Ressam öldü, o kadınlar inadına yaşıyor
Bu tablonun ressamı geçen hafta öldü.
Bu tablonun kadınları bu hafta 300’üncü kez diriliyor.
***
Yılmaz Merzifonlu, eserleriyle, ortak hafızamızda hep yaşayacak elbet.
Ama özel bir şey de var ikimiz arasında: “Bu resmin sizde olması beni hep mutlu etti” demişti.
Çocuklarım küçüklerdi, “Cumartesi Anneleri”ni ilk, evdeki bu tablodan tanıdılar.
Hem Merzifonlu’nun hem “Cumartesi Anneleri”nin yansımasıyla bir resimde tanıştılar.
Merzifonlu 82 yaşın yorgunluğuyla giderken, “tablosu”nun, resmindeki “yüzü olmayan ama kalbi inatla, sabırla atan kadınlar”ın 300’üncü kez ete kemiğe, göze kulağa, dile ve inada, acıya ve ısrara büründüğünü göremedi.
O kadınlar, ellerinde kendi tabloları; evlatların, babaların, eşlerin, kardeşlerin resimleri…
Kimi 14’ünde kimi 50’sinde kayıplara atılan ve o yüzden hiç olmayan ve hiç ölmeyen, hiç yaşamayan ve hiç yaşlanmayan sevda suretleri…
Yanlarında, kayıp babalarından daha yaşlı çocuklar; dedelerini sadece bir resimde gencecik bilmiş torunlar…
Yarın 300’üncü defa yine Galatasaray Lisesi önünde, 15 yıl öncesi gibi yine Cumartesi Anneleri!
***
Öncekiler gibi son hükümetin fikri de aynı: “Cumartesi annesi denenleri birileri kullanıyor”.
Binlerce insan… Çukurlarda, asit kuyularında, karakollarda, kimsesizler mezarlığında, bir dere yatağında, bir dağ başında, bir yol kenarında belki çoktan paramparça…
Akıbet soran, adalet soran, sanıkları, tanıkları, kayıpların kayıtlarını, ölülerin kemiklerini soran insanlara karşı nasıl da hazır cevap!
Demokratik hukuk devletinin sadece devlet değil, demokratik ve hukuk da olmasını isteyenlere karşı nasıl da beton kalıp!
Kaybının yüzünü unutmamak için bir resimde yıllardır kendi yüzünü bile unutan kadınlara karşı, nasıl bir resmî yüzsüzlük!
Genelkurmay’dan açıklama
Akreditasyona, brifinge alışık değilim. Ama Genelkurmay’dan çok nazik bir ses, İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Tayyar Süngü arayıp askeri birliklerdeki “Hukuki yardım sandığı” üstüne açıklama yaptı.
“Yargılanan subaylara yardım” diye yazdığınız sandık yönergeyle kuruldu. Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla ilgisi yok. Emekliler faydalanamıyor. (Ama yeni, Eylül’de kurulmuştu.)
Amacı, TSK personelini yalan haber, hakaret, iftiraya karşı savunabilmek için yüksek avukat ücretlerine kaynak sağlamak. (Israrla “medyaya karşı” dedim, itiraz gelmedi.)
Genelkurmay, personeli zaten savunmuyor mu: Mevzuatın el vermediği şahsi savunmalar için.
Kime yardım edileceğine kim karar veriyor: Yönetim Kurulu. Kuvvet temsilcilerinden oluşuyor. Kim seçiyor: Personel başkanlıkları. Rütbe sınırı var mı: Bu detay bizde yok. Herkes başvurabilir mi: Evet. Ön inceleme yapılıyor. Kim yapıyor: Komutanlıklar.
Personelden kesinti mecburi mi: Kesinlikle gönüllü. Maaş aldığı bankaya mutabakat dilekçesi verip istediği kadar kestiriyor.
Birliklerde komutanların takip ettiği, gönülsüz mecburiyete dönüştüğü, vermek istemeyenin endişe ettiği söyleniyor: Kimse takip edemez. İsteyen verir, istemeyen vermez.
Şimdiye kadar ne miktar toplandı: Belli değil. Şimdiye kadar kimler için harcandı: Henüz hiç kullanılmadı. Yönetim Kurulu Başkanı kim: İsmi şu anda yok.