MAGAZİN HABERLERİ

03 ARALIK 2016

Haftanın gündemini İbrahim-Demet Kutluay çifti belirledi. Kutluay, “İhanet haberlerini kocam yalanladı ben de inandım. Gerçekleri yeni öğrendim” diyerek ihaneti doğruladı. Elinde ihanetin belgesi olduğunu da söyleyen Demet Kutluay’ın 10 milyon TL tazminat talep edeceği ortaya çıktı...

ESİN ÖVET: Ben Demet’in elindeki belgelerin ne olduğunu duydum. Eğer doğruysa 10 milyon bile az gelir ve İbrahim Kutluay uzlaşma yoluna gider diye düşünüyorum. Eğer uzlaşma olmazsa iş çığırından çıkar ve tatsız şeyler yaşanır.

OBEN BUDAK: Sürekli konuşulan, herkes tarafından bilinen bazı şeylerin üzerini örtmek zor. 10 milyon tazminat biraz sertmiş ama paranın her şeyin üstünü örteceğini de unutmamak lazım.

REŞAT BALCIOĞLU: İhanet 4 yıldır vardı. Bu dedikodular hiç bitmedi, İbrahim Kutluay’ın Demet Şener’i aldattığı, hatta ünlü bir isimle birlikte görüldüğü kulaktan kulağa konuşuluyordu. Demet Hanım “Ben eşime güveniyorum, mutluyum” diyerek bunları geçiştirdi ama belli ki şimdi Demet Hanım’ın elinde kanıtlar var. Mahkemeye sunduğu delillerin arasında büyük ihtimalle fotoğraflar var.. Bu fotoğraflar sadece Kutluay’ı değil birlikte olduğu kadını da zora sokacak. Birinci ağızdan söyleyebilirim yer yerinden oynayacak!

KADİR KAYMAKÇI: Ucundan kıyısından ‘magazin âlemine’ bulaşmış herkesin birkaç yıldır dilinde olan boşanma ‘nihayet’ gerçekleşiyor! Eminim birçok ortamda, birçok kişi “Ben demiştim” diye böbürlene böbürlene anlatıyordur bu muhteşem öngörüsünü! Neyse bizim de bir Angelina Jolie-Brad Pitt vakamız oldu; Demet Hanım’ın elindeki belgelerden de anlaşılacağı üzere bu boşanma bayağı ‘şenlikli’ olacağa benziyor...

BÜLENT İPEK: Bir dönem herkesin konuşup kasabanın sırrı gibi kimsenin dile getirmediği ihanet iddialarıyla ilgili Demet Şener’in “Gerçekleri yeni öğrendim” sözleri pek gerçekçi değil. Açılacak davaya hizmet eden, tazminat kazanmaya dönük bir hamle gibi geliyor. Dediği gibi iki çocukları var ve oturup anlaşsalar ve medeni şekilde ayrılsalar ikisinin kariyeri için de çok daha doğru olur.

İPEK DURKAL: Tüm Türkiye bilirken Demet Şener’in yeni öğrenmesi tuhaf diyeceğim ama o işler öyle olmuyor işte... İnsan, aldatıldığını duysa da, hissetse de, bir şekilde bilse de, önüne somut bir kanıt gelene kadar inanmak istemiyor. Demet Şener’in belgeden kastı da bu bence. Demek ki, artık reddedilmeyecek bir kanıt var elinde. Şener bundan böyle kendine ve etrafına daha fazla yalan söylemek zorunda kalmayacak.

‘Moda haftası nefes aldırdı’

Son yıllarda kan kaybeden Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul, bu yıl heyecan verici organizasyonlar ve defilelerle yeniden ayağa kalktı. İstanbul için büyük önem taşıyan organizasyon için neler söyleyeceksiniz?

E.Ö.: Bir ara kötüydü gerçekten ama bu sene hem mekân hem defileye katılan tasarımcılar hem de modellerle toparladı. Ülkede zaten model yetişmiyor. Bence dört elle sarılsınlar moda haftasına.

O.B.: Türkiye’deki moda sektörünü desteklemek adına moda haftasını sevenlerdenim. Merak edecek çok fazla tasarımcı çıkmadı aslında ama yine de sektörün gelişimi adına bu organizasyonlara destek vermek gerekiyor. Bir de bu tasarımların her yerde satılabildiği günleri görsek hiç fena olmayacak. Çoğu sadece defileden ibaret çünkü.

R.B.: İstanbul Moda Haftası’nın bir etkisi sosyal hayatın üzerine çöken karabulutları dağıtması oldu. Bir hareket geldi şehre, rengârenk, şık hanımlar ve beyler nefes almamızı sağladı. Keşke hep böyle kalsak hayat dolu heyecanlı ve renkli..

K.K.: Maalesef ‘moda’ bizde hâlâ bir semt adı! Fashion Week de 300-500 kişilik bir topluluğun bir haftalık ‘sirk’ gösterisi... Beni üzen bu ‘sirk’in içinde gerçekten başarılı birkaç modacının işlerinin de karambole gitmesi!

B.İ.: Son yıllarda kan kaybettiği doğru ama moda haftasının devam etmesi tekstil sektörümüz ve markalaşma adına çok önemli. Formula 1 kadar, olimpiyatlar kadar önemli. Bunun önemini ne yazık ki ne devletin ilgili kurumları, ne markalarımız yeterince kavramış durumda. Çok daha büyük, ses getirecek bir organizasyon düzenlenebilecekken sıra savma şeklinde yapılıyor. Daha iyi tanıtım ve katılımla bir hafta boyunca modayı ülkenin gündemine taşıyabilmeli bu organizasyon. Dünya İstanbul’un aynı zamanda bir moda kenti olduğunu görmeli.

İ.D.: Gitmeyi çok istedim ama gidemedim. Gidenler, bu senenin önceki yıllara oranla çok daha başarılı ve işlevsel olduğunu söylüyor.

‘Çağla’nın üçüncü çocuk takıntısı anlamsız’

Çağla Şıkel’in “Üçüncü çocuk için evlenmek zorundayım” açıklaması çok tartışıldı. Kız çocuk sahibi olmak istediğini söyleyen Şıkel’in bu açıklaması çocuklarını nasıl etkiler?

E.Ö.: Çocukları artık büyüdü. Etkileneceklerini düşünmüyorum.

O.B.: Çağla’nın kafasını anlamadım. Çocuk için evlenmek artık herkesin yaşadığı bir şey. Kısa süren evliliklerden bu durumu daha kolay anlıyoruz. Fakat üçüncü çocuk takıntısına anlam veremedim. Acaba evlenecek birini buldu da üçüncü çocuğu bahane mi ediyor Çağla?

K.K.: Hayırlısı olsun diyorum! Umarım istediği gibi kız olur, yoksa yandı gülüm keten helva!

B.İ.: İki çocuk sonrası Emre Altuğ’dan boşanan Çağla Şıkel’in geçen haftaya damga vuran, sonra düzeltmeye çalıştığı açıklamalarından anlıyoruz ki, yeni bir ilişki, yeni bir sevgili bekliyor ancak bulamıyor. Buna gerekçe olarak iki çocuk annesi olmasını gösteriyor. Evet boşanmış çocuklu erkekler talep görürken çocuklu kadınların aynı oranda talep görmediği toplumsal bir gerçek. Bence Çağla Şıkel’in beğenilmeme gibi bir sorunu yok. Onu beğenen erkeklerin baba ya da ‘cici baba’ olmaya hazır olup olmadıklarıyla ilgili bir sorun veya endişeleri olabilir.

İ.D.: Çağla Şıkel’in bu açıklama ile hayatındaki birine bir mesaj verdiğini düşünüyorum.

‘İrem’in kampanyası bir reklamcılık başarısı’

İrem Derici, ünlü bir giyim firmasının marka yüzü oldu. Babası Hulusi Derici’nin çektiği reklam filminde oynayan Derici, “Babamın hayrına oynamıyorum tabii. Ben ünlü olmasam, ne yapsın adamlar reklamda beni? Hatta tam tersi beni ucuza getirdiler” dedi. Sosyal medyadaki ‘torpil’ iddiaları için neler söyleyeceksiniz?

E.Ö.: Reklamcı bir babanın kızı olarak geç bile kalınmış reklamlarda oynatılmakta. Demek ki hiç torpil olmadan seçilmiş İrem ben böyle anlıyorum.

O.B.: Tanıdığını, aileni iş hayatında kollama durumu her sektöre yayılmışken bu beni şaşırtmazdı doğrusu. Kaldı ki İrem günümüzde nadir rastlanan, yükselen yıldızlardan biri. Hangi marka onu yüzü olarak ilan etmek istemez ki? İrem’i kullan gençleri kalbinden vur!

R.B.: Torpil değil de öncelik gibi düşünüyorum. İrem’in babası reklamcı ise ne yapsın kız? Ne güzel denk gelmiş, taşlar yerine oturmuş. İrem açık sözlü bir kız, enerji dolu bir çalışma olacağnı düşünüyorum. Keşke bütün baba-kız ilişkileri bunun gibi olsa birbirleri ile gurur duysalar.

K.K.: İrem Hanım ne derse desin, nasıl tiye alırsa alsın bu kampanya buram buram ‘baba hayrı’ kokuyor... Üzgünüm öyle olmasa bile öyle! Bu polemik bile düşünülerek atılmış bir adım bence... Bakın günlerdir herkesin dilinde reklam! Benim açımdan ‘kötü’ bir fikir ama ‘başarılı’ reklam...

B.İ.: İrem Derici’nin babası ünlü bir reklamcı olmasına rağmen piyasaya çıkışı bir ses yarışmasıyla oldu. Adını duyurması da ‘Kalbimin Tek Sahibine’ şarkısı sayesinde gerçekleşti. İstese babası başka kanallardan piyasaya sokmaya çalışırdı. O zaman yapmadığını şimdi niye yapsın? Bu anlaşma öncesi İrem Derici ile birlikte adı geçen üç isim daha vardı. Bence de onların içinde en uygunu İrem Derici’ydi ve doğru olanı seçmişler.

İ.D.: Hulusi Derici gerçekten çok başarılı bir reklamcı. Kendi kızını bu reklamda oynatarak daha önce çok daha büyük paralarla aynı firmanın reklam filminde rol alan Arda Turan ve Paris Hilton’dan bile çok konuşturdu. Adam bu firma için daha ne yapsın...

‘Ceylan yeni ilişkisinden önce denklik sınavı yapsın’

Ceylan Çapa-Serkan Uçar ilişkisi bitti! Çapa geçmişte annesinin söylediği “O kişi bizim dengimiz değil” sözlerini eski sevgilisi için tekrarladı. Oysa HT Masa bu ilişkinin geleceğinin olmadığını temmuzda söylemişti.

E.Ö.: Ne kötü artık denklik gibi kıyaslar ortalığa döküldü. Kim ne kadar kaliteli onu konuşur olduk. Kimin kime denk olduğu bilinmez. Bu işler para ve kariyerle de anlaşılmaz. Ama Serkan Uçar çok talihsiz. Kötü bir kariyer yaptı. Ece Erken’le evliliği ve boşanması, ardından Ceylan Çapa’yla ilişkisi derken toparlaması biraz zaman alacak.

O.B.: Yaz aşkı güzeldir, insana hiç yapmadığı şeyleri yaptırır, yan yana bile gelemeyeceği insanlarla birleştirir. Onlar için de hatırlanacak güzel bir yaz oldu işte. Biz çok ciddiye almamıştık.

R.B.: Evet söylemiştik bu aşk yürümez diye. Ancak burada Şebnem Çapa’nın sözleri biraz aşağılama içeriyordu. Böyle ayrım yapılmaz, insanlar eşittir.

K.K.: ‘Aşkı’ davul seviyesine indirdikleri için bu ikiliyi tebrik ediyorum! Ceylan Hanım yeni ilişkisine başlamadan önce bir ‘denklik’ sınavı yapar artık!

İ.D.: “Bir musibet bin nasihatten yeğdir” demiş büyüklerimiz. Anne babası da söyledi zamanında, arkadaşları da... Böyle durumlarda nasihat pek işe yaramıyor, insanın yaşayıp kendisinin görmesi gerekiyor.

HT MASA / HABERTÜRK MAGAZİN


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300