'Yaş günü hediyesi'

Fatih Altaylı, 1'inci yaş nedeniyle okurlarına müjde verdi

28 Şubat 2010 Pazar, 09:45:00Güncelleme: 09:45:00
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.

Geçen yıl 1 Mart’ta çıkan Habertürk Gazetesi, yarın 1 yaşına basıyor. Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, 1'inci yaş nedeniyle okurlarına müjde verdi. Habertürk bundan böyle hafta içi, İstanbul, Ankara ve İzmir’de de 50 kuruşa satılacak.

GAZETE HABERTURK - Nazenin Tokuşoğlu'nun Röportajı

Kendimizi her gün ispat etmek zorundayız

“KALDIĞIMIZ yerden devam” demişti ilk HABERTÜRK yazısında Fatih Altaylı. Yarın bir yılımız doluyor. Nasıl da çabuk geçti. Yaptığımız işten keyif aldığımız içindir, evet kesin öyle. “Amiral gemisi” dedi gazetesine. Bize güvendi, dümenine geçtiği gemiyi bize emanet etti. Yedinci ayın sonunda 350 binlik bir tiraj yakaladık. Biz bu kadar üzerine gitmesek, Münevver Karabulut cinayeti tüm medyaya mal olur muydu; cinayet aydınlanır mıydı acaba?

Ergenekon’da tutuklanan askere de, Cübbeli’ye de, siyasetçilere de aynı mesafeden sadece “haber” gözüyle baktı. Biz de öyle yaptık. Haberi kovalamadık, içine düştük her seferinde. “Soru sormaktan korkma, o cevap vermezse vermesin” demişti bana. O gün bugündür kendimi daha bir gazeteci hissederim. Yarın HABERTÜRK’ün doğum günü. Bu kadar kısa zamanda 60 yıllık, 40 yıllık, 25 yıllık gazetelerin arasında nasıl Türkiye’nin en etkin gazetesi olduğunu, geminin kaptanına sorduk. Bu arada Fatih Altaylı’dan müjdeyi de kaptık, gazetemiz artık hafta içi Türkiye’nin her yerinde 50 kuruş... Not: Hediye almayın, gazete okuyun yeter; her zaman yaptığınız gibi... İşte Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın sorularımıza yanıtları.

Bu bir yıl sizi yaşlandırdı mı, gençleştirdi mi?

Bilmem. Bunu televizyonda beni gören okurlara sormak lazım. Bana göre gazete çıkmadan önceki bir yıl yaşlandırmıştı, gazeteyle beraber yeniden gençleşmeye başladım. Bu cevabıma herkes gülebilir ama ben öyle hissediyorum.

İLK HEDEFİMİZİ YAKALADIK

İlk yıl hedefleri size göre tuttu mu? Satış rakamları olarak, etkinlik olarak. Gazetelerin satış rakamları yüksek olsa bile etkin hale gelmesi zaman alır. Hatta bazı yüksek tirajlı gazeteler var, etkinlikleri hiç yok.

Doğru bir tespit. Bazı gazeteler var, tirajları çok yüksek ama etkinlikleri yok. Bazı gazeteler var ki, tirajları az ama etkinler. Bir de tirajları da etkinlikleri de olan gazeteler var. Biz bu sınıfa girdik hızla. Hem yüksek tirajlıyız, hem de çok etkiniz. Geçen yılın en fazla ses getiren gazetesi biz olduk. Ben 250 bin civarı bir hedef öngörmüştüm ilk dönem için. Yakaladık. Haftasonları epey üzerine çıkıyoruz. Diğer gazetelerin satışları denetlenmediği için net bir şey söyleyemiyorum ama bizim denetlenmiş satışımız, diğer gazetelerin denetlenmemiş satışlarına rağmen bizi bayiden satılan gazeteler arasında ilk üçe sokuyor.

Münevver cinayeti gibi belirli bir olayın üzerine giden gazetecilik anlayışınız devam edecek mi?

Ben gazete çıkarken, “Eski moda gazetecilik yapacağız” diye bir cümle kullanmıştım. Bu da o tabirin içinde. Eskiden fikri takip denilen bir şey vardı. Benim gazeteciliğimde, yazarlığımda da bu vardır. Elbette olacak. Münevver olayı, bizim gazetecilik başarımızdır. Hepimizin huzurla uyumamız için yaptığımız bir iştir. “Elimize sağlık” dediğim bir iştir. Elbette olacaktır. Sadece adli olaylarda değil, siyasi veya ekonomik olaylarda da fikri takip hep yapacağız.

HABERTÜRK’ün kendini ispat süreci geride kaldı diyebilir miyiz?

Asla. Bir gazete yılda 365 gün kendini ispat etmek zorundadır. Gazete için dünya her gün yeniden kurulur ve o günkü dünyada yeni bir şey yapmak gereklidir. Çok sevdiğim bir film var dı. “Fifty First Dates”, yani “50 İlk Randevu” diye. Bir kız var. Hafızası 24 saatte bir sıfırlanıyor. Ve ona âşık bir adam var. Ama işi zor. Çünkü kadın onu da unutuyor ve adam da kadını her gün yeniden kendine âşık etmek zorunda. Ben bunu özel hayatımda da, meslek hayatımda da çok hoş buluyorum. Her gün kendimizi yeniden ispat etmeliyiz.

Çıkarken yazar gazetesi olmayacağız dediniz ama sonra Türkiye’nin en iyi yazar kadrosu HABERTÜRK’te toplandı.

Okurların görüşü bu. Doğru. Yazar gazetesi olmayacağız dedik. Olmadık da. Bakın biz çok az yazarla çıktık. Önce gazete olarak kendimizi ispat ettik. Daha sonra da okurların isteği doğrultusunda yazarlar burada toplanmaya başladı. Elbette ki, bizim dışımızdaki gazetelerde de keyifle okuduğumuz, müthiş yazarlar var. Ama toplam kaliteye baktığınız zaman HABERTÜRK çok iyi durumda yazar açısından. Ama biz yazar gazetesi değiliz. Biz yazarları da güçlü bir gazeteyiz. Gazete olarak kendimizi kanıtladıktan sonra yazar kadromuzu zenginleştirdik. Daha da zenginleşecek.

HABERTÜRK üç büyük şehirde Türkiye’nin fiyatı en yüksek gazetesiydi. Şimdi öğrendik ki, fiyatı düşürüyorsunuz ve büyük kentlerde de artık 50 kuruşa, yani diğer gazetelerle aynı fiyata satılacak. Oysa siz çıkarken, “Reklamverene bağımlı olmamak için fiyatımız yüksek” demiştiniz. Niye vazgeçtiniz?

Benim o günkü sözlerimi iyi dinleyenler, doğru okuyanlar, verdiğim mesajı hatırlayacaklardır. Ben “Reklamveren bağımlısı olmamak için fiyatımız biraz daha yüksek olacak” demiştim. Çünkü bizim hesaplarımız, bu gazeteyi hiç reklam almadan, reklamverenle pazarlık etmeden, siyasetçiye karşı koruduğu bağımsızlığını reklam için reklamverene satmadan yaşatabilmek üzerine yapılmıştı. Ancak öyle okur gazetesi olunabilirdi. Bugün vardığımız noktada, ulaştığımız satış rakamları ve reklamverenin gazetenin gücüne ve etkisine tutunarak vermeye başladığı reklamın gelirleriyle birlikte artık ekonomik olarak rahatız. Kaygımız yok. Editoryal bağımsızlığımız artık kanıtlandı ve çok güçlü olduğu görüldü. Bu yüzden de okurlarımıza saygımızdan ötürü fiyatımızı aşağı çekiyoruz.

SÖZ VERDİK, AÇIK OLACAĞIZ

Fiyat yüksekken okurlarınıza ayıp mı etmiş oluyordunuz yani?

Hayır. Biz sadece dürüstlük gösteriyoruz. Bu gazete, patronunu zengin, çalışanlarını zengin etmek için kurulmadı. Türkiye’de iyi bir gazete var dedirtmek için, iddiamızı ortaya koymak için, Türk basınında bir de tarafsız göz olsun diye kuruldu. Kutuplaşmanın dışına çıkılsın diye kuruldu. Ama hep bir söz verdik, açık olacağız. Net olacağız dedik. HABERTÜRK artık ayakları üzerinde duruyor. Satış gelirimiz ve hiçbir ödün vermeden elde ettiğimiz reklam gelirimiz bizi istediğimiz noktaya taşıdı. Biz de bunun karşılığında okurlarımıza bir jest yapıyoruz. Fiyatımızı 25 kuruş aşağı çekiyoruz. Bir yıl boyunca maddi olarak okurlarımız bizi destekledi. Şimdi biz onları destekleyecek, aldığımızı geri vereceğiz. Onlara teşekkür ediyoruz. Böylece belki fiyatı nedeniyle bir güzel gazeteye ulaşamıyoruz diyenler de HABERTÜRK’e ulaşabilirler.