Esnek vicdan
İş dünyasından 12 örgüt “işsizlik zirvesi”nde buluştu. Çare aramak iyi.
Ama formül genellikle şöyle: “İstihdam üzerindeki yük kalksın; vergi, sigorta primi azalsın; ücret ve çalışma koşulları esnek olsun.”
Lakin “her işsiz”in potansiyel tüketici kaybı olduğunu zor idrak eden “esnek sistem”in aklına pek gelmeyen şu:
Bugün en cafcaflı, en karlı bankalar başta; çok sayıda şirket, “iki kişinin işini bir; üç kişinin işini iki kişiye” gibi “katı” sistemle, fiilen “angarya” esnekliğiyle iş görüyor.
“Katı sistem”in; borç, faiz çukuruna düşmüş insanları ve (özellikle küçük) işletmeleri, sahibi ve çalışanıyla gömen merhametsizliği de esnek değil.
İş dünyası biraz, “katı vicdan”dan “esnek vicdan”a geçmeyi denese.
TÜSİAD dergisinin “lider sultası” kapağı hoş doğrusu; ama bilirler ki, “altyapı üstyapıyı belirler”. Ekonomide, iş yerinde, piyasada ne kadar demokrasi, ne kadar hak ve hukuk, siyasette de o kadar köfte işte!
İtiraz edeni hemen işten atan piyasanın siyaset piyasası da sultalar ve sultanlar diyarı!
250 bin işsiz öğretmen
“Sayın Talu; mektubu 250 bin eğitim fakültesi mezunu işsiz için yazıyorum.
Babam tek maaşla beni ve kardeşlerimi okutmak için fedakarlık gösterdi. Fen öğretmenliğinden onur derecesi ile mezunum ama boşuna; hala atanamadım.
Önemli bir Anadolu lisesinini, sonra da Fen Bilgisi öğretmenliğini kazanmıştım. 4 üstünden 3.31 ortalamayla mezun oldum. Boşuna.
Artık tükendim. En verimli çağım heba oluyor. Geleceğimden umudum yok.
Size bu mektubu ilk ve son yazıyorum. Bir baltaya sap olamadın bakışları altında her gün eziliyor, yok oluyorum. Nefes alamıyorum. 250 bin işsiz bırakılmış meslektaş adına son bir çare diye yazıyorum. Mektubun aynısı, buradan ayrıldığımda masamda olacak. Herkes, 250 bin genç ve çaresiz insanın hali nedir, bir bilebilse.”
İşten önce okuldan at
“Katı sistem” sadece “esnek iş”le angarya ve işsizlik kırbacı diye tecelli etmiyor. “Emek, dayanışma, kişilik”e duyarlı “fidan”ı da “yaşken eğmek” üzere çullanıyor; “işinden olmamak isteyen işçi”ye destek olanı, ibret için, büyüyüp de işten atılmadan önce okuldan atıyor:
“Tekel işçisiyle dayanışma etkinliğine katıldığı için tasdikname verilen 24 liseliden biriyim. Onlar adına size yazıyorum. Yaptığımız, her duyarlı insan gibi ülke gündemine kayıtsız kalmamaktı. Tekel işçileri, gelecekte bizi ilgilendirecek 4-C’ye direndi. Ne bir parti flaması altında oturduk, ne slogan attık. Sadece oturduk. Bu masum girişim okuldan atmakla cezalandırıldı. Geleceğimiz İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararına kaldı.”
Basın hürriyeti
“Basın”ın kökeni “baskı, basmak”. İşin özü yazmak, çizmek, düşünmekten ziyade basabilmek ve yayabilmek. Hürriyetin tarihi esası bu.
Taraf Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan dün şunu yazdı:
Taraf’ı basan Star Gazetesi matbaası, cumartesi gecesi birden basmayacağını bildirmişti. Sonra sadece 4 bin basacaklarını bildirmiş, ancak Üsküdar’da sabah olurken saat 02.00’de basma kararı çıkmıştı. O saatten sonra basılan gazetenin her yere dağılması imkansızdı.
Altan, “sözde yanlış anlamalar”la izah edilen tavrın arkasında, Taraf’a “gözdağı” vermek isteyip “matbaaya uzanan bir el” olduğunu düşünüyor.
Sanırım “hükümet yanlısı izler”i takiple “el”i Ankara’da tahmin ediyor.
Basın hürriyeti adına “5 star” bir facia! TGC, ama özellikle “basın özgürlüğünün sınırlarını genişletmek” isteyen taze “Medya Derneği” bunu ihbar kabul edip üstünde durmalı!