Dünya Kupası’nda forma giyen yaklaşık 100 oyuncu Fransa, 70’e yakın oyuncu ise Hollanda doğumlu ve başka ülkeler için mücadele ettiler.
2006’dan bu yana Dünya Kupası’nda ilk üçe damga vuran Batı Avrupa bu başarıyı neye borçlu?
Bu sorunun yanıtını Simon Kuper’in Financial Times’daki yazısında öğreniyoruz.
Simon Kuper’in yazısının bir bölümü şöyle:
“Dünya nüfusunun yüzde 5’ini barındıran bir bölge nasıl bu kadar başarılı olabiliyor?
Batı Avrupalılar işe, Dünya Kupası’nı nasıl kazanırız? sorusuyla başlamadı. Farklı bir hedefleri vardı. Amatör futbolu ucuz ve herkes için erişebilir hale getirmek.
Amaç, mutluluk. Ayrıca, topluluk ruhuna ve halk sağlığına katkıda bulunmaktı. Dünya Kupaları kazanmak aslında yan bir üründü.
Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, “Üst düzey futboldan bağımsız olarak en büyük önceliğimiz Norveç’in her yerindeki futbol kulüplerini ayakta tutmak. Federasyon olarak işimiz Norveç’in çocuklarıyla ilgilenmek” diyor.
…
Herkes futbol oynuyor, oyunu anlıyor. Futbol geometriye dayanır. Esas olan top sizdeyken alan yaratmak, rakipteyken alan daraltmaktır. Asya, Afrika, ABD ve Brezilya’nın aksine Batı Avrupa’nın her yerinde herkes bunu bilir.
Şu an futbolun en zengin yetenek havuzu olarak görülen Paris’tir. Neredeyse, tüm Paris banliyölerinde suni çim sahaya sahip bakımlı sahalar var hepsi kullanılıyor. Amatör maçların devre arasında bile içeri akın eden çocuklar sahayı boş bırakmıyor. Sistem olabildiğince düzenli.”
Ülkemiz saha ve tesis konusunda Avrupa’nın gerisinde değil. Hatta, bazı kentlerimiz ileri seviyede diyebiliriz.
Fakat, buna rağmen bir şeyler ters gidiyor.
Nedeni?
Altyapılar, amatör kulüpler hatta mahalle takımları gereken önemi görmüyor.
Gençlerin eğitimi, bireysel gelişimi eksik. Yeterli-yetenekli antrenör yok. Çocuklar belli bir sisteme göre çalıştırılmıyor.
Futbol Federasyonu konuya ne kadar ilgili tartışılır.
Kulüpler, altyapıları göz ardı etmişler. 86 milyonluk ülkemiz futbolcu yetiştirmeyi beceremeyen bir duruma gelmiş. Yıllardır böyle.
Transfer haberleri manşetleri süslerken, kendi gençlerimizden hiç söz edilmiyor.
Neredeyse tüm takımlar yabancı oyuncu ile sahaya çıkacak.
Üzülmemek elde değil.
Oysa, Türkiye futbolcu fabrikası olabilecek kapasiteye sahip. Tüm Avrupa’nın gözdesi olabiliriz.
Milyonlarca döviz yurt dışına gideceğine biz neden bunu tersine çevirmeyelim.
İşin kolayına kaçmadan, sistemli, programlı, inanmış kişilerin desteklenmesi ile amaca ulaşmak zor olmamalı.
TFF’yi zorlayacak bir irade gençlerimizin önünü açabilir.