"Tansu Çiller yayında elime tırnaklarını geçirdi"

HABERTÜRK TV'nin ekran yüzlerinden Didem Arslan Yılmaz, HT Cumartesi'ye konuştu

06 Kasım 2010 Cumartesi, 10:04:16Güncelleme: 10:04:16
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
"Tansu Çiller yayında elime tırnaklarını geçirdi" Sonra Oku

Habertürk’ün ekran yüzlerinden biri Didem Arslan Yılmaz. Uzun yıllardır yaptığı programların neredeyse tümünde hem programın sunucusu hem de mutfağında çalışan ekipten biri olarak yer alıyor. Ve haberin içinde olmayı çok seviyor.

Füsun SAKA / HT GAZETE

Sizi ekranlarda uzun yıllar Didem Arslan adıyla izlemiştik ama sonra eşiniz Kürşat Yılmaz’ın soyadını da kullanmaya başladınız, neden?

Muhabirlikten geliyordum ve herkes beni Arslan soyadıyla tanıyordu. Kızım bir gün “Anne neden senin soyadın Arslan, benimki ise Yılmaz?” diye sordu. Okuldaki arkadaşlarının soyadıyla annelerinin soyadı aynıydı ve o bu duruma şaşırmıştı. Ben de iki soyadımı birden kullanmaya karar verdim. Öte yandan, babamı kaybettikten sonra kesin olarak anladım ki, Arslan soyadımı kullanmaktan vazgeçemem.

Habertürk kanalında dördüncü yılınıza girmek üzeresiniz. Pek çok program yaptınız. Şimdi neler yapıyorsunuz?

2007’den beri Habertürk’te birçok program yaptım. Parantez, Haber Sahası... Şimdi de Gün Ortası programını yapıyoruz. Saat 14.00’de sunulan Haber Sahası ile Ajans programını birleştirip Gün Ortası haline getirdik. Günün en sıcak gelişmelerini masaya yatırıyoruz. Muhabir arkadaşlarla koordineli çalışıyoruz ama asıl olarak kadroda üç kişiyiz. Haber Müdür Yardımcısı Emel Okaygün, ben ve prodüktör arkadaşım Ferah Koçak... Cuma günleri de yine Türkiye’nin nabzını tutan bir program hazırlıyoruz.

Kaç yıldır haberin içindesiniz?

1992’de Basın Yayın Yüksekokulu’ndan mezun oldum. Ama üniversitede okurken de hep çalıştım zaten. 1988’den itibaren, önce Eminönü Belediyesi’nin çıkardığı bir dergide çalıştım, sonra oranın halkla ilişkiler departmanında görev yaptım. Devamında Flaş TV’ye girip sabah kuşağında bir kadın programı sundum. Derken, Çırağan Oteli’nde çalışan kuzenim sayesinde Kanal D’ye geçtim.

Nasıl oldu?

Kuzenim Ayhan Şahenk’e özgeçmişimi vermiş, Ayhan Bey de bu özgeçmişi Uğur Dündar’a iletmiş. Hatırlıyorum; Uğur Ağabey babamı aradığında babam çok heyecanlanmıştı. Kanal D’de önce muhabirlik yapmaya başladım. Ölüm oruçları sırasında Musa Ağacık’la cezaevinin önünde bekliyorduk. “Didem sen güzel bir kızsın, iyi de habercisin. Haydi içeri girip haberi oradan yapalım” dedi. İçerde müdürün odasına kadar çıkıp olanları gözlemledik. Ben de akşam haber yayınına bağlanıp izlenimlerimi anlattım. Uğur Dündar anlatış tarzımı beğenmiş sanırım, beni ekrana çıkartmaya karar verdi. Sabah haberleri, ana haber ve muhabirlik paralel gitti. Devamında Show TV, Kanal 6 ve Star TV’de de çalıştım. Habertürk’ten önce CNN Türk’teydim.

Tansu Çiller’le söyleşiniz sırasındaki tavrınızla adınızdan epeyce söz ettirmiştiniz...

O yayın meslek hayatımın dönüm noktası oldu. Yayın sırasında Tansu Çiller öyle sinirlenmişti ki, benim elimi tutup tırnaklarını geçirmeye çalışmıştı. Ben de tepki göstermiştim tabii. Aydın Doğan’la ilgili bir yayındı. Çiller daha sonra bana, “Sen aslında iyi bir kızsın ama sanırım birileri kulaklıktan nasıl davranman gerektiğini söyledi” demişti.

Ciner Grubu’na geçmeye nasıl karar verdiniz?

CNN Türk yönetimiyle anlaşamadığım bir dönemde Habertürk’ten çağırdılar. İyi ki gelmişim. Hayatımda verdiğim en doğru karar. Ciner Grubu’na geçtikten sonra hem Turgay Ciner, hem de Kenan Tekdağ çok destek oldular bana. Onlar sayesinde kendimi hiç yalnız hissetmedim. Bunlar gerçek ve samimi duygularım...

"Kızım Mina en iyi arkadaşım"
Eşiniz Kürşat Yılmaz’la nasıl tanıştınız?

Kürşat, Kanal D’de istihbarat şefimdi. Beğeni dolu gözlerle bakıyordu bana ama duygularını açması sonradan, Show TV’ye geçtiğinde oldu. Kanal D’de sıkıntılı bir zaman geçiriyordum, o da beni Show TV’ye çağırdı ve “açıldı”. Daha sonra evlendik.

Bu yoğun tempoda eşinizle nasıl görüşüyorsunuz?

Çok yoğun görüşmek iyi gelmez zaten sanırım. Biz de iş sayesinde ilişkimizde aralar veriyoruz. Zaman zaman arkadaşlarımızla bir araya gelip görüşüyoruz. Bu tempoda arkadaşlarla görüşmek bile bir lüks oluyor bazen.

Başka çocuk yapmayı düşünüyor musunuz?

Hayır. Mina’ya babam ve annem bakmıştı. Ben bakamadım. O nedenle istemiyorum. Mina şimdi babamla annemin ölümüne çok üzüldüğümü biliyor ve benimle bu konuda konuşmuyor. Çok olgun bir çocuk, benim en iyi arkadaşım. Oturup dertleşebilirsin onunla. İyi ki hayatımda var. Kürşat da hayatımda çok önemli ama Mina iyi ki var.

"Mesleğimi çok seviyorum"
Evlilik, annelik, habercilik... Hepsi bir arada nasıl gidiyor?

Yıllarca sorguladım kendimi acaba doğru bir şey mi yapıyorum diye. Ama zaman içinde gördüm ki çok seviyorum mesleğimi.

Ekranda olma isteği hep var mıydı?

Televizyon dünyasını merak ediyordum ama muhabirliği de öğrenmek istiyordum.

Kızınız ekranda olmanızla ilgili mi?

Kızım Mina beni ekranda değil, yanında görmek istiyor. Ben ona bu mesleğin zor olduğunu ve özenmemesi gerektiğini anlatıyorum hep. O çok güzel resim yapıyor, iyi bir müzik kulağı var. Büyük olasılıkla başka bir alana yönelir... Mesela şimdiden şiir yazıyor.

Çok yoğun bir gündemin içinde çalışıyorsunuz. Evdeki zamanlarınız nasıl geçiyor?

Boş zamanlarımı tamamen Mina’ya ayırıyorum. 9 yaşında ve dersleri iyice ağırlaştı. İşten eve gittiğimde problem çözüyoruz birlikte. Başka da bir şeye zamanım pek kalmıyor.

Medya Haberleri

Tüm Medya Haberleri