10 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik soruşturması kapsamında ifadesini aldığı savcı M.Ü, 2014'teki Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri öncesinde, örgütün talimatıyla Serik'te bağımsız adaylar lehine seçim çalışması yaptıklarını ve örgütün haberleşmede kullandığı ByLock programını da bu süreçte duyduğunu söyledi.

M.Ü, hukuk fakültesi son sınıftayken "meslek seçiminden sorumlu bir abinin kendilerini mülakata aldığını" belirterek, "Bu mülakatta hakim, savcı, avukatlık ve öğretim görevlisi gibi hangi mesleği seçmek istediğimizi sordu. Neredeyse hepimiz hakim, savcı olmak istediğimizi söylemiştik. Cemaatin önceliği kendi yapılarına hakim, savcı kazandırmaktı." dedi.

Örgüt üyeliğinden daha önce tutuklanan savcı M.Ü, FETÖ'ye yönelik en kapsamlı soruşturmaları yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına önemli itiraflarda bulundu.

M.Ü. ek ifadesinde Çorum'da imam hatip ortaokuluna gittiğini, ardından imam hatip lisesine devam ettiğini anlatarak, "Ancak o dönemki sistem nedeniyle, imam hatip mezunu olarak üniversitede güzel bir bölüm okuyamayacağını bildiğinden", lise 2. sınıfta Çorum'da FETÖ'ye müzahir Özel Murathan Lisesine kaydolduğunu aktardı.

"AİLEM PARA ÖDEMEDİ"

M.Ü, "Buraya kaydolurken ailem para ödemedi. Zira büyük ablamın eşi bu okulda öğretmendi ve bu yapıya mensuptu. Zaten beni cemaatle tanıştıran, eniştemdi." diye konuştu.

Lise eğitimi sırasında cemaat evlerine gidip gelmediğini, o dönemde bu yapıyla başka teması olmadığını ifade eden M.Ü, 2001'de Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanınca eniştesiyle kayıt için İstanbul'a gittiğini, eniştesinin kendisini Acıbadem yakınında bir cemaat evine yerleştirdiğini bildirdi. Mezuniyetine kadar cemaatin değişik semtlerdeki evlerinde kaldığını aktaran M.Ü, kaldığı evlerdeki herkesin hukuk fakültesi öğrencisi olduğunu söyledi.

Üniversite birinci sınıftayken ev abisinin ismini veren, bu kişinin halen "meslekte" olduğunu ve ihraç edilip edilmediğini bilmediğini belirten M.Ü, mezun olduktan sonra hiç görüşmediği bu kişinin "hala bu yapıya müzahir olup olmadığını" bilmediğini ifade etti.

Sonraki yıllarda da cemaatin değişik semtlerdeki evlerinde kaldığını aktaran M.Ü, evde yaşadığı kişilerin isimlerini verdi ve bunlardan M.Ö. adlı hakimin meslekten ihraç edildiğini aktardı.

M.Ü, "Bu evlerde arada sohbetler yapılırdı. Sohbetler, ev imamının üstünde görev yapan ve 'talebeci' diye adlandırılan kişilerce yapılırdı. Bazen bizi sohbet amaçlı yurtlara götürürlerdi. Yurtların çatı katlarında konferans salonları vardı. Ancak sohbetler mutat olarak yapılmazdı." bilgisini verdi.

"MESLEK SEÇİMİNDEN SORUMLU ABİ..." 

Marmara Hukuk Fakültesinden 10 isim veren ve bunların halen FETÖ'ye müzahir olduğunu söyleyen M.Ü, şunları dile getirdi:

"Dördüncü sınıfa geçtiğimizde, meslek seçiminden sorumlu bir abi gelerek, önce bizi tek tek mülakata aldı. Bu mülakatta hakim, savcı, avukatlık ve öğretim görevlisi gibi hangi mesleği seçmek istediğimizi sordu. Bizim dönemde, neredeyse hepimiz hakim, savcı olmak istediğimizi söylemiştik. Cemaatin önceliği kendi yapılarına hakim, savcı kazandırmaktı. Bu nedenle cemaat öğrencileri avukatlığa yönlendirmezdi. Bu abi, biz son sınıftayken 2 veya 3 kez yanımıza gelmişti. Bu abinin ismini bilmiyorum. Zira bu tip adamlar gerçek ismini kullanmazlar. Okul bittikten sonra yanlış hatırlamıyorsam sınıf arkadaşım M.U. beni arayarak, Ankara'ya çağırdı. Amaç, çalışma evlerine bizi yerleştirmekti. Bu evlerde öncelikli olarak hakim, savcılığa bu olmadığı halde diğer 'A grubu' kamu sınavlarına hazırlık yapılmaktadır. Çağrı üzerine 2006'da Dikmen İlker'de bulunan bu yapının sınav hazırlık evine geldim. Bizim evle ilgilenen murakıplar, o dönem Ankara'da staj yapan hakim, savcılardı. Ancak bunların hiçbirisi ismini söylemiyordu. Fakat biz bunların stajyer hakim ve savcılar olduğunu anlamıştık. Bu murakıplar bize, denetime ve tavsiyede bulunmaya geliyorlardı. Kaç saat çalıştığımıza, yükümlü olduğumuz deneme sınavlarını çözüp çözmediğimize bakıyorlardı."

"BİZİM YERİMİZE REFERANSLARI CEMAAT BULMUŞTU" 

M.Ü, 2006 veya 2007'deki hakim ve savcılık sınavının yazılısını kaybetmeleri üzerine aynı evdekilerin sınava yeniden hazırlanmaya başladığını kaydetti. Bu defa sınavı yalnız kendisinin kazandığını ve mülakata girdiğini ifade eden M.Ü, şunları söyledi:

"Mülakat için referans arayışına girmemiştim. Zira cemaat bizim yerimize referansları bulmuştu. Ancak bize yine de referans bulmamız konusunda telkinde bulunurlardı. Ben bu nedenle babama danıştım. Babam tanıdıklarını aradı ve bana referans bulmaya çalıştı. Bu şekilde mülakatı geçerek, Nisan 2008'de Ankara hakim adayı olarak göreve başladım. Şunu söylemem gerekiyor, cemaat, farklı sınav evlerinde kalanları birbiriyle tanıştırmaz. Bu dönemde sohbet yapılmamıştır, diyebiliriz. Evde telefon bulunmaz. Bu evlerdeki tek amaç sınavı kazanmaktır. Ayrıca bu yapıda şöyle bir durum söz konusudur, bu yapı sizi asla boşta bırakmaz. Yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır. Sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır. Sınavı geçince, staj süresince kalacağınız ev hazırdır. Bunların her aşamasından sorumlu olanlar vardır. Ben sınava çalışma esnasında bir dönem çok bunalarak, kimseye haber vermeden evi terk ettim ve memlekete dönerek, orada ders çalışmaya başladım. 15-20 gün sonra, o dönemde cemaatte benden sorumlu murakıplardan birisi bana ulaştı ve beni çeşitli vaatlerle yeniden eve çağırdı."

"BİR EVDE KALAN DİĞER EVDE KALANLARI TANIMAZDI"

Hakim adayı olarak başladıktan sonra cemaatin kendisi için Kurtuluş'ta ayarladığı evde, biri "ev abisi" olan iki kişiyle kalmaya başladığını ifade eden M.Ü, şöyle dedi:

"Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan, bir evde kalan diğer evde kalanları tanımazdı. Ama biz, bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbir ve tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. O dönem kim olduklarını bilmediğim ancak kıdemli hakim, savcı olduklarını tahmin ettiğim kişiler gelerek, bize bunları anlatıyorlardı. Bu yapıda, ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben bekarken, maaşımın yüzde 15'ini, evlendikten sonraysa yüzde 10'unu cemaate himmet olarak verdim. Bunu stajdayken aynı evde kaldığım abiye, mesleğe başladıktan ve evlendikten sonraysa sohbeti yapan sivil imamlara elden teslim ediyordum. Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur.

Staj esnasında bize 'Namazınızı gizli kılın, gerekirse zorunlu hallerde cem edin' diyorlardı. 'Ramazan orucunuzu tutun, ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın' diyorlardı. Bunun haricinde, önemli bir hususta evliliğin faziletleri anlatılıyordu."

"EVLİLİKTEN SORUMLU ABİ VESİKALIK FOTOĞRAF VE CV İSTER" 

M.Ü, örgütte, "her şeyden sorumlu bir abi" bulunduğunu ifade ederek, "Evlilikten sorumlu abi evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek, erkekten vesikalık fotoğraf ve cv ister, devamında bu cv'yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbiriyle tanıştırıyordu. Eğer taraflar birbirini beğenmişlerse ikinci görüşme yaptırılıyordu. Eğer ikinci görüşme de olumluysa, evlilikten sorumlu abi inisiyatifi artık eş adaylarının kendisine bırakıyordu." beyanında bulundu.

M.Ü, 2009'da kararnameyle Silifke’ye atandığını belirterek, "Bu yapıya mensup bir kişi yeni bir yere atandığında, atandığı yerde bu işlerle uğraşan kişiyle irtibata geçer. Ben de Silifke'de üniversiteden arkadaşım Mustafa ile irtibata geçtim. Mustafa o dönemde Silifke'de bu yapıya mensup tek kişiydi. Eğer Silifke'de başka cemaat mensubu hakim savcı varsa da dönemi farklıysa tanımam. Cemaat dönemleri T1-T2-T3-T4 olarak adlandırılır. Bizim dönem T4 idi. Bizim döneme neden bunun takıldığını ve T sıralamasının ne demek olduğunu bilmiyorum" diye konuştu.

Silifke'den bir arkadaşıyla birlikte Mersin'deki 2 idari hakimle aylık sohbetler yaptıkların ifade eden M.Ü, sohbetlerde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in konuşmalarının dinlendiğini, FETÖ'nün gündeminin konuşulduğunu ve kendilerine tavsiye ve telkinlerde bulunulduğunu kaydetti.

Yargıtay Tetkik Hakimi M.F'nin FETÖ'nün "evlendirme sorumlusu" olduğunu ve eşiyle tanıştırdığını öne süren M.Ü, "2011 yaz kararnamesiyle Antalya'nın Serik ilçesine atandık. Bizimle aynı dönemde atana ve bu yapıya mensup M.F.D, bizimle irtibata geçti. Manavgat'ta M.D isimli bir hakim vardı, Manavgat'ta onunla buluşurduk. Sohbet sırasında eşlerimiz ayrı odada dururlardı" dedi.

HSYK SEÇİMLERİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Yaz kararnamesiyle Hakkari'ye atandığını bildiren M.Ü, burada bazı hakimlerin FETÖ'ye mensup olduğunu gördüğünü belirterek, şunları söyledi:

"2014 HSYK seçimleri öncesi eşimle izin alarak Serik'e giderek bağımsızlar lehine seçim çalışması yaptık. Beni ve eşimi Serik'e seçim çalışması yapmaya gönderen Hakkari'de bizden sorumlu, Van'da ikamet eden Yusuf isimli şahıstır. Hakkari'de bu örgüte müzahir hakimlerle Yusuf'u birkaç defa ziyaret ettik. Bize, oy isteyebileceğimiz kişilerin listesini çıkartarak, telefonla arayarak, yahut yüz yüze konuşarak ikna etmemizi ve bağımsızların listesine oy istememizi söylüyordu. Yusuf, bilgisayarına bizim verdiğimiz listeleri girerek tablo hazırlıyordu. Bylock isimli programı HSYK seçimleri sürecinde duydum. Van'a gittiğimiz bir kez sivil imam telefonlarımızı alarak Bylock programını yükledi ve bundan sonra buradan haberleşmemiz gerektiğini söyledi. Bu programın neredeyse hiç kullanmadım, çünkü bize 'bu programı silin' dediler. Programı sildikten sonra grup sorumluları programı kullandı. Eagle isimli programı daha önce hiç duymamıştım."

HSYK seçim döneminin "kendileri" için yoğun geçtiğini ifade eden M.Ü, "Örgüt, HSYK seçimlerini kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu. Bizim Van'daki imamımız bize hitaben 'İdari yargıda kesin 3'te sıfır yapacağız, adli yargıda ise en fazla bir fire vereceğiz' diyordu. Bu yapının o dönemki gündemi tamamen HSYK seçimlerine odaklıydı. Ben Hakkari merkezde oyumu kullandım ve sandık başında durarak bağımsızlar lehine gönüllü müşahitlik yaptım. Bağımsızlar HSYK seçimlerini kaybettikten sonra pek de bir şey olmadı. Ancak şu da var, kimin oy verip, kimin vermediği ortadaydı." sözlerine yer verdi.

M.Ü, tutuklanarak cezaevine konulduktan sonra avukat görüşüne çıkan tutukluların koğuşa gelerek kendilerine hitaben, "X koğuşunda yatan bir hakim rüyasında Hazreti Peygamber'i görmüş' dediklerini" anlatarak, "Cezaevinde olsak bile doğru yolda olduğumuz yolunda bizi ikna etmeye çalışıyorlardı." diye konuştu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmaya yardımcı olacak nitelikte bilgiler vermesi üzerine, "terör örgütü üyesi olmak" suçundan hakkında soruşturma yürütülen M.Ü'nün tahliyesini talep etti.

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300