"Şikayet salonlarda değil meydanlarda yapılmalı"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada slogan atan işçilere "Siz işçisiniz, üretimden gelen bir gücünüz var. Gücünüzü salonlarda kullanırsanız, kusura bakmayın, yarın gazetelere haber bile olamazsınız. Meydanlarda göstermelisiniz gücünüzü" dieyrek seslendi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaya, siyasete başlarken her zaman doğruları söyleyeceğini ifade ettiğini belirterek, ''Kısa konuşacağım. Ama kusura bakmayın, biraz da iğneleyeceğim'' diyerek başladı.
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de özelleştirme uygulamaları yapıldığını, ancak bu uygulamaların insanı ve işçiyi temel alması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu ''Özelleştirme yapıldı. Özelleştirme yapılmayan kuruluşlardaki arkadaşlar seslerini çıkarmadılar. Öbürleri bağırdılar, çağırdılar. Bir süre sonra yoruldular. Sonra baktılar ki 'sıra bizde'. Önümüzdeki süreç içerisinde göreceksiniz, sıra Şeker-İş'e geldi. Hadi gözünüz aydın...'' dedi.
Demokrasi ve özgürlüğün temelinde kişinin ekonomik güvencesi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: ''Şikayet böyle salonlarda yapılmamalı. Siz işçisiniz, üretimden gelen bir gücünüz var. Gücünüzü salonlarda kullanırsanız, kusura bakmayın, yarın gazetelere haber bile olamazsınız. Gücünüz meydanlarda olmalı. Meydanlarda göstermelisiniz gücünüzü. Anayasamızda hüküm var, sendika kurma özgürlüğü...Güzel. Bir de referandum yaptık, 'Bir sendika yetmez, işçi isterse ikinci sendikaya da üye olacak. Girelim bir iş yerine bakalım. Bir işçi sendikaya üye olsun, bakalım başına ne geliyor? Ne özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz? Anayasal güvencesi olmayan bir sendikacılıktan mı söz ediyorsunuz? Sendikaya üye olacağım, beni kapının önüne koyacaksınız ve anayasa diyecek ki 'herkes sendika kurabilir, sendikaya üye olma özgürlüğü vardır. O özgürlüğü siz benim külahıma anlatın. Kusura bakmayın hayat öyle değil.''
TAŞERON İŞÇİLİK
Taşeron işçilik konusuna da değinen ve taşeron işçilik alanında en büyük iş verenin devletin kendisi olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, ''Anayasasında sendikal özgürlük olan bir ülkede eğer bir devlet, bir hükümet 1 milyona yakın taşeron işçi çalıştırıyorsa sormayacak mısınız kendinize, bu taşeron işçileri bu devlet niye çalıştırıyor, diye. Ben size söyleyeyim, yanıtı basit sendikadan korkuyor da onun için. Taşeron 21. yüzyılın kölelik rejimidir. Bunu asla unutmayın'' diye konuştu.
Kendisinin taşeron işçi olarak çalışan arkadaşları ve akrabaları bulunduğunu, bu kişilerin çalışma koşullarının ne kadar zor olduğunu yakından bildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, haklarına sahip çıkmak istediklerinde ise işlerini kaybetmekle karşı karşıya kaldıklarını ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, ''Türk-İş'e, tüm işçi arkadaşlarıma bir sözüm var benim, taşeron işçilerin haklarına sendikalı işçiler sahip çıkacaktır. Onların haklarına sahip çıkın, onların haklarını seslendirin ki yarın sendikalı olarak sizin aranızda yer alsınlar. Onlara saygı göstereceğiz. Onların sesi siz olacaksınız'' ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu, ''CHP iktidarında taşeron işçiliği tarihe gömeceklerini, herkesin sendikalı, toplu sözleşmeli ve grev hakkına sahip olacağını'' söyledi.
Kılıçdaroğlu, ''Sanıyorsunuz ki bu ülkede grevler oluyor, işçiler haklarını arıyor. Geçiniz onları kusura bakmayın. Hakem heyeti var değil mi? Oturdunuz pazarlığa Hakem Heyeti karar verecek. O karar için siz mahkemeye gidebiliyor musunuz? 'Bu karar haksızdır' diye biliyor musunuz? Diyemiyorsunuz. Çünkü kesin. Nerede hak arama? Niye birbirimizi kandırıyoruz. Birbirimizi kandırmayalım'' diye konuştu.
"ÇALIŞMA HAYATINDA ULUSLARARASI NORMLAR HAYATA GEÇMELİ"
Türkiye'de çalışanların yarısının kayıt dışı olduğunu, bunu resmi rakamların gösterdiğini savunan Kılıçdaroğlu, kayıt dışının, sosyal güvencelerden yoksun olunması nedeniyle çalışanının eşinin ve çocuklarının geleceğinin ellerinden alınması anlamına geldiğini ifade etti. Örgütlü toplumun hak arayan toplum anlamına geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, siyasetçilerin de toplum kesimlerinin haklarına ve hak arayışlarına sahip çıkması gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin çalışma hayatında uluslararası kuruluşların belirlediği normları hayata geçirmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun demokrasinin gereği olduğunu da belirtti.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: ''1 Mayıs'ta eylem yaptık, Taksim'i açtık. Bedel ödenmeden hak alınmaz. Bedel ödemeyi göze alacaksınız. Bedel ödeyeceksiniz ki birileri size hakkınızı versin. Oturduğunuz yerde size kimse hak vermez, ağlamayan çocuğa mama vermez. Kusura bakmayın. Doğruları söyleyeceğiz, doğruların peşinde gideceğiz. Hakkımızı demokratik yollardan, yasalara uygun olarak, yasaların verdiği hakları sonuna kadar kullanarak arayacağız.
"4C'Lİ İŞÇİLERİN HAKLARINI ALDIĞINI DUYMAK İSTERİM"
Tekel işçilerine ne oldu? Ankara'da kışın soğuğunda havuza atıldılar, coplandılar. Haklarını alabildiler mi? Alamadılar. Ben Türk-İş'in Genel Kurulu'nda 4C'li işçilerin haklarının alındığını ve teslim edildiğini duymak isterdim. Tıpkı Taksim Meydanı'nın alındığı gibi. O işçiler sizin arkadaşlarınız, onlar sendikalıydı. Onlara o kadar ağır suçlamalar yapıldı ki toplu sözleşmeyle aldıkları haklar için dahi 'siz kul hakkı yiyorsunuz' dediler. Onlar yolsuzluk mu yaptılar, devleti mi dolandırdılar, fakir fukarayı dolandırıp aldıkları paralarla gemiler mi aldılar? Onlar alın teri döktüler, emeklerinin hakkıydı. Onlara haklarını teslim edemediysek bu sorun hepimizin sorunudur. Bunu kabul etmemiz lazım.''
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin önündeki en büyük tehlikenin işsizlik olduğunu belirterek, 'Türkiye çağ atlıyor' denilirken işsizliğin hızla arttığını savundu. 'Yalancının mumu yatsıya kadar yanar' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, bir ülkede toplumsal barış ve düzen için herkesin karnının doyabileceği bir düzenin kurulması gerektiğini söyledi.
"İŞÇİ SINIFININ ÜSTÜNE ÖLÜ TOPRAĞI SERPİLMİŞ"
Konuşmasında iş kazaları ve meslek hastalıklarına da değinen Kılıçdaroğlu, hükümeti bu konuda duyarsız olduğunu ileri sürdü. Salondakilere ''Yer altına inersiniz, çalışırsınız, alın teri dökersiniz, grizu olur ölürsünüz, gelir birisi der ki 'güzel öldüler'. Siz buna bir tepki verdiniz mi? Birisi gelir 'yer altında çalışıyorsa bunun kaderi ölmektir' der. Siz buna bir tepki verdiniz mi? diye soran Kılıçdaroğlu, kimsenin kendini kandırmaması gerektiğini söyledi.
Ekonomik Sosyal Konsey'in toplanmamasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: ''Hiç toplanmıyor, gerek de duyulmuyor. Ses çıkmıyor ki toplansın. İsteyen yok ki toplansın. Ölü toprağı serpilmiş işçi sınıfının üstüne. Böyle bir şey olabilir mi? Ben hakkımı Başbakan'ın olduğu yerde, bakanların olduğu yerde söylemezsem nerede söyleyeceğim. Ekonomik Sosyal Konsey'in varlık nedeni bu değil midir? İşçisi de olacak, işvereni de olacak, esnafı da olacak. İşçi sendikası başkanı diyecek ki 'bizim işçilerin şu derdi var'. Ekonomik Sosyal Konsey budur. Toplanmıyor. Belki diyeceksiniz ki 'umudumuz yok oradan bir şey çıkmaz.' Orada haklısınız, bir şey demiyorum.
Şehitlerimiz var. Onlar bizim onurumuzdur diyoruz. Eyvallah. En yüce mertebe. Yeni bir kanun çıktı, bastır 30 bin lirayı al tezkereyi. Hiç askere gitmeye gerek yok. Kim askere gidecek? Fakir fukaranın çocuğu, sizin çocuklarınız. Yapmamız gereken şudur, eğer şehitlik mertebesiyse, şehitliği bu kadar yüceltiyorsak 30 bin liraya askerliği satın almayacağız. Ayıptır.''
Kılıçdaroğlu, sesi daha güçlü çıkan, işçinin hakkını arayan, ülkenin sorunlarına sahip çıkan bir Türk-İş istediğini söyledi. Sendikacılığın yalnızca ücret bazında olmaması gerektiğini de belirten Kılıçdaroğlu, üretim içim işçinin de iş verenin de çaba göstermesi gerektiğini söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu, genel kurul salonundan ayrılırken Türk Harb-İş sendikası tarafından hazırlanan ''Gelir ve Vergi Dağılımında Adalet İstiyoruz'' başlıklı metne de imza attı.
AA