Biyoritimler

Güzel bir akşam geçirdiniz. Gece çok derin ve rahat uyudunuz ama sabah kalkınca kendinizi çok kötü hissettiniz. Yüzünüz gözünüz şişmiş, canınız hiçbir şey yapmak istemiyor. Sebebini bilmediginiz bir mutsuzluk var içinizde.

Şimdi tersini düşünelim: akşam çok sıkıntılı bir gece geçirdiniz, her şey berbattı, gece hiç uyuyamadınız, daldığınız zamanlarda ise kabuslar gördünüz. Bütün gece (yarın çok zinde olmam lazim, çok işim var) diye düşünüp durdunuz. Fakat sabah uyanınca bir de baktınız ki bütün sıkıntılarınız gecede kalmış. Fişek gibisiniz, içinizde de tarif edemediğiniz bir mutluluk var. Çünkü insanların fiziksel, duygusal, zihinsel pozitif ve negatif oldugu günler vardır, işte biyoritimler budur. Bugun artık bununla ilgili bilgisayar programları bile var. Sizin aylık (+) veya (-) olduğunuz günleri çıkartıyorlar. İşte bu pozitif günlere göre iş görüşmlelerinizi, sigara veya alkolü bırakma gün başlangıcınızı veya önemli kararlar verme zamanınızı ayarlayabilirsiniz. Bunun haricinde vücut ısısının da önemi var. Beden ısısı uyanık olunduğunda en yüksek seviyeye çıkar, o zaman verimlilik artar. Aynı beden ısısı uyurken en düşük seviyeye düşer ve ısı düştükçe de verimlilik azalır. İsterseniz bir deney yapın: bir hafta boyunca sabahtan yatana kadar her saat başı vücut ısınızı ölçün. Sonunda elinize bir grafik geçecektir. Böylece bir gün içerisinideki aktif enerji saatlerinizi bulabilirsiniz. Mesela, aktif enerji saatleriniz 10:00-12:00 arasindaysa toplantılarınızı, enerji gerektiren olaylarınızı bu zamana denk getirin. Böylece enerjinizin en düşük olduğu saatleri de bulup ona göre bu saatlerde hobi, müzik dinlemek veya dinlenmek gibi sizi yormayacak şeylerle geçirebilirsiniz. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan  istatistiksel çalışmaların bazılarını size sunmak istiyorum, çünkü bu bana çok keyif veriyor.

Cinayetlerin çoğunun (%60) Temmuz-Ağustos aylarında, özellikle haftasonu ve saat 18:00-06:00 arasında işlendiğini tesbit etmişler.

Hısızlık olaylarının Aralık, Ocak, Şubat aylarında, özellikle Cumartesi geceleri, saat 18:00-02:00 arasında olduğunu gözlemlemişler,

Mayıs ayında çok az suç işlendiğini görmüşler, özellikle bu ayda köpek ısırmalarında artış olmuş,

Haziran ayında evlenmeler, intiharlar ve hastaneye yatışlar artmış,

Şubat, Kasım aylarında ise araba çalınmalarında artış görülmüş,.

Bazı meslek gruplarında ise: Kasım, Ocak ve Şubat’ta doğan müzisyenlerin daha şanslı olduklarını, mimarlarda ise Aralık, Mayıs, Haziran aylarında doğanların, bankerlerde ise Ağustos’ta doğanların daha başarılı ve şanslı olduklarını gözlemlemişler. Gazeteci ve editörler için Ekim ve Aralık’ta doğanların şanssız olduklarını tesbit etmişler.

Yaşam istatistiklerine bakarsak: (yaklaşık 75 yaş üstü için)

Evliyseniz bu kadar yılda muhtemelen eşinizle 3000 kez ilişkiniz olmuştur ve bu yaklaşık 14 yıllık (mesai saatleri dahilinde) bir iş yaşamına karşılık gelmektedir.

20-24 senenizi normal olarak yatakta uyuyarak geçirirsiniz,

Seyahatlerinizin toplamı yaklaşık 5 yıl sürer,

Giyinmek, yıkanmak ve traş olmak, makyaj yapmak için 4 yılınızı harcarsınız,

Ve sadece ayna karşısında 70 yılınız geçmış olur,

Sigara gibi tütün tiryakisi iseniz çeyrek ton tütün tüketirsiniz,

Ortalama 6 yılınızı yemek yiyerek geçirirsiniz ve bu esnada; 6000 somun ekmek, 10000 yumurta, 2000 kilo yağ, 10000 kilo meyve ve sebze, 50 baş sığır, 300 tavuk tüketirsiniz. Bütün bunları yutmak için 5000 litre sıvı tüketirsiniz,

Tatlı düşkünü iseniz 4000 kilo şeker yersiniz. Bütün bunları da alabilmek için markette 3 yılınızı geçirirsiniz,

Kalbiniz günde 103.680 kez atar. Kalbiniz atmaya devam ettiği sürece bir gün içinde ortalama olarak 24000 kez nefes alırsınuz, 1,5 kilo yiyecek, 1,5 litre sıvı tüketirsiniz. 750 kas hareketiyle 3 km yürümüş gibi olursunuz, bu ve diğer olayların tümü günde yaklaşık 7000 beyin hücresinin kullanımını gerektirir. Bu bilgileri çok sevdiğim için sizinle paylaşmak istedim.


Şakralar

Kısa da olsa özet halinde size şakralardan bahsetmek istiyorum. Eğer size birisi ben şakralarınızı açabilirim derse; bakın bakalım onun şakraları açık mı? Öyle kolay iş mi? Herkes yapabilir mi? Neyi açıyorsunuz ve siz kimsiniz?...

Auranın yedi şakrası vardır. Şakraların görevi vücudu canlı kılmaktır. Her şakra bir endokrin bezi ve sinir ağıyla beraber çalışır. Şakralar evrensel enerjiyi özümlerler, onu parçalara ayırırlar ve endokrin bezlerine, sinir sistemine ve kana gönderirler. Yani şakralar açıksa sağlamsınız demektir veya sağlıklıysanız şakralarınız açıktır demektir. Bunlar içe ve dışa açılan birer kanal gibidirler. Bu konuyla ilgili detay isteyenler bu konularla ilgili her kitapta bunları bulup okuyabilirler. Eğer aylardır söylediğim gibi siz kendinizle barışık, egoist olmayan, insanları koşulsuz sevip karşılıksız yardım eden, başkalarını kendinden fazla düşünen, içinde; kin, nefret, öfke ve affedememezlik duyguları barındırmayan bir kişi iseniz şakra açacağım diye uğraşmayın, sizin tüm kanallarınız zaten açıktır. Zaten uğraşsanız da yapınızı değiştirmeden hiçbir şey yapamazsınız. Her şey beyinde bitiyor.


Gelelim bunca zamandır yazdıklarıma, yaşantılarıyla ilgili mesaj aldıklarını söyleyen o kadar çok insan oldu ki çok sevindim. Aslında yazdıklarım bilmediğiniz şeyler değildi ama illa bir başkasından duymak istediniz. Bu hayat, bu beden sizin. Nasıl isterseniz öyle yaşarsınız. Başınıza ne gelirse suçlu sizsiniz, o halde siz kendinizin hem doktoru, hem avukatı, hem annesi veya babası hem de çocuğu olun. Size neyin iyi gelip gelmediğini, neyin dokunduğunu, neyin mutsuz ettiğini bilen de yine sizsiniz. İyi yaşamak, mutlu olmak istiyorsanız seçeneklerinizi doğru değerlendirin. Allah size akıl ve mantık vermiş ama bunun ikisini kullanmayıp sadece zekasıyla iş görenlerden olmayın. Sonra ben çok şanssızım, çok kadersizim demeyin. Her şeyi beyninizde siz kurguluyorsunuz çünkü. Sevgi dolu olun ve bunu sunmaktan usanmayın.

Hayat nedir biliyor musunuz; çok güzel bir söz vardır, “Ana rahminden düştük pazara, kefen alıp girmek için mezara”. İşte hayat bu. İnsan olduğunuzu, makine olmadığınızı hep hatırlayın ve ara sıra kendinize mutluluk denen molalar verin. İstek ve ihtiyaçyarınızı kanıştırmayın, çünkü istekler hiç bitmez ve insanı yokluğa ve kaosa götürür ama ihtiyaçlar elzemdir ve azdır. Elinizdekinle yetinmeyi bilin ve yarın ne olacağını bilmediğiniz için hep “Bugünü aratma Allah’ım” diye dua edin. Nimetlerin farkında olun ki o nimetler artsın. Ruhunuzu besleyin, gözünüzü ve midenizi değil. Eğer aylardır yazdıklarım size birşeyler ifade ettiyse kafa yapınızı değiştirmek için bugün iyi bir gün. Yeniden doğun ve değişin ve hayatı daha farklı göreceğinize ve yaşayacağınıza inanıyorum.

Hepinize bol sağlıklı ve pozitif enerjili günler diliyorum.

Prof. Dr. Yıldız BATIRBAYGİL

ybatirbaygil@yahoo.com



SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(7)
Kalan karakter : 2000