bana ‘Tedbir alalım’ dediği zaman ‘Siz bu kişileri biliyorsanız bu kişileri ülkenizden çıkarmayın’ dedim. O da ‘Biz demokratik ülkeyiz, suç işlememiş birisinin seyahat özgürlüğünü engelleyemeyiz’ dedi. Ben de ‘Biz demokratik değil miyiz? Biz de turist olarak gelmiş kişileri suç olmaksızın engelleyemeyiz’ dedim. Bu konuşmadan sonra bize yabancı devletlerden listeler gelmeye başladı. Ve Türkiye girişinde 7 bin kişinin girişini engelledik. Şu an listeler veriliyor ve kontrol mekanizması çalışıyor.” Davutoğlu, Filipinler dönüşü aralarında Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli’nin de olduğu gazetecilerle gündemi değerlendirdi.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ