‘Barışçıl, izne gerek yok’
26 kişinin beraat ettiği Gezi Davası'nın gerekçeli kararında, "Taksim Dayanışması Platformu'nun suç örgütü olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur" denildi. Kararda, sanıkların şiddet içeren bir çağrısı bulunmadığına, barışçıl bir toplantı olduğuna ve gösteri için izin almaya gerek olmadığına dikkat çekildi
Serdar KULAKSIZ / İSTANBUL
Gezi Parkı’nın İstanbul Valiliği tarafından açılışı yapılırken çıkan olaylarda gözaltına alınmalarının ardından sanık olan Taksim Dayanışması üyelerinin de aralarında bulunduğu 26 kişi hakkında verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı.
İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında ifade özgürlüğünde olduğu gibi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, “sadece toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören düşünce ile fikirleri korumakla yetinmediği” belirtti. Kararda bu hakkın, toplumun genelini rahatsız edebilecek, endişenlendirecek hatta şoke edecek veya onların belirli düzeyde tepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla düzenlenen toplantı ve gösteri yürüşlerini de içerdiği vurgulandı.
‘BARIŞÇIL GÖSTERİ İÇİN İZİN ALMAK GEREKMİYOR’
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin değişik şekiller alabildiği ifade edilen kararda, “Bilindik toplanma ve gösteri yapmanın dışında kamusal bir alanda hareketsiz kalma, oturma eylemi yapma hatta yol kesme, grev yapma ve bir yerin işgalinin dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 11. maddesi kapsamında korunan toplanma ve gösteri yapma hakkının kapsamına girmektedir” denildi. Sözleşmenin bu hükmünün özel toplantılar ile kamuya açık yerlerde yapılan toplantıları da kapsadığı kaydedilerek “Bir gösterinin veya toplantının yasal olmaması, bu gösterinin veya toplantının barışçıl olmadığı anlamına gelmemektedir” ifadesine yer verildi. Kararda Türkiye’de toplantı ve gösteri yapmanın bildirim sistemine tabi tutulduğu vurgulanarak şöyle denildi:
“AİHS’nin 11. maddesi ‘Herkesin barışcıl olarak toplanma hakkına sahip’ olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla barışçıl olmayan ve şiddet içeren silahlı bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, sözleşmenin 11. maddesi anlamında korunmamaktadır.” AİHM kararlarında polisin, şiddetten mutlaka kaçınması ile devlet makamlarının gösteride ifade edilen fikir ve görüşlere tolerans göstermesi gerektiğinin bildirildiği kaydedilerek ilk ilke kararı olarak “5 Aralık 2006 tarihli Oya Ataman/ Türkiye” kararı örnek gösterildi. Sanıkların şiddet içeren bir çağrısı bulunmadığı, eylemlerinin barışçıl bir eylem olması nedeniyle önceden bildirim yapmadığı belirtilen kararda, gösterinin AİHM ilkeleri ve Anayasa’nın tanıdığı hak kapsamında kaldığı ifade edildi. Eylemde söylenildiği iddia edilen söz ve sloganların çoğunluğunun kamu görevlileri ile siyasetçileri rahatsız edecek, endişe verici ve hatta şoke edici görüşler kapsamında olmasına rağmen ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
‘SUÇ ÖRGÜTÜ HALİNE GETİRMEZ’
Gerekçeli kararda sanıkların bir kısmının bir araya gelerek Taksim Dayanışması Platformu adı altında örgütlenmelerinin AİHS, Anayasa ve yasalardan kaynaklanan bir hak olduğu ve koruma altında olduğu anlatıldı. “Bu şekilde yasal bir örgütlenmeden suç işlemek için bir araya geldikleri sonucu çıkarılamaz” denilen kararda, “Üstelik Taksim Dayanışması Platformu’nun suç örgütü olduğunu gösterir hiçbir kanıt yoktur. Barışçıl bir protesto yürüyüş ve eyleme çağrı yapılması siyasetçilerin, kamu kurumlarının birtakım eylem veya söylemlerinin sert bir şekilde eleştirilmesi yasal örgütlenmeyi suç örgütü haline getirmeyecektir” ifadesi yer aldı. Gerekçeli kararda sanıkların özünü AİHS ve Anayasa’dan alan haklarını kullandıkları belirtildi. Haklarında 1.5 yıldan 13 yıla kadar değişik hapis cezaları istenilen ve aralarında Ali Çerkezoğlu, Ender İmrek, Haluk Ağabeyoğlu, Ayşe Mücella Yapıcı ve Beyza Metin’in da bulunduğu 26 sanık, 29 Nisan günü verilen kararla beraat etmişti.