'İşkenceden daha ağır geldi!'

Balçiçek İLTER yazdı...

10 Haziran 2011 Cuma, 10:34:15Güncelleme: 14:29:07
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
'İşkenceden daha ağır geldi!' Sonra Oku

Başlıktaki cümle Sırrı Süreyya Önder'e ait... "İşkenceden daha ağır geldi" dediği, Başbakan'ın mitingde adını vermeden söyledikleri... Başbakan siyaseti iyi biliyor... Başbakan nerede ne açıklama yapacağını, kime nasıl saldıracağını da iyi biliyor. Nitekim Sırrı'yı da kendi memleketinde vurdu. Dedi ki: "Polis katillerine mi müsamaha göstereceğim? Çocukların, kadınların olduğu arabaya saldıranlara mı müsamaha göstereceğim? 13-14 yaşında çocukların yüzlerini yakanlara mı müsamaha göstereceğim? İmam katillerine mi müsamaha göstereceğim? Önceki gün, İstanbul'da BDP'nin bir seçim bürosundan, daha doğrusu bir bağımsız adayın seçim bürosundan onlarca molotof çıktı. O seçim bürosunu kullanan zat, gittiği her yerde, mağduriyet kisvesi altında barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor, hak diyor, hukuk diyor. Peki bu molotoflar nedir? Kimi yakacaksınız, nereyi yakacaksınız? Barışı böyle mi getireceksiniz? Molotofla demokrasiyi aynı kefede nasıl tartacaksınız?"

Sırrı can adamdır, Sırrı gönlünden konuşan, içi dışı bir adamdır...
12 Eylül döneminde yaklaşık 105 gün sorguda tutulan, bunun yaklaşık 30 günü ağır işkenceden geçen adamdır. 38 gün açlık grevi yapan, "Şöyle araz bıraktı, böyle canımızı yaktı!" demeyen adamdır.
Solcuların "acı" dili de yoktur onun cephesinde. Her şeye rağmen gülümsemesini bilen adamdır. Adam gibi adamdır işte!
Gücüne gitmiş Başbakan'ın bu lafları... Haklı! Öylesine gücüne gitmiş ki dayanamadı, bu sefer öfkesini tutamadı, yüze gülmedi pek konuşurken... Anlattı, dinledim.
"Başbakan eğer Adıyaman'da konuşurken benim adımı verseydi, kendi seçmeninin yarısı itiraz ederdi, ayıp ettin derdi ona. Oranın her taşında tozunda varım ben. Biz bu memleketin demokrasi mücadelesinde varız, biz o toprakların yakın dönem siyasi tarihinde varız. Adıyaman'ın sağcısından solcusuna, orta yercisine kadar gönüllerinde bir yerimiz vardır. Zoruma gitti. Nefsime ağır geldi. Başbakan'ın konuştuğu yerin sağı Pera kalıntılarına gider. Orası Adıyaman'ın zihninde 12 Eylül işkenceleriyle bir tutulur. O mağaralarda yaptılar her şeyi. Sol taraf ise Sıkıyönetim Komutanlığı'na gider. Bugün Başbakan'ı karşılayan zevatın içinde, o gün, sıkıyönetimi yol eden adamlar vardır. Biz o dönem o mağaraların içindeydik ve sıkıyönetim değnekçisi olmadık!"
Sırrı daha anlattı... Her cümlenin arasına tüylerimi ürperten şu soruyu ekledi.
"Çocuk mu yakacakmışız? Biz? Öyle mi yani?" "Beni Başbakan da tanır, bu devlet de tanır" diyen, "50 yaşıma geldim bundan sonrası umurumda değil, ne olacaksa olur, iyi yaşadım ben!" diyen bu adam yorgun, bıkkın ve yılgındı. En çok da öfkeliydi... Devam etti.
"Çocuk yurtlarına saldırı olduğu gün kınadım ben bunları. Bu tür faaliyetleri kabul etmem mümkün değil. Ama çocuk yakacakmışız, düşünsene... Gördüğüm işkencelerden bile daha ağır geldi nefsime... Bugüne kadar çektiğim sıkıntılardan daha büyük tahribat yarattı bende!"

Bağımsız aday Sırrı Süreyya Önder'in Gazi Bürosu basıldı geçenlerde... İçeride molotofkokteylleri ele geçirildiği söylendi... Hatta bazı görüntüler basına dağıtıldı. Peki basan kim? İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün bile haberi yok. Şu ana kadar kimseye iletilen bir bilgi, suçlama ya da soruşturma yok...
Sırrı diyor ki: "Benim ismim şiddetle yan yana gelemez bile, bu suçlamaya yanıt vermek de züldür benim için. Buna talip olsaydım Meclis'e değil başka yere giderdim. Bunu söyledim, bunu da yanlış anladılar."
"Başbakan konuşana kadar olan bitene yine gülümsüyordum!" diyen Sırrı Süreyya Önder'in bir tespitine katılmamak elde değil.
Bu millete 60-70 günlük seçim maratonu fazla geliyor. İş mühendislik siyasetine dönüşüyor! Ya "Sırrı iyi hoş da keşke Kürtlerle siyaset yapmasaydı!" diyenlere lafı var mı? Olmaz mı?
"Bu laf bana niye onlarla siyaset yapmam gerektiğini söyledi zaten. Zalimliğin, ayrımcılığın ipuçlarını bilirdim ama tablonun bu kadar vahim olduğunu bilmezdim. Kim kiminle yan yana duruyor, hepsini hizalayacağım siyaseten. Not ettim, hepsini yazacağım!"