ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

LEVENT ÖZÇELİK/ HT CUMARTESİ



SİNEAD O'CONNOR SAHNEDE 

Sinead O’Connor; üzerinde bir jean, kareli gömlek, saçlar yine kazınmış. “Nothing compares to you” diye haykırdığı günlerden bu yana biraz kilo almış. Ama ses yine muhteşem ve kendisi yine cool. Otelimizin altında, Kanat Atkaya ile laflıyoruz. Sokaktan geçenlere takılıyor gözüm. Önce Eric Truffaz, Bugge ve ardından İlhan Erşahin’i görüyorum. Şaşkınız. Onlar başka bir sahnede çalmışlar. Ben, Kanat ve İlhan geceyi uzatıyor, yediğimiz döner ekmekle sonlandırıyoruz.



CHEMİCAL BROTHERS UÇURUYOR 

Claude Nobs’un dillere destan Chalet’sinde kan ter içinde bitirdiğim masa tenisi maçının ardından, karşımda bizim maçı izleyen adamın Tony Bennett olduğunu görüyorum. Aslında geleceğinden haberdarım, ancak hazırlıksız yakalanmışım. İtalyan ismiyle “Siz Anthony Dominick Benedetto olmalısınız” diyorum. Büyük Tony kahkahayı basıyor. Süper tatlı, sanki 90’ına merdiven dayamamış da mahallenin abisi gibi. “Yarın görüşmek üzere” diyerek ayrılıyoruz. Gece, festivalin en büyük salonunda, elektronik müziğin önemli isimlerinden Manchester’lı ikili Chemical Brothers var.



TONY BENNETT VE LADY GAGA DÜETİ 

Önce sahneye Quincy Jones geliyor. Kısa bir konuşmanın ardından “Can dostum” diyerek Tony Bennett’i çağırıyor. Sahnede tek başına ilk şarkısını söylüyor. Cheek to Cheek, Anything Goes arka arkaya sıralanıyor. 30’un üzerinde şarkı söylüyorlar. Lady Gaga 6-7 kıyafet değiştiriyor. Bu aralarda Tony tek başına takılıyor. Ara ara Tony Bennett gittiğinde ise Lady Gaga tek başına arz-ı endam ediyor.



EFSANE NASIL BAŞLADI

Yemek ve caz müzik tutkunu Claude Nobs, Montreux’de bir festival gerçekleştirme hayaliyle Amerika’da o dönem dünyanın en önemli müzik prodüktörleri olan Ahmet ve Nesuhi’nin kapısını elinde iki kutu İsviçre çikolatasıyla çalar. Ertegün Kardeşler’in sekreteri, Nobs’a randevu almadan geldiği için bu görüşmenin mümkün olmadığını söyler. Nobs çikolataları ve iletişim bilgilerini bırakır, aklındakini kısaca anlatıp gider. Ertegünler’i şaşırtan, İsviçre çikolatası olur. Arayıp görüşürler, bir süre sonra İsviçre’ye giderler. Önceleri iki günlük konserlerle başlayan festival her yıl uzayarak devam eder. Bu yıl 49’uncusu gerçekleşen etkinlik tam 16 gün sürüyor.

'SMOKE ON THE WATER'IN ÖYKÜSÜ 

Dünya tarihinin en bilinen rock şarkısı, Montreux’de doğdu... Hikâye, 1971’de Montreux Casino’da çıkan yangına dayanıyor. Montreux Casino, Montreux Caz Festivali’ne ev sahipliği yapmaya başlar. 4 Aralık 1971’de, Frank Zappa konseri sırasında, (Deep Purple üyeleri de Machine Head şarkısını kaydetmek için buradadır) bir seyirci işaret fişeği tabancasını tavana ateşler ve yangın çıkar. Bir not: Olay ve yangın anonsu, Frank Zappa’nın Swiss Cheese/Fire albümünde de duyulabilir. Zappa konseri durdurur ve insanların güvenli şekilde çıkmasına yardım eder. Alevler dindiğinde, Leman Gölü’nün üstü bir duman tabakası ile kaplanmıştır. Bu görüntü, Deep Purple’ın basçısı Roger Glover’a “Smoke on the Water” fikrini verir ve Ian Gillian da sözleri yazar.

2 ÜNLÜ KAFE TÜRKİYE'YE GELİYOR 

Montreux’de bize ev sahipliği yapan Metin Şen, okul yıllarında bu bölgede yaşamış. Şen’in Montreux Jazz Café ve Caviar House ile tanışıklığı o günlere dayanıyor. Tesadüf o ki, bu iki ünlü markanın Türkiye’ye getirilmesi de ona kısmet olmuş. Diğer bir ev sahibimiz ise her iki markanın sahibi, dolayısıyla festivalin tanınmasına önemli katkılar sunan Peter G. Rebeiz’di.

 

  • Montreux Caz Festivali
  • Montreux
  • Levent Özçelik

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000