Galatasaray Fenerbahçe'ye 20 milyon dolar fark attı!

Kutlu Esendemir'in röportajı...

11 Şubat 2013 Pazartesi, 04:17:40Güncelleme: 09:28:08
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Galatasaray Fenerbahçe'ye 20 milyon dolar fark attı! Sonra Oku

KUTLU ESENDEMİR / GAZETE HABERTÜRK

Galatasaray’ın ara transferde gerçekleştirdiği Wesley Sneijder ve Didier Drogba transferleri, hem Türkiye’de hem dünya spor kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ekonomik kriz içindeki Avrupa’nın önde gelen futbol kulüpleri küçülme yoluna giderken, Başkan Ünal Aysal’ın milyonlarca Euro harcanarak çizdiği “çilek”li transfer stratejisi, Şampiyonlar Ligi’nde takıma ne katkı sağlayacak; bunun yanıtını önce zaman, ardından futbolcular verecek? Peki bugün Spor Toto Süper Lig’de ekonomik olarak durum ne? Yeni transferler lige ne değer kattı? Türkiye’nin önde gelen futbol ekonomisti Tuğrul Akşar’la ülkemizde futbolun parasal fotoğrafına baktık.

Türkiye Ligi’nin şu an ekonomik değeri nedir?

Bugün Türk futbolu yaklaşık 585 milyon Euro’luk bir yıllık gelir yaratıyor. Futbolumuzun 2011-2012 yılı itibarıyla ulaştığı parasal büyüklük, 16.9 milyar Euro’luk Avrupa futbolunun yüzde 3.5’ine karşılık geliyor. Yaratılan gelir Avrupa’daki 53 ülke ligi baz alındığında, önemli bir tutarı ifade ediyor. Bu parasal gelirin yaratılmasında 3 büyük kulübün payıysa yaklaşık yüzde 35’e geliyor. I Bundan ne anlamalı? Daha öz ifadeyle, Türk futbolunun toplam gelirinin 3’te 1’lik kısmını 3 büyük kulüp üretiyor. Kalan 15 kulüp de toplam gelirin yüzde 65’ini yaratıyor. Bursaspor ve Trabzonspor’u da eklediğimizde yaratılan parasal gelirin toplam içindeki payı yüzde 47’ye çıkıyor. Toplam gelirin yarısı 5 takımdan geliyor.

Bu anlamda Avrupa’daki yerimiz ne?

Ülkemizde kulüp değerleriyle, yaratılan futbol pastası arasında bir korelasyon görünmüyor. Ülkemiz ligi yine UEFA’nın bir çalışmasına göre üst düzey liglerden sonra gelen büyük ligler kategorisinde yer alıyor. Bu kategoride 14 lig bulunuyor. Türkiye Ligi bu kapsamda 5 büyük ligten sonra Avrupa’nın en büyük ilk 3 ligi içinde yer alıyor.

Dünya ve Avrupa ligleriyle kıyasladığınızda Türkiye Ligi ekonomik değer olarak nerede durur?

Türk futbolunun Avrupa ligleriyle kıyaslamasını iki şekilde yapabiliriz. Birincisi yıllık yaratılan parasal gelir bakımından, ikincisi de kulüplerin toplam bonservis bedelleri baz alınarak hesaplanan takım değerlerinin toplamları üzerinden.

Türkiye futbol pastasının büyüklüğü olarak bakarsak.

Bugün Türk futbolu 585 milyon Euro yıllık yarattığı parasal gelirle Avrupa’da 7. sırada yer alıyor. Şu haliyle Türk futbolunun parasal büyüklüğü, Avrupa futbol pastasının yaklaşık yüzde 3.4’üne karşılık geliyor. Bonservis bedelleri üzerinden 18 takımın toplam değeri bugün itibarıyla 925.9 milyon Euro’ya ulaşıyor. Önümüzdeki 5 büyük ligin toplamı 11.3 milyar Euro’ya ulaşırken, 6. sırada bulunan Rusya Ligi’nin değeri 1 milyar 125 milyon Euro’ya ulaşıyor. Rusların özellikle zengin yeraltı ve yerüstü rezervleri onları parasal refah bakımından hemen 5 büyük ligin arkasına taşıyor. 2 sene öncesine kadar Süper Lig’imiz 6. sırada yer alıyordu. Bu sıralama sadece parasal anlamda değişmedi. Aynı zamanda sportif performans olarak da değişti. Ruslar hem UEFA hem de FIFA sıralamasında önümüze geçti.

Türkiye’de bir futbolsever, futbola ne kadar para harcar?

Bu konuda 2006 yılında bir araştırma yapmıştım. Bu araştırmaya göre yıllık 10 bin doların üzerinde gelir elde eden bir taraftarın takımına harcadığı para yaklaşık toplam gelirinin yüzde 15’i kadardı.

Ya bugün?

Bu tutarın biraz daha arttığını söyleyebiliriz. Çünkü, başta bilet fiyatları olmak üzere futbolda her şeyin değeri arttı. Bu anlamda bugün kale arkasında maç izleyen bir taraftarın harcaması ortalama 85 TL’ye kadar çıkarken, maratonda maç izleyen bir taraftarın ortalama harcaması 175 TL’ye kadar çıkabiliyor. VIP tribünde maç izleyen taraftarın kulübe bıraktığı paraysa maç başına ortalama 450 TL’ye ulaşıyor.

Türkiye Ligi’nin en değerli takımı hangisi?

Bu soruya yine iki şekilde yanıt verilebilir. Birincisi takım değeri, ikincisiyse borsa değeri... Takım değeri bakımından Fenerbahçe’nin değeri 180 milyon dolarken, son Sneijder ve Drogba transferleriyle Galatasaray’ın takım değeri 200 milyon dolara ulaştı. Borsada işlem gören şirketler üzerinden kulüplerin piyasa değerine bakıldığındaysa, Fenerbahçe’nin borsa değeri yaklaşık 520 milyon dolarken, Galatasaray’ın piyasa değeri 320 milyon dolar civarında. Takım değeri olarak Galatasaray’ı, borsa değeri olarak Fenerbahçe’yi birinci olarak gösterebiliriz.

Galatasaray önce Wesley Sneijder, ardından da Didier Drogba’yı kadrosuna kattı. Bu iki önemli oyuncu Galatasaray’a ne değer katacaktır?

Bu iki oyuncu şüphesiz kulübün bonservis bedelleri üzerinden takım değerini artırmıştır. Aynı zamanda tanınırlık ve marka değeri bakımından da Galatasaray’ın değerine olumlu katkı sağlamıştır. Ancak, bu iki oyuncunun sportif performans olarak takıma sağlayacakları katkı önemli. Sportif performansın gelişimine bu iki oyuncunun katkısı fazla olur da Galatasaray önemli sportif başarılara ulaşırsa, bunun parasal karşılığı beklenenden daha fazla olacaktır. Ancak, tersi durumda mali olumsuzluk çok büyük riskleri de beraberinde getirebilecektir.

Türk futbolunun bugün ulaştığı parasal büyüklük ile sportif performans arasında nasıl bir ilişki var?

Bu çok önemli bir soru. Evet Türk futbolu son 13 yılda parasal gelirlerini 150 milyon Euro’dan yaklaşık 600 milyon Euro’ya yükseltti. Ancak buna karşın sportif performans olarak baktığımızda ise 2000 yılında Türk futbolu UEFA sıralamasında 7., FIFA sıralamasında da 23. sıraya kadar yükselmişti. Bugünse biz UEFA da 11., FIFA’da ise 40. sıraya geriledik.

Bu durum nasıl açıklanabilir?

Şöyle: Bu bizim parasal büyüme dinamiklerini yeşil sahaya yansıtamadığımızı gösteriyor. Parasal büyümenin nimetlerinden yararlanamadık. İktisadi ve mali performansı sportif performansa dönüştüremedik. Bu dönemde Türk kulüplerinin gelirleri arttıkça, kaynaklar etkin ve verimli kullanılamadığı için müsrif harcamaları arttı. Gelirlerle giderler arasındaki makas olumsuz olarak açılmaya başlayınca, kulüplerimiz de yoğun olarak borçlanmaya yönelmek durumunda kaldı. Özellikle yanlış transferlere harcanan paralar, yönetsel hatalarla birleşince Türk futbolunda borçlanma bir çığ gibi büyüdü. Türk futbolunun toplam gelirinin 3’te 1’lik kısmını 3 büyük kulüp üretiyor.

‘Futbol, bir tek Almanya’da doğru düzgün yönetiliyor’

Yabancı kulüp yöneticileriyle Türk kulüp yöneticilerini kıyaslarsanız ortaya çıkan sonuç nedir?

Futbol her yerde futbol ve futbol yöneticisi de bu şekilde genellenebilir. Almanya dışındaki bütün liglerde futbol kulüpleri doğru yönetilmiyor. Nitekim bu liglerde futbol kulüpleri ciddi borç yükü altında ve olayın temeline de bakıldığında yetersiz kurumsal yönetim ve verimsiz kullanılan kaynaklar ön plana çıkıyor. Bugün sportif performansına bayıldığımız Barcelona’nın son başkanı Sandro Rossell’den önceki başkanı La Porta hakkında kulüp, daha 1.5 yıl önce yanlış muhasebe ve kayıtlardaki tahrifatlar nedeniyle dolandırıcılıktan dava açmak durumunda kaldı.

Yabancı futbolcuların Türkiye’yi tercih nedenleri para ve vergi oranları mı?

Tabii ki ilk öne çıkan faktör para oluyor. Ülkemizde vergi oranlarının çok düşük olması ülkemizi yabancı futbolcular için adeta bir vergi cennetine dönüştürüyor. İkincisi, bugün Türkiye artık Avrupa’ya eklemlenmiş durumda. Yabancı oyuncular yaşam tarzı bakımından, adaptasyon zorluğu çok çekmiyorlar. Üçüncüsü artık Süper Lig Avrupa’nın önde gelen liglerinden biri yıllık yarattığı parasal gelir bakımından. Bunlar doğal olarak yabancıları çekiyor. Ülkemizdeki vergi oranlarının çok düşük olması yabancı futbolculara cazip geliyor

‘Şike skandalı, kulüplerin borsa değerini düşürdü’

8 aylık şike soruşturmasında Türkiye’de futbolun değeri ne kadar düştü? Yeniden durumun toparlandığı söylenebilir mi?

Bu soruya yanıt verebilmek için kulüplerimizin 3 Temmuz öncesi borsa değerleriyle bugünkü değerlerini karşılaştırmak daha anlamlı olur. 3 Temmuz öncesi Fenerbahçe’nin borsa değeri 1 milyar dolardı, bugünkü değeri 520 milyon dolar, Galatasaray’ın borsa değeri 580 milyon dolarken bugünkü değeri 320 milyon dolar. Beşiktaş’ınsa değeri 227 milyon dolarken, bugünkü değeri yaklaşık 95 milyon dolar. Bu düşüşlerde şike skandalının etkisi olmakla birlikte kurların yükselmesi, konjonktürün giderek olumsuzlaşmasının da büyük etkisi var. Şike skandalının etkisi bir süre sonra kulüplerimiz tarafından telafi edilebilmişse de diğer olumsuzluklar nedeniyle kulüplerimizin borsa değerleri gerilemiştir. Ancak, buna karşın toplam futbol pastamızda gelirlerdeki azalış daha sonra kulüplerce telafi edilebildi.

‘Galatasaray’ı TT Arena kurtardı’

Büyük borç kıskacındaki Beşiktaş küçülmeye gitti. Sizce, “Feda”, Beşiktaş için doğru bir hamle miydi?

Beşiktaş stratejik ve radikal bir karar almak zorundaydı ve bu kararı aldı. Beşiktaş için başka çıkar yol yoktu. Ben Fikret Orman yönetiminin bugün doğru kararlar aldığını düşünüyorum. Ama başkanın önünde çok önemli sorunlar bulunuyor. Bunları aşmak, kulübü kurumsal yönetime ve istikrarlı bir büyümeye ulaştırabilmesi yönetimi çok zorlayacak görünüyor. Bugün Beşiktaş artık gerekli yönetsel, iktisadi, mali ve sportif hamleleri yaptıktan sonra istikrarlı büyüme stratejisine yönelmek zorunda. Çünkü, şu anda 3 büyükler içinde Fenerbahçe ve Galatasaray iktisadi ve mali anlamda Beşiktaş ile arayı ciddi açmış durumda. Bu durumdan kurtulabilmenin yolu yeni bir stattan geçiyor. Eğer bugün Galatasaray TT Arena’ya geçmemiş olsaydı, ne bugünkü transferleri yapabilir ne de parasal gelirini artırabilirdi.

TUĞRUL AKŞAR KİMDİR?

BİR bankanın üst düzey yöneticisi. 2005’te “Endüstriyel Futbol” kitabını yayımladı. 2006’da Doç. Dr. Kutlu Merih ile birlikte “Futbol Ekonomisi” ve 2008’de “Futbol Yönetimi” isimli kitapları yazdı. 2010’da son kitabı “Futbolun Ekonomi Politiği” yayımlandı. 2005’te kurulan Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin başında olan Akşar, futbolekonomi.com internet sitesinin de kurucusu.