Kansızlık çarpıntı bile yapıyor!

Demir ilaçları kuralına uygun kullanılmazsa bakın ne oluyor!


06 Mart 2013 Çarşamba, 09:51:52Güncelleme: 09:52:14

CEYDA ERENOĞLU / HT MAGAZİN
cerenoglu@htgazete.com.tr

YAZI DİZİSİ: KAN DEĞERLERİNİZ VE SİZ (2)

"Nasıl olsa demir ilacı kullanıyorum!" deyip geçmeyin. Pek çok kişi bu ilaçları doğru kullanmıyor ve kansızlık sorununda hedeflediği sonuca ulaşamıyor. Tedaviye kan değerleri normala döndükten sonra en az 4-6 ay devam edilmesi ve ilaçların yemeklerden 1 saat önce alınması ise dikkat edilecekler arasında bulunuyor.

Kan değerlerindeki sorunları değerlendirmede yaş çok önemli bir faktör olarak görülüyor.Hematoloji ve Hücresel Tedaviler Koordinatörü Prof. Dr. İhsan Karadoğan, 40 yaş üzerindeki bir kişide kansızlık ya da kan değerlerinde önemli bir sorun varsa, bunun altında mide bağırsak sistemindeki kanamalar ya da mide bağırsak sistemi kanserleri olabileceğini söylüyor. 50 - 60 yaşlarından sonra bu risk çok daha hızlı artıyor ve neredeyse her 10 hastadan birinde kanser görülüyor.

HER KANSIZLIK KANSER DEĞİL

Her kansızlık kanser işareti sayılmıyor. Ancak belli yaştan sonra kan değerlerindeki önemli değişiklikler, altta yatan bir kanserin varlığını düşündürebileceği için detaylı araştırma gerekiyor. Böyle bir sorunun varlığına rastlanması, kanserin erken dönemde yakalanmasını sağlıyor. Kişinin 40 yaş üstünde olması halinde mide ve bağırsak sistemine yönelik taramalar yapılması gerekiyor. Yaşı ne olursa olsun hastada mide ve bağırsak sistemine yönelik bir sorun ile kilo kaybı ve yorgunluk gibi şikayetler bulunuyorsa, kanser açısından tetkik edilmesi öneriliyor.

DEMİR İLACI YEMEKLERDEN BİR SAAT ÖNCE ALINMALI

Kansızlığının farkında olmayan ya da tanısı konulduğu halde tedavi almayıp bu sorunla yaşayan çok kişi bulunuyor. Yaşamını uzun yıllar kansızlıkla sürdüren kişilerin tedavilerini aksatmalarının nedeninin kan ilaçları olduğuna ve bu ilaçların kullanımının zorluğuna dikkat çekiliyor. "Örneğin hap şeklinde düzenli demir tedavisi yapılan hastanın, kan değerleri normale döndükten sonra da depoların dolabilmesi için bu tedaviye en az 4 - 6 ay devam etmesi gerekir " diyen Prof. Dr. Karadoğan, bir - iki kutu ilaç kullanılıp bırakıldığında ne kansızlığın tam olarak düzeldiğini ne de depoların dolduğunu söylüyor.

Bu durum ilaç kullanımından kısa bir süre sonra soruna yeniden ve aynı sıklıkla rastlanmasına neden oluyor. Demir ilaçlarının besinlerden etkilenme özelliği bulunduğu için yemeklerden 1 saat önce alınması öneriliyor. İlacı aldıktan hemen sonra yemek yenilmesi durumunda, ilaçların çoğunun vücuttan emilmeden atıldığı ve alınan ilacın hastaya hiçbir yarar sağlamadığı belirtiliyor.

Çay, kahve ve süt gibi içecekler de demir emilimini bozuyor. Bu nedenle bunların özellikle ilaç alınan saatlerde yoğun şekilde tüketilmesi, ilaçların emilmeden vücuttan atılması yüzünden tedavinin başarısız olmasına yol açıyor. Kan değerlerinin çok düşük olduğu durumlarda hızlı yanıt almak istenmesi ya da bu ilaçların kullanımını engelleyen bir takım sorunların bulunması halinde (emilim bozukluğu, mide ağrıları vb )damardan verilen ilaçlarla daha kısa sürede yanıt alınabiliyor.

Kansızlığın nedenini bulmak gerek

Demir tedavisinde bir başarısızlık varsa, bu kayıp doğru tespit edilememiş ve tam olarak engellenememiş anlamına geliyor. Eğer kansızlığın nedeni, adetlerin çok uzun sürmesi, sık ve çok kanamalı olması ise mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilerek bunun nedeninin ortadan kaldırılması gerekiyor. Kanamaya bir miyom neden oluyorsa sorunun tedavi edilmesi kansızlık sorununun temelden çözülmesini sağlıyor. Mide ve bağırsak sisteminde kanamaya yol açacak bir sorun durumunda bunun tedavisine yönelik önlemler alınması öneriliyor. Eğer kanama engellenemiyorsa, ağızdan hap şeklinde alınan ilaçların hastaya hiçbir yararı bulunmadığına dikkat çeken ve bu durumun kovanın dibinin delik gibi düşünülmesiyle anlaşılabileceğini söyleyen Prof. Dr. İhsan Karadoğan, " Ne kadar su konulursa konulsun alttan akacak ve kova dolmayacaktır "diyor.

Nedeni bulmadan tedaviye başlamak yanlış

Demir eksikliği tedavisinde en sık yapılan hatanın, tedaviye nedenin araştırılmadan başlanması olduğu belirtiliyor. Kandaki değerler, uygun bir ilaçla çok kolay şekilde istenilen seviyeye yükseltilse de tedavinin kan değerindeki düşüklüğün nedeninin araştırılmadan gerçekleştirilmesi halinde altta yatan hastalığın atlanma riski bulunuyor ve bunun tıbbi bir hata olduğu belirtiliyor. Böyle bir durumda kansızlığa neden olan hastalık göz ardı edilmiş oluyor. Tedavi için verilen ilaçlar, hastalığın belirtilerini azalttığı ve hastanın kendini iyi hissetmesini sağlandığı için de altta yatan mide bağırsak sistemine ait bir kanserin bu dönemde yayılma ve hızla ilerleme riski artmış oluyor. Eğer tanı hastalık ilerlediğinde konulursa, yayılmış bir kanserle karşı karşıya kalındığı için hasta için yapılabilecekler sınırlı oluyor. Bu nedenle, özellikle yeni başlamış bir kansızlıkta çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Bu sorunun varlığı halinde demir eksikliğine neden olan sorunun araştırılması ve kan değerlerindeki değişimin nereden kaynaklandığının bulunmasıyla tedavinin bu yönde yapılması öneriliyor.

Demirden zengin besin tüketin

Kan değerlerinin düşük olduğu kişilerde özellikle demir eksikliklerinde beslenme şeklinin büyük önemi bulunuyor. Eğer demir eksikliğine bağlı bir kan değeri düşüklüğü söz konusuysa, bunun seviyesini yükseltmek için sadece beslenme yeterli olmuyor ve besinler kansızlığı ortadan kaldırarak kan değerlerini yükseltmiyor. Bunun öncesinde düzenli ilaç tedavisi ile kan değerlerinin normal düzeye gelmesi sağlanıyor. Sonrasında ise depoları dolu tutabilmek için öncelikli bazı besinlerin tüketilmesi çok önemli görülüyor. Demirden zengin olan besinler bu grupta bulunuyor. Kırmızı et, dalak, karaciğer gibi organlarda yüksek miktarda demir bulunuyor. Buradaki demirin kalitesi yüksek olduğu için vücuttan emilimi de kaliteli bir şekilde gerçekleşiyor. Ancak et tüketimini abartmamak gerekiyor. Özellikle yetişkinler için aşırı kilo alımında, kolesterol sorunlarıyla karşılaşılıyor. Bunun dışında demir emilimini bozacak bazı besinlerden mümkün olduğunca uzak durulması, tedavi sürecinde çay ve kahve tüketiminin sınırlandırılması öneriliyor.

Kansızlık çarpıntı da yapar konsantrasyon bozukluğu da

Kana rengini veren kırmızı kan hücreleri olan eritrositlerin yani alyuvarların temel görevinin, vücuttaki gaz alışverişini sağlamak olduğu belirtiliyor. Alyuvarlar, akciğerlerden alınan oksijeni bütün hücrelere götürüp tüm hücrelerin gerekli yakıtı almalarını sağlıyor ve enerji üretimi yapmalarına yardımcı oluyor. Bir kişide kansızlık başladığı (eritrosit sayısı düştüğü) zaman, dokulara ve hücrelere iletilmesi gereken oksijen miktarı azalıyor. Yeterli oksijen gitmeyince vücut gerekli enerjiyi üretemiyor. Bu durumda bütün hücrelerin çalışma fonksiyonları azalıp kaybedilmeye başlıyor. Kaslara yeterince oksijen iletilemediği ve yeterli enerji üretilemediği için ortaya halsizlik ve bitkinlik çıkıyor. Kalbin yeterince oksijen alamadığı durumlarda kişide çarpıntı meydana geliyor ve kalp atım hızı artıyor. Beyne çok az kan gitmesi halinde ise konsantrasyon bozuklukları, uykuya meyil, baş dönmesi, göz kararması gibi şikayetler görülüyor. Kansızlığın seviyesinin artması bu belirtilerin daha da ilerlemesine neden oluyor.


Yarın: Hastalığa işaret eden kan değerleri