03 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Bab-ı Ali@Habertürk'te konuğumuz bu kez gazeteci-yazar Yılmaz Özdil. Tam 27 yıllık bir haberci.

İnce zekası ve farklı tarzıyla kısa sürede en çok okunan köşe yazarlarından biri oldu Özdil. Yönetimindeki Star Haber, reyting yarışında zirvede. Yine de egolar diyarı medyada fazlasıyla mütevazı kalmayı başarabilmiş. Resminin her gün gazetede çıkmasını komik buluyor, "Ben katkı sağlıyorum sadece, Star Haber Uğur Dündar'dır" diyor, televizyonda görünmek istemiyor.


Yılmaz Özdil ile Star Haber'deki odasında görüştük. Başlıkta okuduğunuz gibi, çarpıcı yanıtlar verdi siyasetten medyaya tüm sorularımıza..  

AK PARTİ MUHALİFİ DEĞİLİM

Gülin Yıldırımkaya: Kendizi çok fazla taraf olarak konumlandırıyorsunuz. Sıkı bir Ak Parti muhalifisiniz. Türkiye'de oluşan son tabloya baktığınızda yengilgi duygusu yaşıyor musunuz?

Yılmaz Özdil: Birincisi, yenilgi duygusu yaşamam mümkün değil çünkü seçenler Türk vatandaşı. Vatandaşın seçtiği birşeyde benim yenilgi duygusu hissetmem söz konusu olamaz. İkincisi, ben Ak Parti muhalifi değilim.

Değil misiniz? Hep eleştiriyorsunuz da..

Ama görevimiz yanlış bulduğumuz şeyleri eleştirmek değil mi? 2002'den beri Ak Parti iktidarda. Bu benim tercihim değil ki,
bir başka parti olsaydı, o zaman farklı davranmış olsaydım belki Ak Parti muhalifi olarak algılanmam doğru olabilirdi ama böyle değil. Şöyle bir örnek verebilirim size. Daha önce Star Gazetesi'nde çalışırken ben, köşe yazmıyordum ama gazete yapıyordum neticede. DSP-MHP-Anavatan iktidarı vardı. Biz o dönemde de gördüğümüz yanlışlıkları yazdığımız için bugün Ak Parti sıralarında oturan milletvekillerinin çoğunun tebrik faksları var, mektupları var çekmecelerimizde. O zaman DSP'liler, MHP'liler, Anavatanlılar kızıyordu. Bugün bize teşekkür edenler iktidarda, bu sefer onlar kızıyor, öbürleri tebrik ediyor. Bunun Ak Parti muhalifliği olarak tanımlanması doğru değil.

Peki hiç mi beğendiğiniz icraati olmadı Ak Parti'nin 2002'den beri, beğendiğiniz başarılı bulduğunuz kimse yok mu hükümette?

Mesela Türkiye'de eğer inşaat sektörü morgage sektörü ile ivme kazandığıysa bunda benim küçük bir payım vardır. Çünkü ATV Haber'i yönettiğim dönemde hükümetin özellikle bu konut hamlesine çok inandığım için, hem insanların konut sahibi olması hem de inşaat sektöründe istihdamın artması, piyasanın hareketlenmesi açısından çok inandığım için en yüksek desteği veren, en geniş süreli yayını yapan kişi benim. Çok sayıda bakanın da canlı yayına gelerek anlatmasını sağladık, destek verdik.

Sizin siyasi görüşünüz, ideolojiniz ne?

Kemalistim.

Sizce Türkiye'de iktidar sorunu mu var, muhalefet sorunu mu var?

Kökende, Türkiye'nin bütün sorunlarının temelinde ikiyüzlülük sorunu var. İnsanlar ikiyüzlü olduğu sürece biz bu sıkıntıları yaşamaya devam ederiz. Sadece iktidar-muhalefet bağlamında bir sıkıntı değil. Özel hayatımızda da, işyerlerimizde de. İnsanların bugün öyle yarın başka türlü davranmasıdır temel.

Bir gazeteci olarak yeterli muhalefet yapabildiğini düşünüyor musunuz CHP'nin?

Yeterli muhalefet yapabilmesi için, bir kere Meclis'te belirli sayıya sahip olması lazım. Yeterli sayıya sahip olmadığı için muhalefet görevini yerine getirdiğinde de yetersiz görülebiliyor. Mesela CHP'nin verdiği soru önergelerinin hiçbiri Meclis'ten geçmiyor. Gensoru önergelerinin hiçbiri geçmiyor. Bu durumda CHP ya da MHP ya da DTP ne yapabilir ki?

Sizin "Bidon kafalı" benzetmeniz, Bekir Coşkun'un "Göbeğini kaşıyan adam" benzetmesi Ak Parti'ye oy veren insanlarda bir kırgınlık yarattı. Halkın tercihine saygısızlık, aşağılama gibi değerlendirildi. Seçimlerin üzerinden epey zaman geçti. Şimdi dönüp baktığınızda bidon kafalı biraz ağır kaçmış diye düşünüyor musunuz?

Siz benim o yazımı okudunuz mu?

Evet okudum.

Eğer okumuş olsaydınız benim Ak Parti'ye oy verenlere bidon kafalı demediğimi görürdünüz. Ben kömür alarak,
herhangi bir partiden veya belediyeden avanta alarak oy veren, karşılığında işi bozulduğu zaman küfreden kişilere bidon kafalı diyorum.
Bu insanlar CHP'li, DTP'li veya başka bir partiden de olabilir.
Yani Melih Gökçek karpuz dağıtırken alkışlayanlar elinde olmadan da olsa suyunu kestiğinde küfrediyorsa, bu tür eleştirileri hak ediyorlar.
Yoksa AKP seçmeni ile ne alakası var. Sizin sorularınızda da öyle algılıyorum, AKP'yi milad olarak kabul ediyorsunuz. AKP'den önce de bu ülkede
benzer şeyler yaşanıyordu.

AKP İLE DEĞİŞEN ÇOK BİRŞEY YOK ASLINDA, MEDYADA BU KADAR YALAKA OLDUKTAN SONRA DEVAMLI "YENİ TÜRKİYE" KURULUR

Siz Türkiye'de AKP ile bir değişim olduğuna katılmıyor musunuz? Hürriyet'in manşeti geçenlerde "Yeni Türkiye'nin düğünü"ydü mesela. Ergenekon ile tarih yeniden yazılıyor deniyor. 

AKP ile değişen çok birşey yok aslında. Anavatan geldiğinde de yeni bir Türkiye oluşmuştu. Yarın öbür gün CHP gelse onunla da yeni bir Türkiye kurulur. Bizde, özellikle medyada bu kadar çok yalaka olduğu sürece devamlı yeni Türkiye kurulur yani..

Medyayı içinde olmanıza rağmen en sert eleştiren isimlerden birisiniz. Medyada da değişim yok mu? Muhafazakar medya mesela güç kazandı.

Ben bir kere muhafazakar medya kelimesini kabul etmiyorum. Muhafazakarın muhafaza ediyor olması lazım değil mi? Memleketin herşeyi satılırken alkışlayan adamlar nasıl muhafazakar oluyor? Memlekette ne kaldı ne banka kaldı. Yani kafaya takke taktığı zaman muhafazakar mı olunuyor.

Yabancı sermayeye karşı mısınız?

Asla. Küreselleşmeye karşı değilim. Küreselleşme özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri normalden fazla bir ivmeye sevkedebilir. Sermaye gelişmenin birincil kurallarından biridir. Ben yabancılaşmaya karşıyım, tekelleşmeye karşıyım. Herhangi bir sermaye grubunun monopol olmayan bir sektöre yatırım yapmasından Bir Türk vatandaşı olarak mutlu olurum. Aynı şekilde Türk sermayesinin de yabancı ülkelerde etkin olmasından mutlu olurum. Ama mesela bir monopol olan Türk Telekom'un yabancıya satılmasını doğru bulmuyorum. Ama 5 tane GSM firması varsa, birinde ikisinde yabancı sermaye bulunması bizim lehimizedir. Monopol bir kurumun yabancılaşmasına dünyada doğru diyen de yok zaten.

Laik yazarların devrinin bittiğini, tasfiye edildiklerini veya edileceklerini düşünenler var. Bu olabilir mi sizce, 10 yıl sonra işsiz kalır mısınız veya Bekir Coşkun işsiz kalır mı?

Yo, ben öyle düşünmüyorum. Neden insanlar işsiz kalsın ki, herkes bir yerde çalışabilir yada mesleği bırakabilir.

BENİM AÇIMDAN SORUN YOK HÜRRİYET’TE. HABER İÇERMEYEN YAZILARIN İLK SAYFADAN ANONSLANMAMASI DOĞRU BİR DAVRANIŞ

Bekir Coşkun sitem ediyor, yazılarım ilk sayfaya çıkarılmıyor diye. Sizin de bu yönde siteminiz var mı, çok okunduğunuzu biliyorum, yazılarınızı sayfamızda yayınladığımızda da görüyorum. Buna rağmen ilk sayfaya siz de hiç çıkmıyorsunuz.

Yani Bekir abiyle ilgili birşey diyemem, ona sormanız lazım. Benim açımdan problem yok, ben Hürriyet'te mutluyum. Üstelik haber içermeyen yazıların birinci sayfadan anonslanmaması da bence doğru bir davranış.

Sizin birgün okurlarınıza yazdığınız mecrayı şikayet etmeniz gerekse, Hürriyet'te eleştirdiğiniz herhangi bir nokta var mı, neyi şikayet ederdiniz?

Öyle birşey yok. Olmayan bir şey yani. Eğer rahatsızsam ayrılırım Sabah'tan ayrıldığım gibi. Kimse bizi burada zorla tutmuyor.

Kadın, magazin, kedi-köpek yazmıyorsunuz.  Okur profiliniz hakkında fikriniz var mı, kadın okur sayınız az mı?

Yani benim için kadın sadece yemek yapan, kadınsı tarif edeceğimiz mevzularla ilgilenen değildir, kadın bireydir. Ben kendimi ortaya koyuyorum belli bir kitle hedeflemem yok. İnsanlar okur ya da  okumaz. İnternet mesajlarımdan gördüğüm kadarıyla adaletli bir okur dağılımım var, bu da beni çok mutlu ediyor. Yaş gruplarında da aynı şekilde. Gençler de çok duyarlı.

BİRİLERİYLE YARIŞARAK OLMUYOR, O ZAMAN ATLETİZMLE UĞRAŞIRDIK

Sizi medyada seven de var sevmeyen de, beğenen olabilir, beğenmeyen olabilir. Ama ortak kanı çok ince bir zekanız olduğu yönünde. Yaratıcı, zeka pırıltısı gördüğünüz işlerde size rakip kim var medyada? Size göre Türkiye'nin en iyi Genel Yayın  Yönetmeni kim mesela?

Bu soruyu keşke ben Hürriyet'te çalışmıyorken sorsaydınız. O zaman belki daha samimi bulunabilirdi. Türkiye'nin en başarılı Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'tür yani. Çok beğendiğim isim var ama unutabilirim diye isim isim saymak istemem. Şöyle bir ayrımım yok, benim için 30 bin satan gazetenin çalışanları ile 700 bin satan arasında bir klasman farkı yok. Az izlenen bir televizyonda ya da az satan bir gazetede de çok başarılı işler yapan arkadaşlar var. Tersi de var. Kendimi kimseye rakip olarak görmüyorum gibi bir ukalalık içinde de değilim. Hayat böyle birşey değil, birilerini hedef alarak yada birileriyle yarışarak olmuyor. O zaman atletizmle uğraşırdık yani. Ben kendi gördüklerimi kendimce ortaya koyuyorum. Neticede gazete ve televizyon haberi, ekmekten daha kısa ömürlü tek ürün. Hergün defalarca karne alınıyor. Birine şirin görüneyim, yakın durayım gibi bir tavrımız olamaz. Ben kendimi ortaya koyuyorum, insanlar beğenir, beğenmez..

Görüşlerinize hiç katılmadığınız halde keyifle okuduğunuz kimse var mı?

Var ama burada da isim vermek istemem, yine unutabilirim diye. Ben bir okur olsam belki farklı tercihlerim olabilirdi. Sadece bir gazeteyi, bir televizyonu tercih edebilirdim. Ben 27 senedir bu mesleği yapıyorum, sizin gibi, her sabah geldiğimde önce kendi çalıştığım gazeteyi sonra bütün gazeteleri okurum. Fikirlerine katılmadığımız insanları okumak bizi zenginleştirir. Fikirlerine katılmasam bile, bakış açılarını ve zeka pırıltılarını beğendiğim sayısız yazar var. Kabullenemediğim sadece yalan yazanlar ve iktidar odağı değiştiğinde kendisi de değişen tipler. Bu tür insanlar mesleğimizde bulunmasın isterim ama onları bile okurum. Benim spor ayakkabılarımı çıkarma fırsatım olmadı, liseden sonra bu işe daldım. Bir zap manyağıyım mesela meslek icabı.

Gazetecilik aslında idealiniz değilmiş, 'Puanım oraya yetti üniversite sınavında' demişşisiniz. Gazeteci olmaya çok da bayılmıyormuş gibi açıklamalarınızı okudum.

Öyle gerçekten. Hayatım boyunca basın kartımı kullanmadım. Ya da gazeteci olduğum için gazeteci olmayan bir vatandaşın önüne geçmedim. Olabildiğince sosyal etkinlikleri takip etmeye çalışırım ama bugüne kadar kimsenin avanta biletiyle tiyatroya, konsere gitmedim. Param varsa giderim, yoksa gitmem. Gazetecilik mesleğini patrondan aldığım maaş dışında hiçbir menfaat için kullanmadım.

Çalışmadan geçinecek paranız olsa gazetecilik yapmaz mısınız, ne iş yaparsınız?

Bugün için böyle birşey söylemem çünkü çalışmam gerekiyor. Ama en başında meslek tercihi yaparken, eğer ki ülke gelişmiş olsaydı, bir ABD,  bir Almanya ya da bir Fransa gibi olsaydı başka mesleklere yönelmek isterdim.

Avrupa Birliği'ne karşı mısınız?

AB tez ise biz anti-teziz. Ya da biz tezsek AB anti-tez. Türkiye'nin AB'ne tam üye olması ham bir hayaldir bana göre. Yoksa tabii ki ben AB üyesi insanlar gibi yaşamak isterim kendi ülkemde. Sürekli taviz veren bir ülke olmak, olmayacak duaya amin demek beni rahatsız ediyor. Üye olmasak bile bu yolda ilerlemek doğrudur diye bir düşünce var. Ben buna da katılmıyorum çünkü bunun çok kökenine inersek Amerikan mandacılığına kadar bu iş gider. Türkiye kendi çıkışını ancak kendisinde bulabilir. Yabancı bir güç tarafından bizim daha iyiye daha gelişmiş hale getirileceğimiz inancı bana göre İngiliz Muhipleri Derneği ile, Amerikan mandacılığının bugünkü halidir. Türkiye çıkışını mutlaka kendinde bulacaktır, ben bulacağından eminim. İran'la da, ABD ile de Rusya ile de onurlu ilişkimiz olması lazım yani. Bir tarafa bağımlı olmak duygusu temelde mantığıma aykırı yani.

İRTİCACILARLA BİLE ORTAK PAYDADA BULUŞABİLİRİZ AMA..

İrtica sizce Türkiye'nin en büyük sorunu mu hala?

Yo yo, Türkiye'nin en büyük sorunu ikiyüzlülük. Yabancı istihbarat örgütlerinin angajmanında olanları ayırarak söylüyorum, irticacı, ocu, bucu dediğimiz insanlar da özünde kendi doğrularının bu ülkeyi daha iyi yapabileceğine inanıyor. Dolayısıyla aynı fikirde olmasak bile ortak bir paydada buluşabiliriz. Ama ikiyüzlülük bizi bir gün laik bir gün irticacı bir gün sağcı birgün solcu yapıyorsa ortak bir doğru bulamayız. Adam kendi düşüncesiyle bu ülkenin doğru olacağına inanıyorsa, ben de kendi düşüncemde ülkenin daha iyi olacağına inanıyorsam, bu samimiyet varsa, aynı fikirde olmayan insanlar mutlaka bir ortak paydada buluşur.

ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ BAZI KURUMLARA BIRAKMAMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Genelkurmay Başkanımız Sayın Başbuğ ilk konuşmasında laiklik uyarısı yaptı. Sizce Türkiye kime emanet?

Ben ülkemizin geleceğini yabancılara bırakmamamız gerektiği gibi, ülkemizin geleceğini de bazı kurumlara bırakmamamız gerektiğini düşünüyorum. Bireylerin ülkenin daha iyi olabilmesi için öncelikle kendi işlerini daha iyi yaparak bir katkı sağlaması lazım. Bu bir tiyatro değil. Mustafa Kemal bu ülkeyi bu millete bırakmış, bir partiye veya bir kuruma değil. Özellikle de gençlere..


STAR HABER UĞUR DÜNDAR'DIR. UĞUR DÜNDAR'IN KARİZMASI ALTINDA KALMAK BANA ONUR VERİR

Yıllarca arka planda kaldınız, köşe yazmaya başlar başlamaz çok tuttu, çok tanındınız. Şimdi televizyonda geri planda duruyorsunuz. Uğur Dündar'ın karizmasının altında kaldığınızı düşünüyor musunuz televizyonda? İnsanlar izlediklerinde bunu Uğur Dündar yaptı diyor, arkasında sizin olduğunuzu bilmezler.

Burada benim işim sadece katkı. Burası Uğur Dündar'ın haber merkezi.Tamamen Uğur Dündar'ın yaklaşımları ve doğruları tarafından yapılır. Star Haber Uğur Dündar'dır. Ben buradaki diğer arkadaşlar gibi katkı sağlamaya çalışıyorum sadece. Uğur Dündar'ın karizmasının arkasında kalmak bana onur verir. Zaten ben Uğur abi bana böyle birşey teklif ettiği için yeniden televizyon haberine döndüm. Uğur Dündar 70 milyon insanın görmekten, dinlemekten mutlu olduğu bir insan.  Ben televizyon programı yapmak istemiyorum.

Gazetedeki fotoğrafınız da çok değişik, bu röportajda çekilen fotoğraflara bakanlar da farkedecektir. Neden değiştirmiyorsunuz?

Hürriyet nereden buldu o fotoğrafı bilmiyorum. Her gün insanın orada fotoğrafının çıkması bana komik geliyor. Televizyon programı yapma gibi bir isteğim yok. ATV'de yaptım, Sayın Kenan Tekdağ'ı kırmamak için yaptım.

Gerçekten şaşırıyorum bu söylediklerinize. İşin tabiatı gereği, medyada hemen herkes tanınmak, köşe yazmak, ekranda olmak ister. Bir az rastlanan özelliğiniz de vefaymış. Ekip arkadaşlarınız işe girmeden size gelen teklifleri kabul etmemişsiniz. Bu takdir mi gördü, bedel mi ödediniz?

Bir sene işsiz kaldım bir kere. Ama işsiz kaldığım için mutsuz değilim, sonuçta insan ölmüyor. Kurumlara aidiyet çok hissetmem ama insanlara aidiyetim çok yüksektir. Çünkü işsiz kalırsın, sonra yine girersin.

O MUHABİR HABER ATLADI DİYE KOVULMADI

Bu kovulan muhabir konusu ne peki? Hacettepe'yi kazanan çobanı Kanal D muhabiri canlı yayına çıkardı, sizin muhabiriniz ona kaptırdı diye işten çıkarıldı denildi. Doğru mu bu?

Ben izindeydim, Uğur Dündar da izindeydi. Onun için bazı internet sitelerindeki bu tür saçma yazılar olduğunu geç duyduk. Böyle birşey olabilir mi, haber atladı diye muhabir kovulabilir mi? Yılmaz Özdil'i bırakılım, Uğur Dündar söz konusuyken bir muhabir bu sebeple işinden olabilir mi? Buna inanan bir ahlaksız var mı aramızda? O zaman medyada muhabir kalmaz, haber atlamayan muhabir olmaz. Üstelik atlanmış bir haber de yok. O olayın işten çıkarılmasıyla hiç alakası yok. Kanal D ile bizim aramızda böyle bir itiş-kakış varmış gibi göstermekten zevk alan bazı arkadaşların küçüklüğü bu. Ben Star Haber'de çalışıyorum ama Kanal D benim. Kanal D'de çalışıyor arkadaşlarımız ama Star onların. Bir ATV'ye baktığımız gibi Kanal D'ye bakmamız mümkün mü? Buna inanan gerizekalı var mı? Bu ne kadar büyük bir kıskançlıktır? Star Haber'den bir arkadaş çıkarıldı mı, evet çıkarıldı ama burası işyeri. Diğer kanallardan çıkarılan olmuyor mu? Ben de defalarca çıkarıldım işten. Kesinlikle haber atladı diye bir sebepten değil.

İZMİR KÖTÜ YÖNETİLİYOR

Bir İzmirli olarak arsenikli su skandalına ne diyeceksiniz. Melih Gökçek'i hepimiz topa tuttuk ama İzmir söz konusu olunca neredeyse yok farzedildi. Ankara'nın suyu için önerge veren İzmir milletvekillerinin kendi memleketlerinin suyundan haberi yok gibi.

Aynen öyle. Bir kere ben doğma büyüme İzmirliyim, kalbim İzmir için atar. İzmirlilerin en nefret ettiği İzmirlilerin de başında gelirim, çünkü işlerine gelmeyen şeyleri söylerim.” Atatürk olsa bugünkü CHP Belediye Başkanı’na oy vermez” diye de yazdım, yalaka arkadaşlar bunu haber yapmadı. Gerçekten İzmir kötü yönetiliyor. Ama bu mevcut belediye başkanından kaynaklanmıyor. Çok başarılı bir belediye başkanı vardı, vefat etti. Orada zorlama bir görevlendirme olduğu için bir itiş-kakış başladı. Ve İzmir'de bugün kendisini CHP'li, Atatürkcü laik gösteren bir çok sahtekar belediye başkanı olmak istiyor. Dehşet bir propogandayla, belediye başkanı yıpratılıyor.
Melih Gökçek benim için Ankara'nın belediye başkanıdır, AKP'li belediye başkanı değildir.  İzmir'de CHP'li belediye başkanı var ama CHP'ye oy vermeyen insanları da o yönetiyor. Size katılıyorum, arsenik konusunda pek çok televizyon ya da gazete CHP'li olduğu için belediye başkanını uzak tuttu bu işten. Ama biz Star Haber olarak haber neyse onu verdik. İzmir CHP tarafından özel bir proje gibi ele alınıp, Türkiye'nin en modern kentlerinden biri haline getirilebilirdi. Bu sadece belediye başkanlarının suçu değil, İzmir'e ciddi bir cezalandırma var. Çünkü İzmir ahalisi rüzgarla aynı yönde gitmeyi sevmez. Bütün Türkiye'de AKP veya Anavatan iktidardayken orada olmayabilir. İzmirlinin  onur duyulacak bir duruşu vardır. Elinde bulunan bütçelerin yıllardır yanlış yönlendirildiği de kesin. Arsenikli su, bir yatırım hatası. Çeşme otoyolu da, yokuşa metro yapılması da yatırım hatası. Bu bütçeler toplanıp, İzmir İstanbul'a otoyolla bağlansaydı, bugün gençler işsiz kalmazdı. Manisa, Balıkesir, Bursa, Sakarya, İzmit hattına bağlanarak sanayileşmesini ayakta tutabilir, limanını yabancıya kaptırmayabilirdi. Çeşme’deki yazlığına otoyoldan gidebilmek için sanayisini kaybetti, limanını kaptırdı. Sadece bugünkü belediye başkanının günahı değildir ama bugünkü belediye başkanının da günahı vardır İzmir'de. 

gulinyildirimkaya@haberturk.com



SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300