28 KASIM 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, "Biz Türkiye'yi çocuklarımıza bu hükümet sistemiyle teslim edemeyiz. Sistem mensubu olarak aldığı her olguyu seçilmişlere karşı vesayetçi hale getiren bir sistem. Hilkat garibesi gibi. Sistemin en büyük sıkıntısı çift başlılıktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Habertürk TV’de Aysun Torun'un sorularını yanıtladı.

AK Parti'nin anayasa teklifi hakkında değerlendirmelerde bulunan Akış, "Medya bunu bir Cumhurbaşkanlığı sistemi olarak yorumladı. Burada önemli olan Anayasa hukuku bakımından dünyada uygulanan hükümet sistemleri sınıflandırmasında, hangisine dahil olduğu ve içeriğin ne olduğu. Cumhurbaşkanlığı ifadesine gelince bir hukukçu olarak söylüyorum eğer konuşulan bir başkanlık sistemiyse, Cumhurbaşkanlığı olarak bunun ortaya konması, meselenin kime ait olduğunu da gösteriyor" dedi.

"Bir reform anayasası yapılamayacak" diyen Mustafa Akış, "Keşke bir reform anayasasası yapabilsek ama görünen bir revizyon anayasası olacak. Bu Cumhurbaşkanlığı ifadesi de anayasanın diğer maddelerinde tadil gerektirmeyecek bir yapı da olur" ifadelerini kullandı.

"MİLLETİN AKLIYLA DALGA GEÇMEK"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Rejim değişikliği" eleştirisine tepki gösteren, Akış, "Ben bunu doğru bulmam. Şu anda iktidar partisi ve MHP taşın altına elini sokup bir uzlaşma kültürü ortaya koyuyor. Hal böyleyken bunu milletin aklıyla alay etmek olarak değerlendirip, bu tartışmayı itibarsız kılmak doğru değil. Böyle bir niyet olduğunu da sanmıyorum. Bunun rejim tartışmasıyla da alakası yok. Çünkü rejimle alakası yok" diye konuştu.

"CUMHURBAŞKANLIĞIMIZIN YETKİSİ OLMASINA RAĞMEN..."

"Türkiyenin 1980 ihtilalinden sonra 82 anayasasıyla daha da genişleyen tarafsız Cumhurbaşkanı tartışması var. Bu tartışma bugüne ait değil" diyen Mustafa Akış geçmişte yaşanan başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili şunları söyledi:

"Turgut Özal, Demirel, Sezer dönemleri de bu tarafsızlık tartışmasıyla geçti. Kaldı ki, İsmet İnanö'nünün Celal Bayar'ın Chp'nin başıyken aynı zamanda Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde de bu tartışıldı. Siyasetin içinden bir Cumhurbaşkanı seçiyorsunuz ve onun tarafsızlık ilkesiyle devam etmesini istiyorsunuz. Böyle bir sistem yok. Bizde kurgulanan sistem gerçek bir parlamenter sistem değil. Dünyada başka bir örneği yok. Başka hiçbir parlamenter sistemde cumhurbaşkanlığının böyle yetkileri yok. 82 ihtilalinden sonra vesayetin sigortası olarak kurgulanmış. Ama işler öyle gitmemiş. Artık sivil Cumhurbaşkanlarımız var. İngiltere örneğinden hareketle 1874’te alınmış bir sistemdir. Cumhurbaşkanlığımızın yetkisi olmasına rağmen sorumsuzdur.Eğer Cumhurbaşkanı bir partinin kadrolarından süzülüp gelmişse, onun genel başkan olması ya da partinin içinde yer alması farklı bir konu. Ama ilişiği bıçak gibi kesmek reailist bir tavır değil."

"TÜRKİYE'Yİ BU HÜKÜMET SİSTEMİYLE ÇOCUKLARIMIZA EMANET EDEMEYİZ"

Mevcut sistemi eleştiren Akış, "Bu parlamenter sistem dünyadaki başka hiçbir örneğe benzemez" dedi. "Biz Türkiye'yi çocuklarımıza bu hükümet sistemiyle teslim edemeyiz" diyen Akış, "Sistem mensubu olarak aldığı her olguyu seçilmişlere karşı vesayetçi hale getiren bir sistem. Hilkat garibesi gibi. Sistemin en büyük sıkıntısı çift başlılıktır. 15 yıldır bu sistemde bir sıkıntı yaşanmıyor. Bunun iki ana örneği var. Biri güçlü lider, diğeri uyum. Türkiye'nin bu iki faktörü sürekli yakalayabileceğini iddia etmek mümkün değil. Kaldı ki şimdi bile 15 yıllık süreçte sayın Cumhurbaşkanımız 6 tane demokratik olmayan müdahaleye maruz kalmış ve bu badireleri atlatıp da bu günlere geldi. Bunlar daha çok hükümet sistemini değiştirme irademiz, güçlü lider ve bu uyumun sonrasına dönük kompilikasyonlara ilişkin olmalı" dedi.

Akış sözlerini şöyle sürdürdü:

"Partili Cumhurbaşkanlığı adında aslında hükümet sistemi yok. Dünyada 3 hükümet sistem var. Başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistem. Partili Cumhurbaşkanı'nı nasıl tasavvur ediyorsunuz. Eğer 82 anayasasının bugüne geldiği noktayla, seçilenin partisiyle ilişiği kesilirden söz ediyorsanız bu parlamenter sistemin bir uygulaması olur başkanlık sisteminden taramen farklı olur.İçerisinde başbakan olur. Bir örnek vereyim, Cumhurbaşkanı hükümetin belirleyicisi değil onay makamı olur.Kabine yasamanın içerisinde gelir.Yasama dışından seçilir. Bunun gibi bir de Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğu meselesi var.

SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?

"MHP'nin hassasiyeti, devlet başkanının siyasi ve hukukuki sorumluluğu olmalı. Bu sorumluluk tanımlanırsa başkanlık sistemi bir şey ifade eder. Dünyadaki ifade örnekleri ile buna dünyada niye türk tipi diyoruz? Çünkü kendimize göre bir sistemi kurgulayabiliriz. Bu müzakerelerin sonunda bir taslak çıktığında bunun nasıl sağlanacağını görmüş olacağız. Bugünden bir şey söylemek mümkün olur? Bir tarih vermek zor olur. Bir uzlaşma kültürü var. Ben hukukçu olarak heyecanlı ve umutluyum. Bu müzakere süreci bitecek. Taslak metin kısa sürede meclise de getirilecek."

CHP SÜRECİN NERESİNDE?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Akış, yeni anayasa sürecinde CHP'nin de tutumunu değerlendirerek şöyle konuştu:

"Ben dışarıdan şöyle görüyorum. Bu anayasa tartışmasının uzlaşmayla yapma işi bugünün gündemi değil. Cemil Çiçek'in başkanlığı döneminde de bir komisyon kuruldu, belli bir noktaya geldi fakat ilerleyemedi. 2011 öncesinde de oldu. Bunlar bugün için ortaya konulan bir şey değil. Çok eskiden beri var. Şimdi güncel bir ortam yakalandı. CHP dışarıda kaldı, MHP ve AK parti Yenikapı ruhuna devam ediyor. CHP görüşmek dahi istemediği konular olduğunu söylüyor. Hal böyle olunca CHP'yi nereye konuşlandıracaksınız. CHP sözcülerinin söylediği şeyler anahtar deliğinden bile geçmez, çay içmeye gelirsiniz, saltanat kayığına binmeyiz, kula kulluk olana açıklar olsun. Şimdi bunları bir yana koyun, uzlaşıyı da bir başka tarafa koyun. Ama her şeye rağmen sayın başbakan uzlaşı aramayı sürdüreceğiz dedi. CHP'nin bu sürecin içinde olmasını arzu ederim ama CHP fikre bile tahammül edemeyen bir fikri ortaya koyuyor. Uzlaşmak bu coğrafyada çok önemli. Ödün değil siyasi kültürün bir parçası olmalı."

BAHARDA REFERANDUM OLURSA...

Mustafa Akış, başkanlık sisteminin referandumda kabul edilmesinin ardından başlayacak yeni süreci şöyle anlattı:

"Eğer bir hükümet sistemi değişikliği kabul görürse bu da referandumla millet tarafından onaylanırsa, yeni hükümet sistemi konusunda devamını kamuoyu da devam ediyor. Burada ölçüyü sayın başbakanın açıklamalarından almak gerek. Sayın başbakan, sürekli sandık doğru değil, dedi. Millet hükümetin çalışmasını çarkların dönmesini, ekonomik refah bakımından bir şeylerin kendisine yansımasını beklemek lazım. Elimizde şu anda halk tarafından seçilmiş bir parlamento ve Cumhurbaşkanı var.Yapısal reformlar gerekir. Şikayet ettiğimiz bürokratik oligarşi var. Mesela kamuda reform gündeme gelebilir. Yeni hükümet sistemiyle uyumlu hale getirilecek bir sistemin yapı taşları konulabilir. 2019a kadar bir imkan yaratılmış olur.

YAPISAL REFORMLAR

Sadece bununla kalmamalı seçim sistemi de değişmeli deniyor. Olmazsa olmaz şartı değildir. Yarım kalır demek yanlış olur. Ama hükümet sistemimizle uygun temsilde adaletle ilgili bir seçim sistemini getirmek. Demokratik eamüllere uygundur. Aslında sayın Cumhurbaşkanı'nın başbakanlığı döneminde seçim sistemini değiştirme çağrısı olmuştu… bunları müzakere edebiliriz demişti. Ben bu dar ve daraytılmış bölge günlerini yasamayı güçlendiren ve yürütmenin yasama üzerindeki etkisini artıran sezim sistemleridir. Eğer başkanlık sistemi hükümet sistemi olarak kabul edilirse, daraltılmış bölgenin şu anki Türkiye şartlarında daha uygun olduğunu söyleyebilirim. Bu yasamayı da güçlendirecektir. Yürütmenin yasama üzerindeki etkisini de azaltacak bir gelişme olur."

FETÖ İLE MÜCADELE

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan FETÖ soruşturmalarına ilişkin bilgi veren Mustafa Akış, idam tartışmalarını da değerlendirdi. Akış "Sayın Cumhurbaşkanımız, milletin oylarıyla seçilen ilk cumhurbaşkanı. Milletin taleplerini önceleyen bir cumhurbaşkanı. Milletimiz 15 temmuz girişimiyle birlikte, gördüğü tablodan etkilenerek böyle bir talep var. Bundan kaçmak olmaz. Bu sadece Türkiye de uygulanacak bir sistem de değil. Başta ABD olmak üzere tüm dünya da uygulanan bir ceza yöntemi. Bu oturulup konuşulur ama buna AB ile ilişkiler bağlamında bakmaya hiç gerek yok. Bize ne getirir, ne kazandırır buna bakmamız lazım. Ama milletimizin talebini de görmemezlikten gelmemiz lazım. O gün akşam Kızılay'da görünen tablonun bunun dillendirilmesinin hayatın normal bir parçası olduğunu gösteriyor" dedi.

Akış, "Vatandaşlıktan çıkarma olabilir mi?" sorusuna da, "Olabilir. Bu Fetöcü hainlerin bir vatan tasavvuru yok. 5901 sayılı kanunda da belirtildiği gibi yurt dışında kendisine ulaşılamayan bir kişinin vatandaşlıktan çıkmasını sağlayabilirsiniz. Bu kişyilerin vatandaşlıktan çıkarılmasına henüz karar verilmedi. Ama bizim bu suçlularla ilgili iade taleplerimiz var. Bizim mücadelemize ve hukuki sürecimize zarar verecek bir şey olmasın" yanıtını verdi.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300