ABD’de başlayan ve bütün dünyayı sarsan ekonomik kriz küresel ısınmayı unutturdu. Geleceğin en büyük tehdidi olarak görülen iklim değişikliğiyle mücadele yüksek bütçeler gerektirdiğinden ağır finansal bunalım altında olan ülkelerin ne yapacağı soru işareti.

Dünyayı etkisi altına alan finansal kriz, ülkeleri sarsmaya devam ediyor. Almanya yüzde 1 küçüldü, Çin ekonomisinin büyüme hızı üçüncü çeyrekte yüzde 9’a indi. ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 1.3 küçüldü. Şimdi resesyon ihtimallerinden bahsediliyor. Bu durum da, dünyayı tehdit eden küresel ısınmanın unutulmasına yol açıyor. Çünkü ısınmaya karşı alınması gereken önlemler ülkelere ağır maliyetler getirecek yenilenebilir ve temiz enerji teknolojilerine geçişi gerektiriyor.

İklim değişikliğine karşı ilk adım olarak gündeme gelen Kyoto Protokolü, gelişmiş ülkelerin 2012 yılına kadar sera gazlarını yüzde 5 oranında indirmeyi hedefliyor. Ancak protokolün imzalandığı 1997’de küresel ısınma tehdidi bugünkü kadar ciddiye alınmıyordu.  Bu yüzden ülkeler artık daha ağır yükümlülükler talep ediyorlar. Hatta AB ülkeleri, 2050’ye kadar sera gazlarını yüzde 50 oranında indirmeyi taahhüt etmeye hazırlanıyor. Ancak ağır ekonomik bunalım, Post Kyoto da denilen 2012 sonrası dönem için bu ağır indirim hedeflerini sekteye uğratacak gibi görünüyor. 

Kısa vadede olumlu, orta vadede olumsuz
Avrupa Çevre Ajansı’nda Proje Direktörlüğü yapmış Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Etem Karakaya, krizin Kyoto Protokolü açısından etkilerinin kısa vadede olumlu ama orta vadede olumsuz olabileceğinin altını çiziyor. Karakaya, kısa vadedeki olumlu etkileri şöyle açıklıyor: “Dünya ülkeleri, kriz nedeniyle daha az enerji kullanmaya başladı. Ekonomik büyüme azaldığı için enerji tüketimi de azalıyor ve böylece havaya daha az karbondioksit salınıyor ve sonuç olarak da sera gazı emisyonlarında bir azalma söz konusu oluyor.”

Karakaya’ya göre, bir başka ve önemli olumlu etki de şu: “Petrol fiyatlarının düşmesi önemli oranda insanları elektrik üretiminde doğalgaz kullanmaya itiyor, çünkü doğalgaz fiyatları petrol fiyatlarına endeksli, petrol fiyatı düşünce doğalgaz fiyatı da düşüyor. Dolayısıyla önümüzdeki altı aylık dönemde doğalgaz fiyatları düşecek ve kullanımı da artacak. Doğalgaz da nispeten çevreye daha az zararlı bir yakıt, özellikle kömüre göre. Çünkü geçmişte petrol fiyatları yüksekken ülkeler termik santrallerde kömür kullanmayı tercih ediyordu.”  

Kyoto’nun ilk döneminde hedef tutturma açısından bir problem olmayacak. AB, 2012’ye kadar sera gazlarını yüzde 11 oranında azaltacağını açıkladı. Karakaya, 2012’ye kadar olan ilk dönemde doğalgazın fiyatının düşmesiyle hedeflerin tutturulmasının kolaylaşacağını belirtiyor.

2012-2020 arası dönem riskli
Ekonomik krizin iklim değişikliğine olacak orta vadedeki etkileri ise olumsuz olacak gibi görünüyor. Çünkü yenilenebilir enerji sistemlerine geçiş yüksek bütçeler gerektiriyor ve ülkeler kriz ortamında bu büyük bütçelerin altına girmekte zorlanacaklar. 2012-2020 arasındaki ikinci Kyoto dönemi, Karakaya’ya göre en çok risk altındaki dönem. 2020 hedefleri, 2009 Aralıkta Kopenhag’da yapılacak toplantıda belli olacak. Ama daha önceleri ağır hedeflerden bahseden özellikle AB ülkeleri, finansal bunalım nedeniyle bu hedefler paketini yeniden gözden geçirebilirler.
 
Karakaya, “Bugüne göre daha büyük sera gazı azaltım hedefi koymak isteyen gelişmiş ülkeler 2012 sonrası için bu ağır sorumlulukları artık şüpheyle yaklaşacaklardır. Kriz 2009 Aralıkta hala devam ediyor olursa hedefleri küçülebilir ama geçmiş olursa hedeflerden sapmalar olmaz” diyor.

Krizle karbon fiyatı da düştü
Kyoto protokolü ile oluşan karbon piyasası, krizden etkilenen bir başka alan. Ülkeler karbon piyasasında taahhüt ettikleri hedeflerin üstüne çıkarsa arttırdıkları miktarı diğer ülkelere ya da kuruluşlara satabiliyor. Kriz öncesi sürekli artış seyrinde olan karbon piyasasında da fiyatlar oldukça düşmüş durumda. 2008’in ortalarında 25-30 avroya çıkan karbon fiyatı bugün 16 avro civarında. Karakaya, yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir olması için karbon fiyatlarında çok sert düşüşlerin olmaması gerektiğini vurguluyor.

Karakaya, “Karbon fiyatıyla petrol fiyatı arasında doğrudan bir ilişki var, şöyle ki petrol fiyatı yükseldikçe karbon fiyatı yükseliyor, petrol fiyatı düştükçe karbon fiyatı düşüyor. Bunun sebebi ise şu; petrol fiyatı yükselince kömüre dönüldüğü için kömürün de yüksek sera gazı içermesi yüzünden karbon fiyatları yükseliyor. Petrol fiyatı düşünce doğalgaza dönülür ve karbon fiyatı düşer.”

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
Kredi hesaplama, kur çevirici, "bir depo kaça dolar?" ve fazlası için tıklayın.
Sermaye Piyasası Araçları Vergilendirme