"AKP beni fişlemiş"
CHP lideri Kılıçdaroğlu iki günlük ziyaret için bulunduğu Bosna Hersek'de gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iki günlük Bosna Hersek ziyareti kapsamında, Türkiye'nin Saraybosna Büyükelçiliği'ni ziyaret etti, Büyükelçi Ahmet Yıldız'dan ülkedeki gelişmelerle ilgili bilgi aldı. Beraberindeki heyetle birlikte daha sonra Türk Kültür Merkezi'ne geçen Kılıçdaroğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin ''28 Şubat kapsamında fişlendiğini iddia etmesi ve bugün Başbakanlığın cevabının bazı gazetelerde yer aldığını'' hatırlatarak buna ilişkin görüşünü sorması üzerine, şunları kaydetti: ''Başbakanlığın Danıştay'a gönderdiği savunmada, 2004 yılına kadar Başbakanlık Takip Kurulu'na kadar gelen bütün şikayetlerin, ihbarların herhangi bir kayda girmediği bildiriliyor. Başbakanlık diyor ki; biz bunları 2004 yılında ilk kez kayda aldık. Yani fişlemeyi AKP iktidarı yapıyor, bunu da kendisi Danıştay'a gönderdiği bir yazıda itiraf ediyor. Eğer demokrasi konusunda samimiyseniz, Başbakanlığın Danıştay'a vereceği yanıt bir cümleden ibaret olacaktı; 'Geçmişte Başbakanlık Takip Kurulu bu tür olayları gerçekleştirmiştir. Ama biz bunları tasvip etmiyoruz. Yapılan uygulamalar yanlıştır, bu uygulamalara da katılmıyoruz' demesi lazımdı. Tam tersine yapılan fişlemeyi savunuyor.''
TUTUKLU VEKİLLERİN DURUMU
Bir gazetecinin ''Tutuklu milletvekillerinin durumu nedir? TBMM Başkanı Cemil Çiçek'le ikinci bir görüşme yapılacaktı. Sizin hazırlıklarınız ne yönde, diğer partilerle bir mutabakat var mı ve toplantı ne zaman bekleniyor'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, kendi önerilerinin daha önce bulunduğunu ve bunu TBMM Başkanı Çiçek'e ilettiklerini bildirdi.
TBMM Adalet Komisyonu'nun şu anda kendi önerilerini beklediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Yapılan ilk toplantıda bizim önerimiz Sayın Cemil Çiçek'e verildi ve Sayın Çiçek bunu diğer grup başkanvekillerine verdi, büyük bir olasılıkla eğer o metin üzerinde uzlaşma olursa sorun çözülecekmiş gibi görünüyor'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, bu konuda ''Anayasa değişikliği olmadan sorunun çözülemeyeceği'' yönünde iddiaların hatırlatılması üzerine, ''Anayasa'nın 83. Maddesi'nin değiştirilmesi aslında temel kural olmalı ama o farklı bir prosedüre tabi. Anayasa değişmeden de normal yasal düzenlemeyle tutuklu milletvekillerinin sorununu çözmek mümkün'' diye konuştu.
''Eğer bir mutabakat sağlanırsa sorun kendiliğinden çözülmüş olur'' diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Kaldı ki biz şuna da açığız yani; bizim hazırladığımız düzenleme yetersiz görülebilir, fazla görebilir, sonuçta önemli olan demokrasilerde uzlaşma kültürünü geliştirmektir. Bizim önerimiz var, öneriyi sunduk. Karşı öneriler de gelebilir, biz onlara da saygılıyız. Önemli olan sonucu elde etmek."
"ÇİÇEK'E KARŞI SÜREKLİ BİR TEPKİ SÖZ KONUSU DEĞİL"
Kılıçdaroğlu, ''Tutuklu milletvekillerinden dolayı Meclis Başkanı'na tepkiniz vardı, bu tepki devam edecek mi'' şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı: ''Bizim Sayın Cemil Çiçek'e, tutuklu milletvekilleri sorununun çözülmemesi tepkimizin birinci unsurunu oluşturuyordu. İkinci önemli tepkimiz '4 4 4 yasası' olarak tanımladığımız eğitim yasasının Milli Eğitim Komisyonu'nda görüşülmesi dolayısıyla meydana gelen olayların Sayın Çiçek tarafından bir anlamda görmezlikten gelinmesiydi. Bu bizi büyük ölçüde rahatsız etmişti çünkü bir yasa ilgili komisyonlarda sağlıklı görüşülmeden TBMM'ye sevk edilmemesi gerekiyordu. Görüşülmediğini biliyoruz, milletvekillerinin konuşturulmadığını biliyoruz, söz istemelerine rağmen ve bunun da tutanaklarda yer almasına rağmen söz verilmediğini biliyoruz. Ama Sayın Cemil Çiçek bu teklifin tekrar komisyonda görüşülmesini uygun görmedi, o nedenle büyük tepkimiz oradan kaynaklandı.''
''Eğer bu süreç çözülürse Meclis Başkanına yönelik tepkiniz de son bulacak mı'' sorusunu ise Kılıçdaroğlu, ''Sayın Cemil Çiçek'e karşı sürekli bir tepki söz konusu değil'' dedi.
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SÜRECİ
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: ''Geldiğimiz noktada ne oldu? Bir hukuk düzenlemesi yaptılar, parlamentodan geçirdiler, sonra bir baktılar ki eksik yapmışız. Yaptıkları eksiği nasıl giderecekler, yeni bir anayasa değişikliği ile. Bunun için de parlamentoda arzu ettikleri yeterli sayıda milletvekilleri yok, kendi milletvekilleri sayısıyla bu değişikliği yapamıyorlar. Ne yapalım dediler, şark kurnazlığıyla 'efendim biz yasayı düzenleyelim, Anayasa'yı değiştirelim'.
Kanunla hangi ülkede anayasa değiştirilmiş? Siz bu kuralları altüst ediyorsunuz, yasa çıkarıyorsunuz, Anayasa'da bir boşluğu doldurmak üzere, bunlar olmaz, yapılan hatadır, hatayı telafi etmek istiyorlar. Biz Anayasa Mahkemesi'ne gittik, bakalım nasıl karar çıkacak hep beraber göreceğiz.''