Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Tubitak Ansiklopedi Psikoterapi Teknikleri Nedir?

        Psikoterapi, eğitimli bir psikoterapist eşliğinde ve terapötik teknikler aracılığıyla bireyin psikolojik zorluklarının ve bozukluklarının üstesinden gelmesine, yaşamsal problemlerini çözmesine ve kişisel olarak büyümesine yardım edildiği süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçte kullanılan tekniklere psikoterapi teknikleri denilir. Farklı psikoterapi tekniklerinin etkililiği ve birbirine üstünlüğü ile ilgili yapılan karşılaştırmalı araştırma sonuçlarına göre tekniğin türünden ziyade psikoterapist ve danışan arasında kurulan ilişkinin kalitesinin daha etkin sonuçlar verdiği gösterilmiştir. Psikoterapinin başarılı olabilmesi için ilgili taraflar arasında güven algısının, iş birliğinin ve etkili iletişimin inşa edilip sürdürülmesinin yanı sıra ortak hedefler oluşturulması, sorumlulukların belirlenmesi ve belirgin bir yol üzerinde çalıştıklarının taraflarca kabul edilmesi ve katılımın sağlanması gerekir.

        Psikoterapi neredeyse tamamen konuşmaya dayandığından, psikoterapist ve danışan arasındaki etkin iletişim kanallarının açık olması gerekir. Yanı sıra, ilişkinin yapılandırılması son derece önem taşımaktadır. Psikoterapistin görüşmenin yapılacağı ortamı hazırlaması, psikoterapi süreci hakkında danışana açıklama yapması, görüşmenin zamanlamasının planlaması, karşılıklı sorumluluklar konusunda danışanla anlaşmaya varılması, danışanın sorunu karşısında terapistin sihirli değnek sunmayacağı konusunda danışanı bilgilendirmesi, terapi öncesi çözülmesi gereken birincil - acil konuların mevcudiyetin sorgulanması ve danışanın psikoterapi sürecine uygun olup olmadığını değerlendirmesi gibi sistemli süreçler bulunur. Görüşme konusunda uzmanlığı ve deneyimi bulunan psikoterapist, danışanın sorunlarının kökenine ulaşmak için danışanla birlikte çalışır. Psikoterapinin başlangıç aşamalarında, psikoterapist ve danışan iyi ilişki kurar ve danışanın arka planını (geçmişini), karşılaştıkları sorunları ve mutluluğa ulaşmanın önündeki engelleri anlamasını sağlayan bir dizi farklı konu hakkında konuşur. Sorunlar belirlendikten sonra psikoterapist, çeşitli teknikler kullanılarak, danışanın sorunlarıyla başa çıkmasına ve sorunları karşısında gelişmesine yardımcı olmak için çalışır.

        Psikoterapi tekniklerinin hangisinin kullanılacağı iki unsurdan etkilenmektedir. Bunlardan ilki, psikolojik sorunun ne olduğu ile ilgilidir. Ruhsal Bozuklukların Tanısal İstatistiksel El Kitabı 5'e (DSM-5) göre, yaklaşık dört yüz tip psikolojik sorun vardır. Psikolojik sorunun içeriğine göre psikoterapi teknikleri değişkenlik gösterir. İkinci olarak, benimsenen yaklaşım psikoterapi tekniklerinin seçiminde ve kullanılmasında belirleyicidir. Dünya genelinde çok sayıda psikoterapi akımı olsa da, psikologlar tarafından yaygın olarak kullanılan beş yaygın yaklaşımdan bahsedilebilir: (1) Psikodinamik Yaklaşım/Psikanaliz, (2) Hümanistik-Varoluşçu Psikoterapi, (3) Bilişsel Davranışçı Psikoterapi, (4) Kişiler arası Kuramın Sistemik Yaklaşma ait Çift-Aile Psikoterapisi ve (5) Grup Psikoterapisidir.

        Psikodinamik Yaklaşım/Psikanaliz: Sigmund Freud'un öncüsü olduğu psikodinamik kuramın psikoterapi tekniği psikanalizdir. Psikoterapiyi gerçekleştiren kişiye "analist", hastaya (danışan) "analizan" denmektedir. Psikanaliz Sigmund Freud'un (ö. 1939) çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesidir. Bir psikoterapi süreci olarak psikanaliz, hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır. Analistin amacı; hastanın analistine transferansının fark edilmeyen ya da bilinçdışı etkileşimlerinden, yani yaşamını ve ilişkilerini olumsuz etkileyen ve özgürlüğünü kısıtlayan ilişki kalıplarını fark etmesine yardım etmektir. Psikanalizde, bireyin zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları ve motivasyonları keşfedilerek, bilinçaltındaki çözülemeyen geçmiş çatışmalar ve kabul görmeyen dürtüler bilinçaltından bilinç düzeyine getirilerek çözüm aranır. Bilinçaltının bilince çıkarılması yoluyla, analizan sorunlarının üstesinden etkili biçimde gelebilir. Bilinçaltı anlamlarının projektif testlerle (Rorschach Mürekkep Lekesi Testi, Tematik Algılama Testi - TAT, vb.) değerlendirmesi tercih edilir. Ayrıca, kelimelerin art arda sansürsüz bir şekilde sıralamasını içeren "Serbest Çağrışım", analizanın gördüğü rüyaları analiste anlatmasını ve rüyaların içeriğinin analist tarafından çözümlenmesini içeren "Rüya Analizi" gibi bilinçaltı düşünceleri ve duyguları, bunların davranış kontrolü üzerindeki gücünü azaltmak için yorumlanmasını ve serbest bırakılmasını içeren teknikler bulunmaktadır. Yanı sıra, analizanın kendi geçmiş yaşantısından biriyle (örn. danışanın ebeveyni ya da diğer bir otorite figürü) olan ilişkisindeki aşk, sevgi, nefret ve öfke gibi yoğun duyguların analistle ilişkisinde tekrarlamasını içeren "Transferans", analizanın gün yüzüne çıkaramadığı, bilinçaltına ittiği içsel çatışmaların çözümünde kullanılan psikoterapi teknikleri arasındadır. Analistin kendi analizini yapmasını gerekli kılan teknik ise "Karşıt Transferans"tır. Bu kez analist, analize aldığı bireyi kendi geçmiş yaşantısından birine benzer bulmakta ve kendi içsel çatışmalarını mercek altına alabilmektedir.

        Hümanistik-Varoluşçu Psikoterapi: Hümanistik-Varoluşçu Terapi, hem hümanistik akımın öncüsü olan Carl Rogers (ö. 1987), Abraham Maslow (ö. 1970), hem de varoluşçu akımın öncüsü olan Rollo May (ö. 1994), Victor Frankl (1997) ve Ronald David Laing (ö. 1989) gibi teorisyenlerin kuramsal bakış açısının uzantısıdır. Kuramda yer alan "Fenomenolojik Yaklaşım"a göre terapistin danışanın dünyasını anlama çabasını en üst düzeye çıkarması son derece önemlidir. Danışanın aktarımlarını empati ile dinlemek, duygularını dışa vurması konusunda danışanı cesaretlendirmek, danışanın bireysel deneyimini koşulsuz şekilde kabullenmek ve danışanın anlattıklarını danışana yansıtmak gibi psikoterapi teknikleri danışan ve psikoterapist arasındaki ilişkiyi destekleyici ve güçlendirici niteliktedir. Bireyin yaşantısının biricikliği ve eşsizliği ile kendi yaşam amaçlarına uygun şekilde otantik olarak yaşama arzusu desteklenir. Carl Rogers'in geliştirdiği "Danışan Odaklı Yaklaşım", danışana koşulsuz saygı duyarak, ona sıcak ve kabullenici bir görüşme ortamı sunmanın danışanın dünyasını değiştirebileceği ve kendiliğine ait potansiyelini ortaya koyabileceği düşünülür. Özetle bu yaklaşım, bireyin yaşamında "Kendiliğini Gerçekleştirebilmesi" ve danışanın bugünkü yaşantısına ait odak -"şimdi ve burada" ön plana çıkmaktadır.

        Bilişsel Davranışçı Psikoterapi: Bilişsel-Davranışçı Yaklaşım, Aaron Beck ve Albert Ellis'in öncüsü olduğu Davranışçı ve Bilişsel Yaklaşımları bir araya getirmektedir. Bu yaklaşımda kullanılan psikoterapi teknikleri danışanın şimdiki yaşantısı odaklıdır. Bilişsel psikoterapi teknikleri arasında önemli yer tutan teknik "Bilişsel Yeniden Yapılandırma"dır. Bu teknikte, bireyin günlük hayatındaki işleyişini olumsuz etkileyen olumsuz otomatik düşünceler ilk olarak ele alınır. Danışan, "Otomatik Düşünceler Kayıt Formu"na hafta içinde yaşadığı durumlarla ilgili duygu, düşünce ve davranışlarını not eder. Danışanın otomatik düşünceleri hayata dair kabullendiği tutumları, beklentilerini ve varsayımlarını içeren ara inançlarla bağlantılıdır. Otomatik Düşünceler Kayıt Formu ile danışanın yaşamına ait bu ara inançlarını psikoterapist yardımıyla fark etmesi sağlanır. Psikoterapist, danışanın ara inançlarının, erken yaşantılarında şekil bulan şemalarla bağlantılı olabileceği varsayımından hareket eder. Bilişsel yeniden yapılandırma tekniğinde şemaların, gerçekçi şekilde, yeniden tanımlanması amaçlanır. Bilişsel Davranışçı Yaklaşımda yer bulan davranışçı teknikler arasında kişinin günlük yaşantısını düzenlemeyi içeren "Etkinlik Planlaması Tekniği"; korkuları ya da kaygıları ile aniden ya da kademeli yüzleşmesi yoluyla korku ve kaygısının sönmesini içeren "Maruz Bırakma" ve kaygı tepkisini söndürmek için kaygıya neden olan uyarana kademeli maruz kalma ile gevşemenin eşleştirildiği "Sistematik Duyarsızlaştırma Teknikleri"; kaygısını yönetebilmesi için bendensel duyumlarını yönetebilmesini sağladığı "Gevşeme Egzersizleri"; olumlu davranışların kazanılması yoluyla davranış değişikliği yapmayı içeren "Ödül Biriktirme" (token ekonomi) tekniği bulunur. Bilişsel Davranışçı Yaklaşımda kullanılan tüm bu psikoterapi tekniklerinde bireylerin duyguları, düşünceleri ve davranışlarında değişimin sağlanması esas amaçtır. 

        Kişiler arası Kuramın Sistemik Yaklaşma ait Çift-Aile Psikoterapisi: Kişiler arası Kuram, sorunların bireylere ait olmadığını, kişiler arası ilişkilerle ilgili olduğunu benimser. Bu kuramın ortaya sürdüğü Sistemik Yaklaşım, aile sistemi içindeki sorunların yanlış iletişim stillerinden ileri geldiğini bildirir. Sistemik yaklaşım, Çift Terapisi ya da Aile Terapisi ile aile sistemindeki sorunları çözmeyi içeren teknikler kullanmaktadır. Çiftler ya da aile üyeleri arasındaki empatiyi arttırmak için "Rol Oynama Egzersizleri" (örn. seans içinde eşlerin rollerini yer değiştirmesi), aile iletişimini arttırmak için aile üyelerinin birlikte zaman geçirmesini hedefleyen "Ev Ödevleri" (örn. birlikte bir film izlemek, pikniğe gitmek vb.), üç kuşak aile üyelerinin şematik olarak çizildiği ve aile ilişkilerindeki tekrarlı sorunların anlaşılmasını içeren "Aile Ağacı Tekniği", aile üyelerinin duygusal ve yapısal özelliklerinin değerlendirilmesini mümkün kılan "Aile Fotoğrafı Tekniği" bu kuramda ön plana çıkan psikoterapi teknikleridir. 

        Grup Psikoterapisi: Deneyime sahip grup psikoterapisti (ve olası 1-2 yardımcı yönetici) tarafından yönetilen, birbirine benzer sorunlara sahip bireylerin seçilerek bir araya getirildiği (en az 3 en fazla 20 kişi), grup psikoterapisti gibi grup üyelerinin birbiri ile etkileşimde bulunarak birbirlerine geri bildirim verebildiği sürece grup psikoterapisi denir. Grup psikoterapisinin avantajı bireysel sorunların başka bireyler tarafından da yaşanabildiğini fark etmek, başkalarının iyiliği için yapabileceklerini düşünmek, umut aşılamak, grup içinde sağlıklı rol modellerle özdeşim kurabilmek, sosyal beceri geliştirmek ve kişisel farkındalığın artışı olarak sıralanabilir. Grup psikoterapisi birçok kuramın ele aldığı bir psikoterapi tekniği olduğu için analitik, psikodramatik-sosyometrik, bilişsel-davranışçı, ilişkisel ve kendine yardım grupları şeklinde işlenebilir.

        Yukarıda bahsedilen bu kuramların yanı sıra, son yıllarda ön plana yeni akım yaklaşımlara ait psikoterapi teknikleri bulunmaktadır. Kabul ve Farkındalık Terapisi, Diyalektik Davranışçı Terapi ve Anlatı Terapisi bunlardan sadece birkaçıdır. 

        YAZAR

        Emre Şenol Durak