"Karizmasını çizdirmek istemeyen benim programıma gelmiyor!"
Okan Bayülgen HABERTURK.COM'a konuştu...
DİLARA TAHMAZ / HABERTURK.COM
O kendisini 'Entelektüel değilim, sadece okumayı fazla seven bir çocuğum' diye tanımlıyor.
Aynı fikirde değilim...
Bazı insanlar vardır yanına giderken ne konuşacağınızı, nasıl bir tavır takınacağınızı günler öncesinden planlamışsınızdır. Okan Bayülgen bir gazetecinin daima önceden gardını alması gereken bir isim.
Benim için de öyleydi...
Ancak konuşmamız boyunca gerçek bir entelektüelin samimiyetle cevapladığı sorular tüm kaygılarımı yerle bir etti. Bu röportaj Okan Bayülgen'in televizyon kariyerinden Sesli Kitap'a uzanan projelerini öğrenmeme vesile oldu. Habertürk TV'de Beyin Bedava programıyla izleyicileriyle buluşan Kral Okan bugün Haberturk.com'un konuğu!
Okan Bayülgen fenomeninin doğduğu yıllarda daha önce örneği görülmemiş bir tarzla karşılaştık. Sert tavırlı, konukları tersleyen, telefonları surata kapatan bir şovmen... Zamanla konuk alınan isimlerin programda kendilerini ifade etmekten çok size cevap vermek için kurulmuş bir hale geldiklerini gördük. Bu genel tavrı siz nasıl karşıladınız?
Bana genelde korkan konuklar gelmiyor. Albüm çıkarmış, dizide oynamış karizmasını çizdirmek istemeyen insanlar geliyor. 'Ben 4 dil biliyorum' diyor. Başka bir programa gitse bunun için tebrik görür ancak ben 'Konuş bakayım, nasıl konuşuyorsun' diye soruyorum. O yüzden bu insanların bazıları da benim programıma gelmek istemiyor. Dolayısıyla ben ne kadar açıksam eleştirilebilir oluyorsam, Türkiye'de şov dünyasına ürün veren konuklarımın da samimi ve korkusuz olması lazım. Ama belki de şu yeni çağı hesap edemiyorlar. Eskiden sokakta bizden fotoğraf isteyenler artık benim yanıma gelmek yerine beni yanına çağırıp, kolunu omzuma atıp bana 'Bunu Facebook'a koyuyorum' diyebiliyor. Yani eskiden benden fotoğraf isteyen sokaktaki insan, artık beni kendi yayınına konuk ediyor. Ben onun yanına gidiyorum, o benim yanıma gelmiyor. Bu nüans bile aslında değişimi ortaya koyuyor. Eskiden ' Ne olur birlikte fotoğraf çektirelim' derken şimdi 'Gel birlikte fotoğraf çektirelim' diyorlar. Artık bu insanları anlamak lazım.
Sanatçılar artık herhangi birisinin Twitter'dan kendileriyle iletişime geçebileceklerini bilmeliler. Hayranlık meselesi artık farklı bir boyuta geçti. Ünlü isimler artık daha az yalancı, daha samimi olmalılar. Eskiden çok sevdiğimiz şarkıcıların albümlerinin hiç satamadığını, ancak çok daha düz ve temiz işler çıkaran rock gruplarının büyük satış rakamlarına ulaştıklarını görüyoruz.
Gece Kuşu ve Televizyon Çocuğuyla başlayan bir Okan Bayülgen dönemi var. O yıllarda daha protest tavırlı, gençlere hitap eden bir iş yapılırken zamanla bir dönüşüm gerçekleşti. Artık 'anneler' de Okan izler oldu...
Benim izleyicim her zaman 20-24 yaş arası oldu...
Benim şahsi fikrim -ki iyi bir Okan izleyicisi olarak bunu gözlemlediğimi söylebilirim- zamanla daha genele hitap eden işler yaptığınız yönünde...
Bence o yirmili yaşlardaki kuşak büyüdü, anne oldular. Bahsettiğiniz anneler onların ta kendisi
Ama şöyle de bir gerçek var. Banu Alkan'ın Serpil Çakmaklı'nın konuk edilmesiyle başlayan bir değişim söz konusu. Okan Bayülgen'in şovları gittikçe popüler kültüre hitap eder oldu.
Banu Alkan'ın konuk edildiği program 90'lı senelerdeyi, çok eski. Oysaki 2000'li dönemlerde daha entellektüel işler yaptık. Kanepede bacak, elbise göstermektense insanların masanın etrafında oturdukları programlar yaptık. Ama ben hep farklı şeyleri bir arada sunmayı seviyorum. Aptalla akıllı, güzelle çirkin, şişmanla sıska... Bunlar hep bir arada olmalı programlarda. Bu arada olma durumundan neşe, eğlence doğar.
Okan bayülgen hepimizin bildiği gerçek bir entellektüel...
Kendimi entellektüel olarak görmüyorum. Sadece okumasını seven bir çocuğum.
Peki zamanla şöyle bir durum ortaya çıktı. Disko Kralı'nın yanına bir de Muhabbet Kralı'nı eklediniz. Herkes Bunu Konuşuyor, Bu Sizi İlgilendiriyor vb. daha sosyal, siyasi içerikli işler yaptınız. Bunu yapmadaki nedeniniz kendi entelektüel yanınızı doyurmak mıydı? Yoksa kanallardan böyle bir talep geldi mi?
Hayır böyle bir talep gelmedi. Açıkcası herkes cumartesi geceleri hoplıyim, zıplıyim istiyordu. Ama bunlar benim kendi entelektüel arzularımı tatmin etme gayesiyle yaptığım işler de değildi. Bu programları yapmamdaki neden; yetişen gençliğin entellektüel talebinin bilgiyle kitaplarla teknolojiyle öğrenileceğini öngörmemdi. Yani karma felsefesini Tarkan'dan değil kitaplardan öğrenecek bir nesil içindi bu işler.
Bir Sesli Kitap dinleyicisi olarak özellikle bu projeden bahsetmek istiyorum. Bu işi yapmanızdaki çıkış noktası ne oldu, projeden bahseder misiniz?
Sesli kitaplar gerek okuma konusunda tembel olan, gerek okuma alışkanlığı ya da zevki kazanmamış insanlar için müthiş bir olanaktır. Arabayla yapılan saatlerce süren yolculuklarda iyi bir arkadaştır. Ya da okumak için sese ihtiyac duyan, çocukluğunda kendisine kitap okunmuş ama yetişkinliğinde kimsenin masal anlatmadığı bir adam için mırıl mırıl bir ses eşliğinde uyuma şandısır. İnsanlar sesli kitaplar (audio book) sayesinde evde dünyanın en iyi seslerinden sevdiği kitapları dinleme fırsatı bulabilir.
Üstelik yayınevlerinden aldığımız rakamlara göre biz Sesli Kitap projesine başladıktan sonra kitap satışları artmış.
Okuduğunuz kitapları kendi sevdiğiniz, beğendiğiniz eserler arasından mı seçiyorsunuz?
Klasikleşmiş dünyaca ünlü yazarların eserlerini okumayı tercih ediyorum. Türk yazarların eserlerini okumak istedim ama ailelerinden izin almak gerektiği için ben kolayına kaçtım. İyi de yaptım. Bunun yerine dünyaca ünlü eserleri okuyorum. Kafka'nın Dönüşüm'ü ve Zweig'ın Satranç'ı benim çok sevdiğim eserler.
Bunun dışında Sesli Kitap okuyanlar arasında görmeyenler için kütüphanelere giden, Beyazıt'ta Boğaziçi'nde okuma yapan amatörleri de unutmamak gerekir. Bu işleri de muhakkak anmak gerekiyor. Sesli kitapları dünyada, örneğin Fransa'da Comedie Française yani o ülkenin en önemli tiyatro oyuncuları okurlar.
Sesli Kitap okumak kolay değil. Bu konuda bir ön çalışma yapılması gerekir. Ben bu kitapları laf olsun diye okumadım. Okuduğum her kitabın Fransızca audio book'unu da okudum. Fransızların ve Almanların bu konuda Amerikalılar'a göre daha iyi olduklarını söyleyebilirim. Okumaları ne kadar sürmüş, nerelerde durak vermişler, hangi hızla okuyorlar, nasıl teleffuz ediyorlar. Okuyan kişi roman kahramanı kendisi anlatıyorsa onun ruhuna giriyor mu, ne kadar teatral okuyor meselesini araştırdım. Okuyuşunuz sizin kendi tarzınız olduğu gibi, dünyada uyulması gereken normlar da vardır. Ben bu konuda arkadaşlarımla beraber bir ses mühendisi ve 3 editörle çalıştım.
Kızınıza kitap okur musunuz?
Evet ben de ona kitap okuyorum ama daha çok annesi okuyor.