Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Başbakan Davutoğlu operasyonlar sonrasını anlattı

        Nihal Bengisu KARACA / GAZETE HABERTÜRK

        Başbakan Ahmet Davutoğlu, Mekke ve Medine ziyaretinin ardından Suudi Arabistan yönetimi ile temaslar ve Suudi yatırımcılar grubu ile toplantı için Riyad’a geçti. Kraliyet konukevinde gazetecilerle sohbet eden Davutoğlu’na; Sur’u, terörle mücadele operasyonlarını, sosyal destek planlarını, Cenevre’yi sorduk.

        -Kâbe’den açayım konuyu.. Sabah namazında, bir Diyarbakırlı “Diyarbakır’dan selam” diye seslendi. Bir de tavafta iken, bir Kürt “Bayırbucak Türkmenlerine yardım edin” diye bir şey söylemiş. O anlarda ne hissettiniz?

        Mescid-i Nebevi’den otele gelirken bir çocuk, “Ben Diyarbakırlıyım” diye geldi, sarıldı. “Bize dua edin” dedi. 23 Temmuz’da operasyonların başlaması doğru bir karardı. Aldığımız karar, dört halkadan oluşan terör zincirini kırmaktı. Kuzey Irak’a ağır darbe vuruldu. DEAŞ’a operasyon yapıldı. Ardından kırsalda etkili bir mücadele başlattık. Belli ilçelerde yığınak yapılan yerlerin üzerine gidildi. İnşallah bu süreç tamamlandığında, ki Silopi bitti, Sur ve Cizre de neredeyse bitti. Burada birçok yabancı keskin nişancı da tespit edildi. Bunların hedefi de Türkiye’yi karıştırmak.

        ‘ŞİMDİ BAŞKA AŞAMA’

        Şimdi başka bir aşamaya geçiyoruz, operasyon ardından nasıl bir süreç başlatacağız, onu hazırlıyoruz. Bakanlar Kurulu’nda 300 adım tespit edildi. Bu haftadan itibaren bütün bakanlar, genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri dönüşümlü olarak alanda olacak. Belediye başkanlarına da her bir belediye ile ilgili görevler verdik. Tam bir gönül seferberliği içinde meseleyi, ilçeleri tek tek ele alıyoruz. Bir ilçede bazı adımlar atarsınız yanlıştır ama diğerinde doğru olabilir.

        -Mahallekollar mı kurulacak?

        Yeni güvenlik planlamasına gidiyoruz. Detaylarını Mardin’de açıklayacağım. Bu güvenlik önlemlerinin artırılacağı anlamına gelmiyor. Sadece şartlara uygun tedbirler geliştiriyoruz. Burada klasik güvenlik yöntemleri ile başarılı olmanız çok zor. Kapsamlı bir sosyal destek de başlayacak. 15 bin öğrenciyi Batman’da eğitime aldık. Sağlık hizmetleri aynı şekilde yürüyecek.

        ‘AMBULANS MESELESİ’

        Son zamanlarda tartışılan ambulans meselesini Genelkurmay Başkanı ve Sağlık Bakanı’mızla konuştuk. Her türlü kolaylık gösterildi. Ambulanslar bizim güvenlik alanımızdan çıkıp teröristlerin yoğunlaştığı yere gittiğinde ki bu yaralıların kimlikleri de meçhul. Bir iddia var ortada ama kaç kişidir, kimlikleri nedir, bunları tespit etmek için oraya gitmek gerekiyor. Önce Sağlık Bakanlığı, arkasından belediye ambulansları gönderildi. Ama bir yeri geçtikten sonra keskin nişancıların saldırısı başlıyor. Cizre’deki doktorların hepsi kahramandır.

        • “Donkişot”un yazarı İspanyol romancı Cervantes’in “İspanya’nın en değerli mücevheri” diye tanımladığı doğum yeri Toledo, 1986 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındı. Tajo Nehri’nin kenarında yer alan kentteki tarihi eserler korunurken, bölgede yapılan tüm yeni binaların da eski kentin mimari üslubuna uygun olması şartı aranıyor. Toledo, surları içinde yüzyıllar boyunca bir arada kardeşçe yaşayan Hıristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar nedeniyle “Üç Kültürün Şehri” olarak da biliniyor.

        ‘TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KONSA...’

        Bu şehirler, 90’lı yıllarda çarpık ve kontrolsüz bir şekilde gelişen şehirler. Bu olaylar yaşanmamış olsaydı bile kentsel dönüşümün yapılması gereken yerlerdi. Sur, Silopi, Nusaybin ve benzer yerlere insanca yaşanabilecek konutlar yapılabilecek. “Özellikle Sur’da bir taş üzerine taş konsa haberim olacak” dedim. Tescilli Diyarbakır evleri, camiler, kiliseler, hanlar Diyarbakır’ın mimari dokusuna hiçbir zarar vermeden restore edilecek.Diyarbakır Sur’u öyle inşa edeceğiz ki aynen Toledo gibi mimari dokusuyla herkesin görmek istediği bir yer haline gelecek.

        OPERASYON SONRASI

        Yarın Bakanlar Kurulu’nda eylem planına nihai şeklini vereceğiz. Ardından bölgeden gelen işadamları ile bir toplantı yapacağım. Salı günü baroların da içinde olduğu sivil toplum kuruluşları ile toplantı yapacağım. Çarşamba günü bölgenin bütün mülki yöneticileri ile rehabilitasyon planını ve son güvenlik durumunu ele alacağım. Perşembe günü Londra’dayım. Cuma günü Mardin’e gidip kamuoyuna ilk açıklamalarımızı yapacağız. Sonra niyetim, her cuma namazını Doğu ve Güneydoğu’da bir başka ilde kılmak. Cumartesi de kalacağım.

        -Yeni operasyonlardan bahsediliyor.

        Gerekirse operasyon yapacağız. Her an yeni bir risk oluşabilir. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi kapsamında muhatabın halk olduğu, sadece bir kesimin olmadığı, büyük bir hareketlenme gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bunun için de cuma günü gideceğim, cumartesi gerekirse bir gün daha kalacağım kritik yerlerde. Ama halkımız şunu bilecek, Biz Türkiye’nin her yerindeyiz, her yerinde olacağız, herkesi dinleyeceğiz. Ve Kürt meselesi diye bir konu gündeme gelecekse, biz vatandaşlarımızla doğrudan konuşuruz, arada herhangi bir örgüte ihtiyaç yoktur. Silahlar sustuğunda, zaten Türkiye özgür bir ülke, herkes fikrini söyleyebilir. Ama silahlar bütünüyle bu ülkeden gidene kadar terörle mücadeleye ara vermek yok. Yani “Masaya dönülsün, konuşulsun vs”... Hayır, bunları çok denedik daha önce.

        -“Çözüm süreci başlamalı” diyen görüşlere çok yakın durmuyorsunuz.

        Çözüm süreci devam ediyor. Şu anlamda; Türkiye’de demokratikleşme üzerinden atılacak adımlar bağlamında bir süreçten bahsediyorsak buna hiçbir zaman ara vermedik.

        -PYD’nin Cenevre’ye katılmaması ile ilgili yürütülen diplomasi trafiğinde neler yaşandı? Cenevre’den ne bekliyoruz?

        PYD konusunda Türkiye’nin tutumu ilkeseldi. Salih Müslim’le 2013’te müsteşarımız görüştü. Masaya 3 şart koyduk. 1- Türkiye’yi rahatsız edecek bir iş yapmayacaksınız. 2- Suriye rejimi ile işbirliği yapmayacaksınız. 3- Suriye muhalefeti içinde yer alacaksınız.

        Bunları yapmış olsalardı masada olmaları için en büyük ağırlığı biz koyardık. Cenevre’de masaya gelebilirler mi, evet. Rejimin içinde.

        ‘BİZ BUNA İZİN VERİR MİYİZ?’

        Buradaki tehlikeli oyun şuydu. Rusya öyle bir hesap yaptı ki, bir tarafta rejim saf olarak oturacak. Bir gerçek muhalefet, bir tensik diye rejimin çıkardığı muhalefet, bir de PYD var. Muhalefet üçe bölünmüş olacak. Ama yüzde 50-yüzde 50 bile paylaşsalar bakanlıkların yüzde 25’i gerçek muhalefete düşecek. Yüzde 75’i rejim yanlısı olacak. PYD’li biri Bakanlar Kurulu’na oturduğunda kimi dinleyecek, rejimi, İran’ı ve Rusya’yı dinleyecek. Biz buna izin verir miyiz?

        "ASKER AYRI KONUŞUR, SİVİL AYRI KANAATİ YIKILMALI"

        -Genelkurmay Başkanı seyahatinizde yer alıyor. Benim bildiğim, bu bir ilk. Katılmasının sebebi nedir?

        Herhangi bir özel şey hamletmeye gerek duymuyoruz. Cumhurbaşkanı’mızın son ziyaretinde, Suudi Arabistan ile yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi mekanizması kurulmasına karar verildi. Yoğun bir savunma sanayii işbirliği var. O nedenle Genelkurmay Başkanı’mızın olmasını istedim.

        -İslam ordusu ile mi ilgili?

        Hayır onunla ilgisi yok. Daha önce bu kararı aldık. Kasım ayı falandı. Bundan sonra da Genelkurmay Başkanı’mız bu tür toplantılara katılacak.

        Şunu mutlulukla ifade etmek isterim ki, 2002’den beri sürecin içerisindeyim; başdanışman, bakan, Başbakan olarak. Devletin üst kademesinde uyumlu bir çalışma ortamı yaşanıyor, bu aşağıya da yansıyor. Cizre, Sur ve Silopi operasyonlar başladığında hafta sonuydu. İçişleri Bakanı’mız, Genelkurmay Başkanı’mız, Emniyet Genel Müdürü’müz, MİT Müsteşarı’mız, Genelkurmay 2. Başkanı operasyon planını birlikte sundular. Şu anda mükemmel bir uyum söz konusu.

        Kral Selman, Başbakan Davutoğlu’nu kabul etti. Kabulde, Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar da yer aldı.

        Ben 2002’de Irak müdahalesi söz konusu olduğundaki işleyişe bakıyorum, o zaman herkes birbirinden bilgi saklardı. MİT ile askeri istihbaratın bilgisi uyuşamazdı. Yakın zamanlara kadar da paralel yapı nedeniyle benzer şeyler yaşandı. Şimdi istihbarat işbirliği, operasyon işbirliği mükemmel. Mesela Şah Fırat Operasyonu olduğunda Genelkurmay Başkanı’mızla basın toplantısı yaptığımızda bu da farklı gelmişti. Ama “Asker ayrı, sivil ayrı konuşur. Asker ayrı toplantıya, sivil ayrı toplantıya gider” gibi bir kanaati yıkmalı.

        -Bu ziyaretin Cenevre görüşmeleri öncesine gelmesi önemli oldu....

        Bu ziyaretin en önemli gündem maddelerinden birisi de Suriye. Cenevre ile iyi bir tevafuk oldu. Suriye muhalefetinin heyet başkanı Riyat Hicabi ile görüşeceğim. Cenevre’de atılacak adımlar konusunda istişarelerde bulunacağım.

        'RUSYA'YI BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ'

        Ziyaretini izleyen gazetecilere yaptığı açıklamada Rusya’nın son sınır ihlaliyle “Suriye’nin bütün hava sahasında ben etkiliyim” demeye çalıştığı değerlendirmesinde bulunan Başbakan Davutoğlu, Suudi Arabistan temaslarının tamamlanmasının ardından düzenlediği basın toplantısında da konuya ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

        -“Dün (önceki gün) öğle saatlerinde bir ihlal oldu. Bilgiler geldikten sonra Sayın Cumhurbaşkanı ile istişare ettik. Rus Büyükelçi, Dışişleri’ne çağrıldı.

        -Artık dünyada hiçbir ülke izole değil, herhangi bir yerde hava sahası ihlali olmuşsa saklamak da, olmamış bir hava sahası ihlalini ‘var’ diye göstermek de mümkün değil. Dolayısıyla Rusya’nın şu veya bu gerekçeyle işlediği bazı ihlalleri örtmesi mümkün değil.

        Dün, bu çerçevede kısa süreli, çok kısa süreli bir ihlal söz konusu olmuştur. Bu ihlal, hem bizim hem NATO radarlarınca tespit edilmiş bir husustur.

        -Türkiye hiçbir şekilde Rusya ile olan gerilimi artırmak düşüncesinde değildir. Ama Türkiye hava sahasını koruma konusunda da gerekli hassasiyeti her zaman gösterir.

        -Rusya’nın hava operasyonları Suriye açısından hiç de iyi niyetli değildir. DAEŞ’e karşı mücadele ettiğini söyleyen Rus kuvvetleri ılımlı muhalifleri vuruyor. Türkmendağı’nda, ılımlı muhalefetin ilerlemekte olduğu Mare-Cerablus hattında yoğunlaşıyor. Cenevre’deki görüşmelere ipotek koymak için Rusya operasyonlarına devam ediyor. Arap, Kürt, Türkmen ılımlı muhalifler, Rusya’nın yaptığı operasyonlardan mustarip. DAEŞ ise Rusya’nın operasyonlarından memnundur.

        -Rusya’yı bir kez daha uyarıyoruz, gerek Suriye’deki muhalif unsurlara, ılımlı muhalefete verdikleri zarar, gerekse Türk hava sahasına yönelik sürdürdükleri tehditkâr tutum, Rusya’nın menfaatine değildir. Rusya tüm ülkelerin sınırlarına saygı göstermek zorundadır.

        -Bizim telkinlerimizle ılımlı muhaliflerin Cenevre’ye katılmalarını sağladık. Türkiye her zaman Suriye halkının yanındadır.

        "MERHAMETİMİZE DÜNYA ÂLEM ŞAHİT"

        “(Mahsun Kırmızıgül’ün sözleri) Beni de hedef alan bazı ithamlarda bulunmuş. Bizim zulmümüze değil ama merhametimize herkes şahit. Filistinli çocuklar, Arakanlı yetimler de, açlıktan ölen Somalili bebekler de, Yasin Börü’nün annesi babası da, Doğu’da, Güneydoğu’daki, teröre karşı mücadele eden gençler de şahit. Diyarbakırlı da şahit. Bizim merhametimize dünya âlem şahit. Ama kimseye zulmetmedik, zalimlik yapmadık. Bugün Doğu ve Güneydoğu’da zulmeden PKK’dır. PKK’nın zulmünü görmeden devlete ve şahsen bana dönük ‘Zalim’ diyen, bizim hayat geçmişimize de, Kandil’dekilerin hayat geçmişine de bir baksın. Sonra kime ‘Zalim’, kime ‘Merhametli’ diyeceklerini görsünler. Türk halkı, bizi de onları da görür.”

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ