Ege Üniversitesi Hastanesi'nde ‘acil hasta’ kabusu yaşanıyor. Acil servise başvuran günlük hasta sayısının 400'e ulaştığını belirten Prof.Dr. Bahar Boydak, “Bir hasta bölmesine iki hasta alıyor, koridorda hasta bakıyoruz. 27 sedye yetmedi, 10 tane daha aldık. Hastalar birbirini yönlendiriyor, doktora ‘Göğsüm çok şiddetli ağrıyor de’ diyor. İki kilometre ötedeki hastaneden çocuk ishal diye gönderiliyor. Alışırlar, vazgeçerler diyorduk ama hem şikayet ediyorlar, hem geliyorlar. Basamak sistemi olmazsa felaket'' dedi.
      Ege Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi'nin düzeni 15 Haziran'da Sağlık Bakanlığı'nın ‘üniversite hastanelerine SSK'lı ve Bağ-Kur'lu hastalar sevksiz gidebilecek’ açıklamasının ardından değişti. Bu tarihten sonra hem Dokuz Eylül Üniversitesi, hem de Ege Üniversitesi Hastanesi'nin poliklinik ve acil servislerinde başvuru patlaması yaşandı. ‘İlk hevestir, geçer’ düşüncelerine karşın hasta başvurularında azalma olmadı, aksine giderek arttı. Günde 350-400 arasında çocuk ve yetişkin hasta kabul ettiklerini, bu hastalara 10'u acil tıp asistanı toplam 24 uzmanlık öğrencisi, 5 uzman, 2 öğretim üyesiyle hizmet verdiklerini belirten Acil Servis Sorumlu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahar Boydak, “Uzmanlardan biri her gün, asistanlardan 13'ü 24 saat görev yapıyor. Hastaları girişte sedye ile içeri alıyoruz. Her bir hasta bölümünde iki sedyede iki hasta oluyor. Servis dolunca hastaları koridorlara alıp bakıyoruz. Yetmedi 10 yeni sedye daha aldık, sedye sayımız 37'e yükseldi. 20 yataklı gözlem odası da yoğun bakım da dolu. Ortopedi, genel cerrahi, beyin cerrahisinin ameliyathaneleri, servisleri dolu. Boş yatakları olmadığı için hastaları gönderemiyoruz, bizde bir gün, iki gün yatak boşalıncaya kadar kalıyor. Hastalar haklı olarak bundan şikayetçi, ama gelmeye devam ediyorlar'' diye konuştu.
     
     ÜNİVERSİTE SSK'LAŞTI

      Prof. Dr. Boydak, bu yoğunluğun içinde ağır hastaları atlamaktan, ayırt edememekten korktuklarını söyledi. Başı ağrıyanın da göğüsü ağrıyanın da geldiğini, hastanelerden uygun olmayan hasta sevkleri yapıldığını belirten Prof.Dr. Boydak, yaşadıkları sorunları şöyle atlattı:
      “Bu kadar yoğun hasta arasında gerçek ağır vakayı atlamaktan korkuyoruz. Ama atlamamak mümkün değil. Bunun hem vicdani hem hukuki sorumluluğu var, kaygımız daha da artıyor. Eskiden bize hastanelerden ağır vakalar sevk edilirdi. Üniversite hastanelerinin bakması gereken hastalar gönderilirdi. Ama şimdi uygunsuz sevk de yapılıyor, boş yatağımız olup olmadığı sorulmadan da kapımıza hasta getiriliyor. Günde en az 4 uygunsuz sevkle ilgili tutanak tutup başhekimliklerine gönderiyoruz. En az 10 vakayla ilgili de sözlü uyarımız oluyor. Önceki gün birkaç kilometre uzağımızdaki Bornova Devlet Hastanesi'nden ishalli çocuk gönderildi. Hasta yakınına, ‘Siz hiç buraya girmeyin, direk üniversiteye gidin’ demişler. Orası da hastane ve bir ishal vakasına bakabilirler. Ama bize gönderiyorlar. Durumumuz sorulmadan, danışmadan hasta getiriliyor, kapıda ventilatör isteniyor. Boşta ventilatör yoksa büyük sıkıntı yaşanıyor. Hasta o kadar çok ki malzeme sıkıntısı da doğuyor. Bir hastaya iki enjektör kullanılsa günde 800-1000 enjektör gerek. Acil girişinde hasta yakınları sedye kavgası yapıyor, senin hastan yatacak, benim ki yatacak diye. Tüm hastalara yetişmeye, atlamamaya, iyi hizmet vermeye çalışıyoruz ama durum ortada.''
     
     HASTA ROL YAPIYOR

      Öte yandan Prof.Dr. Boydak, bazı hastaların poliklinik kuyruğunda beklememek için acil servisi kullandığını söyledi. Eskiden SSK hastanelerinde olduğu gibi sabah poliklinik için sıra almaya gelen hastaların kendi aralarında liste oluşturduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Boydak, “Acil servis poliklinik gibi kullanılmak isteniyor'' dedi. Hastaların acil servise kabul edilip, istediği tetkikleri yaptırtabilmek için ‘rol’ yaptığını belirten Prof.Dr. Boydak şöyle konuştu:
      “Hastalar birbirlerini yönlendiriyor, ‘İçeri girince göğsüm çok şiddetli ağrıyor de’ diye. Polikliniklerde paket uygulama ve limit olduğu için hasta her istediği tahlili yaptıramıyor. Ama acil serviste böyle bir sınırlama yok. Acil vakada doktor her şeyi isteyebilir. Hastalar bunu da biliyor ve acil adı altında bu tahlillerinin yapılmasını istiyor. Hastaların üniversiteye gelip görüp, alışıp bizden vazgeçeceklerini sanıyorduk. Ama şikayetlerine rağmen vazgeçmiyorlar. O nedenle üniversite hastanelerine hastaların basamaklı bir sistemle başvurması sağlanmalı. Hasta önce devlet, eğitim hastanesine, poliklinik için aile hekimine başvurmalı. Böylece hastalar bize elenmiş olarak gelir ve biz de üniversitelerin bakması gereken ağır vakalara hizmet veririz. Hem de hastayı atlama riski azalır.''
     

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(6)
Kalan karakter : 2000