Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YOK İslami burjuvaziydi, yok değişen muhafazakâr kesim derken... Ortaya çok daha eğlenceli bir tanımlama daha çıktı: "Cici Müslüman..."

        Patenti Mehmet Bekaroğlu'na ait...

        Biliyorsunuz Mehmet Bekaroğlu, muhafazakâr kesimi lüks ciplere biniyor, şatafatlı hayatlar yaşıyor, çok para harcıyorlar diye eleştirince kıyamet kopmuştu. Ondan sonra "İslami burjuvazi" tartışmaları geldi... Türkiye'de bırakın İslami'sini, burjuvazi var mı yok mu o da tartışılır ya, neyse...

        Cici Müslüman tanımlamasını ilk duyduğumda gülümsedim önce...

        Sonra hüzünlendim.

        Yahudi cemaatinin önde gelen isimlerinden Bensiyon Pinto'nun "Anlatmasam Olmazdı" adlı kitabında kullandığı, "Biz Yahudiler hep uslu çocuk olduk..." cümlesi geldi aklıma.

        Benzer bir tanımlamayı Rıfat Bali de kullanmıştı... Kitabının ismini de öyle koymuştu... "Devletin Örnek Yurttaşları."

        Bekaroğlu'nun tanımıyla bugün Müslümanların geldiği nokta Yahudilerden pek de farklı değil. Her ne kadar başkaldırmış gözükseler de, Hayrünnisa Gül'ün deyimiyle "sabır ve sükûnet" her sorunun çözümü gibi gözükse dahi...

        Bir kesim var ki, bir kesim... Kendi elleriyle "Cici Müslüman" olmayı seçiyor.

        Peki ne demek cici Müslümanlık?

        Anadolu kaplanlarının kent kültürüne adapte olmaya çalışmış hali...

        "Zenginleşiyorlar" diyor Bekaroğlu, "Zenginleştikçe birtakım dünyasal keyiflerin tadına farklı varıyorlar. Öncelikleri değişiyor... Maneviyatları zayıflıyor... Başkaldırmaktan vazgeçiyorlar. Sorgulamıyorlar. Verileni alıyor, onu tüketiyorlar. Üstelik böyle oldukları sürece başları derde girmiyor. Onlar ailenin cici çocukları... Onlar asla sürüden kopmuyorlar".

        Bugün AKP'nin yarattığı, hani "Hayır"cıların bağıra çağıra, "Bunların körü körüne inanmış bir kitlesi var!" diye ilan ettiği o kitle, cici Müslümanlar mı gerçekten?

        Deniz Feneri'ne ses çıkarmayan, ne olursa olsun zenginleşmekten gurur duyan, sıkça üç maymunu oynayan, "Devir bizim devrimiz, rövanş zamanı" deyip yine suyun aktığı yöne giden, kibirleri inançlarının önüne geçmiş bir kesim mi bu?

        Sahiden bu mudur?

        Örneğin, bir mağazanın girişinde işinden olduğu için eylem yapan başörtülü ile içeriden alışveriş torbalarıyla çıkan başörtülü kadını ayıran nokta nedir?

        İş nerede kopmuştur?

        Aynı konuda Canan Barlas'ın tersine bir saptaması var:

        "Cici Müslümanlık belki 'yeni Beyaz Türklerin' hoşuna gider. Çünkü 'Beyaz Türkler' kendilerini en cici buluyorlar. Onlar halklarını anlamak istemeyen, solun değiştiğini göremeyen ve hedefleri statüko olan bir grup. Bunlar zaman zaman tabakalaşıyor. Yeni 'Cici Müslümanlar'dan kasıt sanırım artık kamusal alanda kendilerini kentli olarak kabul ettirmiş sınıf. Bu sınıfın ciddi entelektüelleri de var. Medyada savaş verip duruyorlar. En ileri dünyalı kavramlarını ekranlara taşırken, başlarını sıkı sıkı bağlamaktan keyif alıyorlar. Bu da onların keyfi. Cici Müslümanlar, laikçilerden daha ileri, çünkü onlar başı açık, dekolte hemcinslerine çok kibar davranıyorlar. Halbuki laikçiler, türbanlıları görünce hâlâ buz kesilip küçümsüyorlar. Onlara böyle bir feminite anlayışını layık görmüyorlar. Laikçiler ve Beyaz Türkler eridikçe onlar da daha açılımcı modalar ve yaşam biçimleri geliştirebilirler. Nitekim şimdi tesettürü son derece şık hale getirebildiler."

        Cici Müslümanlar kime itaatkâr; kime isyankâr, kime göre cici?

        Bu tanımlama ve değişen muhafazakârlık kavramı üzerine konuşmaya devam edeceğiz. Özellikle Mehmet Altan'ın, "Dindar kesim niye kendini kentten uzaklaştırdı ve köylü kesimde biçimlendi?" sorusunu, "Çünkü kenttekiler cici Müslümanlardır" diye cevaplamak yetmiyor diye düşünüyorum.

        Diğer Yazılar