Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Medya Habertürk TV "Facebook'ta mikrop var!"

        Ceren Akdağ Şahin “Bir zamanların centilmen beyefendileri, zarif leydileri bugün nerede? Adab-ı muaşeret diye tabir edilen kurallar günümüzde kültürel birer nimet mi yoksa külfet mi? Şıklığın, görgünün, nezaketin önemli olduğu günlerden bugüne neler kaldı; hangi gelenekleri, adetleri yaşatıyoruz? Modern hayat, Beyoğlu'na giriş ritüllerinden, sofra düzenine, bayram kutlamalarından, alışveriş kültürüne, giyim kuşamdaki inceliklere kadar neleri değiştirdi?Görgü kitaplarının yerini kişisel gelişim kitapları, görgü hocalarının yerini stil danışmaları, yaşam koçları mı aldı? Tüm bu değişikliklerden dilimiz, duygusal hayatımız, yaşam inceliklerimiz nasıl etkilendi?” diye sordu, yorumcular Cem Mumcu, Günseli Kato, Cemil İpekçi, Pelin Batu, Esra Elönü ve Halkla İlişkiler, Görgü ve Davranış Bilimleri Uzmanı Deniz Adanalı yanıtladı.

        BUGÜN ADAB-I MUAŞERET KALDI MI?

        Program Ahmet Mithat Efendi'nin 1894 yılında yazdığı “Avrupa’da adab-ı muaşeret Yahud Alafranga” isimli eserinden alıntıyla başladı, “Bugün adab-ı muaşeret kaldı mı?” sorusuna yanıt arandı.

        Deniz Adanalı adab-ı muaşeretle bugün çok derdimiz olduğunu söyledi ve sordu: “Anadolu'nun zaten kendine özgü bir adabı var, neden dışarıdan bir şeyler almışız?”

        Cemil İpekçi de “Bugünü anlamak için düne bakmak gerekiyor. Dün ne kadar doğruydu da bugün doğru olsun?” diyerek görgü konusunda Batı taklitçiliği temelli yanlış bir politika izlediğimizi söyleyerek Adanalı'ya destek verdi.

        ADANALI: ÜÇ KAĞITÇILAR KADAR ADAB-I MUAŞERET BİLENİNİ GÖRMEDİM!

        ELÖNÜ: GÜZEL AHLAKLI İNSAN ZATEN GÖRGÜLÜDÜR

        İPEKÇİ: ÇOK AHLAKSIZ OLUP FEVKALADE ADAP BİLENLER VAR

        “Görgülü insan nasıl olur?” sorusu tartışılırken Esra Elönü'nün “Güzel ahlaklı insan zaten nerede nasıl davranacağını bilir, bana göre görgü güzel ahlaklı insanda vardır” tespitine diğer yorumcular karşı çıktı:

        Deniz Adanalı: “Üç kağıtçılar kadar adab-ı muaşeret bilenini görmedim. Ahlakla hiç ilgisi yok.”

        Cemil İpekçi: “Çok ahlaksız olup fevkalade adab-ı muaşeret bilen insan gördüm.”

        Cem Mumcu: “Bilmediğim adab-ı muaşeret varsa, ahlaklı bir adam olmama rağmen ahlakım yetmez ve uzun zaman gözlemlerim. Ahlakım, oradaki görgü kurallarını bilmeye yetmeyebilir.”

        ADANALI: PARA VE İNANÇ KONUŞMAK GÖRGÜSÜZLÜKTÜR

        ELÖNÜ: “ALLAH'A İNANIYOR MUSUN?” DİYE SORMAK BÜYÜK GÖRGÜSÜZLÜK

        Deniz Adanalı inanç ve para konularından bahsetmenin en büyük görgüsüzlük olduğunu, 'Bu evi ne kadara aldın? Bu üstündekini nereden kaç paraya aldın?' gibi soruların görgü sınırlarının dışına taştığını söyleyerek bunları konuşmanın ayıp olduğunu, bugün herkesin bunlarla uğraştığını söyledi; Esra Elönü de “Allah'a inanıyor musun?” diye sormak bana göre en büyük görgüsüzlük ama dini görüşünü açıklamak ayıp değil” dedi.

        MUMCU: MODERNLEŞME ESKİ OLAN HER ŞEYE “GELENEK” DEDİ

        BATU: OTURDUĞUMUZ YERDEN GEÇMİŞİ ELEŞTİRMEK ABES

        Modernlik ve gelenek konusunda Cem Mumcu modernlik kavramının altını kazmak gerektiğini söyledi:

        “Moderniteden önce gelenek diye bir kavram yok. 'Eskiden' kavramını getiren şey modernitedir. Modernite kırılma yaratmıştır, eskiden gelen her şeye 'gelenek' denmiştir. Evlerdeki şark odaları bizim modernleşme hikayemizi çok güzel anlatır. Tabandan değil, tavandan gelen bir modernleşme, görgü kurallarını talebimiz olmadan empoze etmiştir. Hala içselleştiremememizin altında bu yatıyor. Bu konuları hala bugün konuşmamızın nedeni budur. Yeni, kötü olsa bile çağdaş ilan edilmiştir.”

        Pelin Batu da o dönemin ihtiyaçları doğrultusunda hareket edildiğini, tarihi tartışmak gerektiğini ama oturduğumuz yerden geçmişi eleştirmenin abes olduğunu söyleyerek Mumcu'ya karşı çıktı:

        “Bazı şeyler zorlama olunca kusar ama bazı radikal değişiklikler devrimlerle olur ve bütün devrimler sancılı olur. Sadece biz şapka devrimini yaşamadık, Rusya'da da oldu.”

        ELÖNÜ: GÖRGÜ KURALLARI ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLIYOR, BAŞKALDIRI BİRAZ DA GÖRGÜSÜZLÜK GEREKTİRİR

        Deniz Adanalı ve Esra Elönü devrim, özgürlük ve görgü kuralları konusunda önce hemfikir oldular, ardından fikir ayrılığına düştüler:

        Esra Elönü: “Görgü kuralları dediğimiz şeyin insanın özgürlüklerini kısıtladığını düşünüyorum. Toplum ne der korkusuyla yaşamak bana göre özgürlüğü kısıtlamaktır.”

        Deniz Adanalı: “Çok doğru ve çok güzel bir şey söylüyor, “Hayatımı planlanmış şekilde neden yaşayayım?” diyor ve haklı!”

        Esra Elönü: “Toplumda bir başkaldırı yapmak bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, bu biraz görgüsüzlük de gerektirir.”

        Deniz Adanalı: “İşte şimdi değiştik! Birinci cümlene yüzde binbeşyüz katılıyorum ama ikincisini tartışırım. Böyle bir şey nereden aklınıza geldi? Nasıl yan yana getirirsiniz?”

        Esra Elönü: “Çıtı pıtı, hanımefendi bir kadın protoipi dayatılıyor görgü kuralları adı altında. Erkekten bir şey istenmiyor. Görgü bir kuraldır, başkaldırı da kural tanımazlık gerektirir. ”

        Deniz Adanalı: “Kadınlar bence 4*4 arabaların içinde erkeksileştiler! Tam tersine, keşke hanımefendilik kalsaydı!”

        Cem Mumcu: “Benim için adab-ı muaşeret denilen şeylerin hepsinin özünde insan hem kendisine hem de diğerlerine fayda sağlaması yatar. Çorbayı bu şekilde içmemizin ve diğer tüm kuralların bir gerçekliği var. bunlar insan olmanın özünde olan ve faydalı olan şeyler. Sırf süs olsun diye yapılmıyorlar.”

        ADANALI: TWITTER VE FACEBOOK'TA MİKROP VE PİSLİK VAR

        MUMCU: BENİM GİBİLER İÇİN EZİK DİYORLAR

        MUMCU: YERLİ YERSİZ KÜFÜR MODASI VAR, AMK DİYE GAZETE Mİ OLUR?

        Teknolojinin görgü kurallarını nasıl dönüştürdüğü konusunda Deniz Adanalı sosyal medyaya yüklendi:

        “Twitter ve facebook'ta mikrop ve pislikle yaşanıyor, adab-ı muaşeret buralarda yok oluyor, buralarda modern dedikodu yapılıyor.”

        Küfür ve konuşma adabı konusunda Cem Mumcu bazı örnekler verdi:

        “Ağzı bozuk konuşmanın bile lezzeti vardır. Ben kimseye hakaret etmeden, çok da güzel ağzı bozuk bir adamımdır. Ama bugün yerli yersiz küfür modası var, hiç güzel durmuyor. Bu ülkede “amk” diye gazete var. Herkesin birbirine hoyrat olduğu, gıybet ettiği bir ülke olduk. Bu ülkede köşe yazarı olmak için de oldukça kötü olmak gerekiyor. Benim gibiler için ezik kelimesi kullanılıyor. Zarif olmak ezik, merhametli olmak ezik. İnsani özelliklerimizin varlıkları out, garip hoyratlık in! Orman kanunlarıyla yaşıyoruz, ben arabamla yolda birine yol verince arkadan kornaya basıp duruyorlar!”

        MUMCU: İNTERNETLE AVATARİZE OLDUK, HOYRATLAŞTIK

        KATO: İNTERNET GÖRGÜYÜ ARTIRDI

        Adab-ı muaşeret konusunda genellikle günah keçişi ilan edilen teknoloji, Cem Mumcu ve Günseli Kato'yu ayrı düşürdü:

        “Eskiden bedenimizle hareket ederdik, kendi yüzümüz ve bedenimizle birleşiktik. Şimdi avatarize olduk, bunun da yarattığı gariip hoyratlık var. bedenimiz olmaksızın dolaşıyoruz, kendi yüzümüz olmayınca hoyratlaşmak da kolaylaşıyor. İsminiz nick ise toplumsal kurallardan azade hissediyorsunuz kendinizi. ”

        Günseli Kato: “İnsanoğlu öğrenme isteğiyle bugüne kadar gelmiş, hep öğrenmiş ve değişime uğramış. Ama edep ve adab-ı muaşeret hiçbir zaman yok olmayacak, değişmeyecek. Sosyal medyanın ve internetin bu konuda faydası olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki adab-ı muaşeretleri öğrenme imkanı var. ”

        İPEKÇİ: BUGÜNÜN EDEBİ, EDEPSİZLİK

        ELÖNÜ: OTORİTEYE GICIĞIM

        Cemil İpekçi “Hepimiz fosil ve dinozorlar gibi konuşuyoruz ama...” diyerek araya girdi:

        “Bugün edep, edepsizlik. Bu ülkede bugüne kadar hiç “biz” lafını duymadım, hep “ben” var. Üzülüyorum, bana uymuyor.”

        Esra Elönü tartışma programlarından örnek vererek muhafazakar katılımcıların sessizliğini eleştirdi: “Otoriteyi aşmamız gerektiğini düşünüyorum. Hakkımızı ararken rica edersem bana hakkımı verir misiniz mi diyeceğim? Karşımdaki bana sesini yükseltiyorsa ben de yükseltirim. Otoriteye karşı gıcıklığım, alerjim var. Nedeni de bu programlar.”

        Cem Mumcu: “İslamın bağlamına hiç uymayan pahalı hediyeler... şehrin içine hiç uymayan kocaman arazi araçları... ege bölgesine hiç uymayan Bavyera evi yapmak gibi bağlamından kopan her şey kitsch'tir ve adaba aykırıdır. Bağlam çok mühim.”

        ADANALI: ANADOLU TERBİYESİ OLMASAYDI TÜRKİYE BATMIŞTI

        Son söz konuk Deniz Adanalı'nındı:

        “Her şeyin dine ve paraya bağlandığı şey modernlik değildir, gösteriştir. Para statü sembolü haline gelirse hoyratlık artar. Sadece beyaz Türkler, fanfinfonlar, aristokratlar adab-ı muaşerete uymaz. Anadolu terbiyesi çok sağlamdır. Anadolu terbiyesi olmasaydı bugün Türkiye çoktan batmıştı.”