Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler H. Bunu Konuşuyor Sunset’in en çok neyini seviyorsunuz?

        İstanbul'un en iyi iş yapan mekânlarının başında Sunset gelir. Yazın şüphesiz yerli ve yabancı turistlerin gözde mekânı. Gerek konumu, gerek manzarası ve yıllara dayanan birikimi, tecrübesi var. Lezzet konusunda ise bir fikrim yok. Ben bildim bileli Sunset'te sushi dışında bir şey yemem. Çünkü diğer hiçbir yemeği iddialı değil. O yüzden olmayan bir şeyi yazmanın bir anlamı yok. Zaten Sunset manzara ve ambiyans ile işi götüren bir mekân. Kimi isterseniz mekânda bulabilirsiniz. Kışın Papermoon, yazın Sunset arasında insanlar gelip gidiyor. Yurtdışından eğer bir misafiriniz geliyorsa ya Reina, ya Sunset. Şimdi Ulus 29 da yazın açık ama kimse gitmiyor. Ulus 29 tabii ki Sunset'e rakip olmak için yazın kapılarını açmaya başladı ama işler o kadar kolay değil. Sunset'in patronu Barış Tansever ile zaman zaman fikirlerimiz uyuşmasa da çalışma stilini, yaşam tarzını çok severim. Barış bu işi en eski yapan insanların başında geliyor. Çok zıplamadı başka mekânlar yapayım diye, çok efor sarf etmedi. Gerçi bir kere denedi onda da başarısız olunca bir daha yapmama kararı aldı. Ben de olsam aynı şeyi yaparım. Bacasız sanayi gibi yılda 20 trilyon ciro yapan bir mekânın var. İki milyon sponsor gelirin var. Başka işlerle niye başımı ağrıtayım. Müşteri zaten kapıda kuyruk. Ne versen yok demiyor. Zaten bu başlı başına bir başarı hikâyesi. O yüzden Barış Tansever'i tebrik ediyorum. Sunset aslında çok gittiğim bir mekân değil. Benim için çok pahalı bir yer. İndirim yaptıkları halde çok pahalı. Bir yemeğe 300 TL verecek halim yok. Bir de lezzet dediğim gibi hakikaten yok. Hava olsun diye yemek yiyenlerden değilim. Bazen arkadaşlar arasında konuşurken hadi Sunset'e gidelim dediklerinde ben de nabız yoklamak için en çok hangi yemeği seviyorsunuz dediğimde kimseden ses çıkmıyor. Çünkü akılda kalan bir yemeği yok. Allah'tan çok iyi bir suşici var da bütün mekânı kurtarıyor.

        SUNSET'TEN SUŞİYİ ALIN GERİYE NE KALIR Kİ

        Zaten suşide her zaman sıra beklersin. Siparişi verdiğin zaman garsondan mutlaka şöyle bir laf duyarsın: "Suşi biraz yoğun beklemeniz lazım." Bilen müşteri de bir şey demez ve suşinin çıkmasını sabırla bekler. Ben de her zaman şunu söylerim "Madem suşi yoğun, bir adam daha alınsa nasıl olur?" Bu yazdıklarım daha önceki tecrübelerimden kalma. Bu sene hiç yemeğe gitmedim. Ama geçtiğimiz hafta bir barına gidelim diye yollara düştük. Aksam üstü Lucca'ya gittik, maşallah ağzına kadar dolu. Biz de yaklaşık dört saat oturduktan sonra mekân değiştirme gereği duyup "Haydi Sunset'e gidelim" dedik. İçeriye geçtik, her yer boş. Bazı yerler dolu. Ayaküstü bir arkadaş geldi; ben yıllardır Sunset'e gidiyorum ilk defa böyle bir personel ile karşılaştım. Adı Erdal'mış. Geçen sene Sunset'te bar bölümünde işe başlamış. Barış Tansever'den daha havalı. Barış mekânın sahibi inanın o kadar havası yoktur. Herkes gibi yer içer misafirlerini ağırlar sonra belli bir saatte kaçar.

        BAR BÖLÜMÜ BOŞ AMA OTURACAK YER YOK!

        Şimdi Erdal denen arkadaşla hiç tanışmadığım için beni şöyle bir tepeden süzdü sanırım, gereken güveni veremedim. "GBT'mi versem acaba güven duyar mı" diye içimden geçirdim. "Bar bölümünde çoğu yer boş, oraya oturalım" diyorum, "Yok orası dolu", "Orası" diyorum "Dolu". "Şuraya oturalım", "Orası da dolu". En son dayanamadım "Arkadaş sen bizi oturtmamak için mi böyle yapıyorsun" dedim. "Her yer dolu biz gidelim o zaman" dedim. Tam o sırada restoranın şefi İsmail geldi. Hemen hoş geldiniz faslı ve bizi bir yere oturttular. Sunset'in en büyük şansı bütün mekânın başında adam gibi bir adamın olması. Barış yatıp kalkıp Gazi Aksoy'a dua etmeli. Çok kibar çok düzgün bir adam. Sanki mekânın sahibiymiş gibi ilgili alakalı. İlerleyen saatlerde beni görünce hemen geldi. Selam faslından hoş beşten sonra tekrar diğer tarafta yer alan restoran bölümüne gitti. Allah'tan Erdal gibi adamlara tam yetki verilmiyor. Zaten çok geçmeden baktım barda içki içmeye gelen iki kızla koyu bir sohbet içine girmiş bile. Adamın derdi sanırım mekân iyi olsun değil, başka şeylerin peşinde. Allah Barış Tansever'e sabır versin. Zaten bu sene geçtiğimiz sene gibi bar bölümü popüler değil. 5 dakika önce havandan geçilmiyordu, afralar tafralar yapıyordun. İki kız görünce yelkenleri suya indirdin. Ben bunları anlamıyorum. Anlamaya da çalışmıyorum. O mekânın barını ona verende mi kabahat, oraya gidende mi, yoksa o kadar hesabı ödeyende mi? İşin içinden çıkamadım.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ