İŞ-YAŞAM HABERLERİ

11 ARALIK 2016

Türkiye’nin hiç hafiflemeyen gündeminden 1 hafta kaçıp Londra’ya geldim. Uzun süredir Brexit sonrası İngiltere’de yaşananları takip edip size aktarmaya çalışıyorum. Fırsat bulunca da bizzat gelip gözlemlemeye çalıştım. Bakalım ilginizi çekecek mi?

Bir süre de yaşadığım Londra’da, bu hafta sokakları ve alışveriş merkezlerini dolaşırken ilk dikkatimi çeken, etrafın tenhalığı oldu. Okulların tatil olduğu bu hafta, sokakların çok daha dolu olmasını beklersiniz. Sanırım Brexit sonrası sterlinin değer kaybı ve artan enflasyon İngiliz ailelerini, karar sonrası 2 sene içinde edinmek zorunda kalacakları “çalışma izinleri” de Londra’daki yabancıları rahatsız etmiş. Eylül ayında İngiliz Perakende Sektörü Birliği’nin yaptırdığı ankete göre iş sahiplerinin yüzde 40’ı geçen seneye göre cirolarının düştüğünü söylüyormuş.

ENFLASYON ARTIYOR

Brexit sonrası İngiliz Sterlini’nde yaşanan % 20’ye yakın devalüasyon etkilerini göstermeye başlamış. Enflasyon şu an yüzde 1’lere ulaşmış vaziyette. Buna bağlı olarak İngiliz devlet tahvili faizleri de yükseliyor, 10 yıllık faizler yüzde 1.20’ye yaklaştı. Ancak ürkütücü olan İngiliz Merkez Bankası’nın tahminlerine göre enflasyonun 2017 sonunda yüzde 3’ü bulabileceği. Gündelik hayatta enflasyon kaygılarının en canlısı perakende devi Tesco’nun, İngilizlerin çok sevdiği ithal “marmite”de (reçele benzeyen maya özünden yapılan krema) fiyat düzeltmesi yapılamadığı için online alışverişten çekilmesi hikâyesi. Diğer yandan işsizlik de yükseliyor.

İNGİLİZLER TATİL ALIŞKANLIKLARINI DEĞİŞTİRİYOR

İngiliz seyahat acentelerinin açıklamalarına göre her yıl yapılan “büyük deniz/güneş” tatillerinin iptali pek beklenmiyor. Ancak İngilizlerin 3-4 günlük kısa Avrupa tatillerinin büyük oranda Britanya içine kayması bekleniyormuş. Yani Galler, İskoçya yeniden favori destinasyonlar olacak gibi. Buna karşılık göreceli değersiz sterlin sayesinde başta Londra olmak üzere bütün İngiltere’ye daha fazla turist bekleniyor.

TÜRKLER LONDRA’DA SAHNEYE ÇIKIYOR

Benim de bulunduğum dönemde yaklaşık 200 bin civarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Londra’da yaşadığını bilirdim. O zamanlar Türkler, Londra’nın daha çok kuzey ve kuzeydoğusunda yaşardı. Bu semtlerde başta yeme-içme sektörü olmak üzere, tekstil ve perakende sektörlerinde Türkleri görmek mümkündü. Daha sonra benim de katıldığım furyada, bankacılık sektöründe birçok Türk’ün şehirde varlık gösterdiğini gördüm.

Şimdilerde ise artık şehrin en merkezi yerlerinde “Türk izi” görmek mümkün. Türk kahvecisinden simitçisine, pidecisinden meyhanesine kadar bizim kültürümüzden en güzel örnekler Londra’nın en pahalı semtlerinde yer alıyor. Tabii Türklerin varlığı sadece gıda işinde değil. Başta Ülker Grubu’nun Pladis’i olmak üzere birçok Türk şirketi ya yeni markayla ya da kendi ismiyle İngiliz pazarındaki rekabete girmiş durumda.

Hadi bir de son dakika duyumu vereyim. Türkiye’de de bankacılık yapan 2 önemli aile/grup Londra’da “yatırım bankası” kurmak için son hazırlıklarını yapıyormuş. Bankacılığı çok iyi bilen bu iki grubun ortak kuracağı “Londra merkezli Türk yatırım bankası”nın seneye açılacağından ve başında çok iyi Türk bankacılarının olacağından bahsediliyor.

Londra’dan yazmaya devam edeceğim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme