'Bu film bir tokattır'
Mert Fırat, ensest sorununa dikkat çeken 'Atlıkarınca' adlı filmle Altın Portakal'da yarışıyor
HT MAGAZİN / OYA DOĞAN
47. Altın Portakal Film Festivali’nin iddialı filmlerinden 'Atlıkarınca', bir babanın iki çocuğuna uyguladığı cinsel tacizi konu alıyor. Filmin başrol oyuncusu Mert Fırat, "Ensest tartışmasını yaratmak, akıllarda soru işareti bırakıp insanlarda bir rahatsızlık oluşturmak için 'Atlıkarınca'yı çektik" diyor.
Erdem Yalçın başarılı şiirler yazdığına inanan, çocuklarına çok düşkün bir baba ama bir gün küçük oğlu Edip'e, ardından da kızı Sevgi'ye cinsel taciz uyguluyor. Dışarıdan bakıldığında, "Asla böyle bir şey yapmaz" denilen karakter en ağır suçu, ensesti işliyor. İşte bu kadar bıçak sırtı bir karakteri, geçtiğimiz hafta final yapan "Kapalıçarşı" dizisinin Arda'sı Mert Fırat canlandırıyor. 47. Altın Portakal Film Festivali'nde görücüye çıkan, hem halkın hem de medyanın yoğun ilgi gösterdiği 'Atlıkarmca'yı Fırat'la konuştuk.
■ Öncelikle ödül beklentinizle başlayalım. Bu akşam ödül almayı umuyor musunuz?
Alsak güzel olur ama burada olmaktan o kadar mutluyum ki, almasak da sorun değil.
■ 'Atlıkarınca' toplumdaki bir tabuyu, ensesti konu alıyor. Filmin senaryosu da İlksen Başarır'a ve size ait. Neden bu konuya parmak basmak istediniz?
İlk çekmek istediğimiz film buydu ama bu filmin maddi koşullarını yaratmak için geçtiğimiz yıl 'Başka Dilde Aşk'ı yaptık. İlksen'le tabu diyerek aslında ensesti bir yere indirgediğimizi, daha doğrusu toplum olarak bir yere ötelediğimizi fark ettik. Çünkü bu konuşulamadıkça yapanın yanına hep kâr kalıyor. Biz de bu tartışmayı yaratabilmek, akıllarda soru işareti bırakıp insanlarda bir rahatsızlık oluşturmak için bu filmi çekmeye karar verdik. 'Başka Dilde Aşk'tan sonra Engelsiz TV kuruluyor, işaret dili bazı üniversite ve liselerde ders olarak veriliyor. Filmde hayal ettiğimiz şeyler olmaya başladı. Bu film nasıl bir etki yaratır bilmiyorum.
■ Ne hayal ediyorsunuz?
Bu tamamen bir film konusu, sosyal sorumluluk değil. Hayalimiz filmden sonra kapatılmış derneklere yardımcı olmak.
■ Filmde Erdem Yalçın karakteri bir şair ve hem kızını hem de oğlunu taciz ediyor. Ancak filmde bu adamın neden bunları yaptığını izleyemedik...
Gerçekte de algılanamıyor. Çünkü bir sebebi yok. Türkiye'de konunun uzmanı olan bir psikologla görüştük. Bize her şeyi anlattı. Herkesin kendine göre sebebi var. Kimi, "Çocuğumu çok seviyorum ve sevgimi daha çok gösteriyorum" diyor. Kimisi aile içindeki iktidar kaybından bunu yapıyor. Karısından intikam almak için yapan bile var. Erkek cephesi için iktidar kurma ve erkekliğini sınama isteği en etken şey.
■ Ancak filmde var olan genel sonuç gerçektekiyle aynı. Yine kol kırılıp yen içinde kalıyor. Neden?
Biz bir tokat atmak istedik. Çünkü gösterimden sonra insanlar gerildi, sessizleşti. Biz bu filmin toplum için gırtlağına oturan bir yumru olmasını istedik. Orada takılsın ki başkalarının da derdi olsun.
■ Kendi yapım şirketiniz var, yakın arkadaşınızla senaryo yazıyorsunuz. O yönetiyor, siz oynuyorsunuz. Bu piyasa için fazla konforlu değil misiniz?
'Atlıkarınca'da benim oynayacağım belli değildi. İlksen, "Senin oynamanı istiyorum. Rahat anlaşabileceğim, iyi tanıdığım ve kimsenin böyle bir şey beklemediği bir oyuncunun olmasını istiyorum" dedi. İnsanlar iyi anlaştıkları insanları bulmak için bir ömür boyu uğraşıyorlar. Biz İlksen'le fena da iş yapmıyoruz, mutluyuz.
'OYUNCULUK CESARET İŞİ'
■ Çocuklarına cinsel taciz uygulayan bir babayı oynamak bir oyuncu olarak sizin için risk değil miydi?
Riskli ama ben de bir oyuncuyum. Seyircinin algısının değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Eskiden "Ezel" diye bir dizi yoktu. Flash-back'le izlenen diziyi kimse takip edemiyordu. Seyir algısı değişince insanların bu rollere tavrı da değişecektir. Biz oyuncular olarak böyle rollerden ne kadar kaçarsak, o kadar kendi kuyumuzu kazarız. O zaman, "Bana da hep aynı roller geliyor" demeye hakkımız olmaz. Gelecek tabii, risk almıyorsun ki. Oyunculuk cesaret işi. Cesaret limitini zorladığımızda bir şey oluyor. Yoksa, "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın durumu" oluyor. Ama sanatçı dediğin adam muhaliftir ve hayatta duruşuyla vardır. Eğer hayatta doğru duramıyorsa kameranın önünde de doğru duramaz.
'DOKUZ DİZİ TEKLİFİ ALDIM'
■ "Kapalıçarşı" geçtiğimiz hafta final yaptı. Yeni dizi var mı?
Ben çocuklarını taciz eden bir adamı oynuyorum 'Atlıkarınca'da ve bunu yapımcılar biliyor. Buna rağmen dokuz dizi teklifi aldım. Biz cesaretli olursak önyargının aşılacağını düşünüyorum. Mayıs ayında bir film daha çekmeyi planlıyoruz. Ama konusundan bahsetmeyeceğim. Aşk, komedi ve aksiyon olacak. O nedenle bir dizide oynamayabilirim.
'İLKSEN'LE SADECE ARKADAŞIZ'
'Atlıkarınca' filminin hem senaristi hem de yönetmeni İlksen Başarır'la adı aşk dedikodularına karışan Mert Fırat, aşk hayatının çok çalışmaktan dolayı iyi gitmediğini itiraf ediyor: "Aşk iyi gitmiyor, kimse beni almıyor. İddia edildiği gibi İlksen ve ben beraber değiliz ve hiç olmadık. Biz çok iyi arkadaşız. Belki de öyle bir ilişki yaşasaydık bu işleri yapamazdık."