Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÇOK şükür birinin sesi çıktı... Yoksa medyada hastalanan tek kişi olduğumu kabul etmeye başlamıştım. Hıncal Abi yazdı, o da grip olmuş. Hem de en ağırından... Ateşi bir türlü halledememiş. “Üç hafta sonra ancak kendime gelebildim” diyor. “Domuz, kuş, köpek, ne gribi yaşıyoruz da haberimiz yok, neler oluyor?” sorularıma destek veriyor ve haklı olarak soruyor:

        “Hastaneler tıklım tıklım, ülkemde kılı kıpırdayan yok. Kimsenin umurunda değil yahu. Muhalefet mi, güldürmeyin beni. Bu ülkede muhalefet, laf üretmektir... O sana sövecek, sen ona söveceksin. İşin tamam. Peki halkın gündemi? Halkın sorunları? Mesela şu korkunç salgın ülkeyi yataklara, bilmiyoruz, ölümlere götürürken, ‘Neler oluyor?’ diye soracak bir muhalif yok mu Sağlık Bakanı’na?” O kadar haklı ki...

        “Bu ülkenin sahibi yok!” cümlesine aynen katılıyorum; çünkü kim ne derse desin halkın gündemi bugün bu yaşadığımız hastalık, inanın...

        Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, merak ettiklerimi bir bir açıklamış, sağ olsun var olsun. Sizlerle detaylıca paylaşıyorum.

        *

        1-Tanımlanan hastalığın adı biz doktorların kısaca “ÜSYE” adını verdikleri “viral üst solunum yolları enfeksiyonu“dur. Pek çok virüs etken olabilir. İnfluenza virüslerinin yol açtığı hastalık da bir ÜSYE’dir, ama etkenin influenza virüsleri olduğu bilindiği zaman bu tabloya “grip” adı verilir.

        2-Bu virüsler özellikle sonbahar ve kış mevsiminde arz-ı endam ederler ve insandan insana çok kolay bulaşırlar. Bulaşma, hasta kişinin aksırması, öksürmesi sırasında havaya karışan virüslerin solunmasıyla ve hasta kişinin salgılarıyla kirlenmiş yüzeylerle temas edilmesiyle olur.

        3-ÜSYE’ye hangi virüslerin yol açtığını bilmenin pratikte hiçbir faydası yoktur; çünkü etken bilinse de tedavide değişen bir şey olmayacaktır. Etkenin bilinmesinin sadece hastalığın epidemiyolojisinin belirlenmesi bakımından önemi vardır. Bu mevsim, grip salgınlarının beklendiği günlerdir ama ülkemizde henüz influenza virüslerinin salgın yaptığına dair bir açıklama yapılmamıştır. Bu virüslerin domuz, köpek veya kuşlarla ilgili olmasının da tedavi bakımından bir önemi yoktur.

        4-Solunum yollarına yerleşerek hastalık yapan virüslerin yol açtığı klinik tablolar birbirinden çok farklı olabilir. Bazı kişiler hastalığı işine gücüne devam ederek ayakta atlatırken kiminin ateşler içinde yorgan döşek yatması icap edebilir. Çeşitlerine gelince.... Rinit: Virüsler burunda yerleştiğinde burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı görülür. Farenjit: Virüsler yutağa yer leştiklerinde boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve öksürük görülür. Larenjit: Virüsler ses tellerine yerleştiğinde ses kısıklığı, boğuk veya çatallı ses şikâyetleri ortaya çıkar. Trakeit: Virüsler ana nefes borusuna yerleştiği zaman şiddetli kuru öksürük ve göğüs kemiği arkasında yırtılırcasına bir ağrı olur. Bronşit: Virüsler bronşlara yerleştiğinde önce kuru daha sonra balgamlı öksürük görülür. Bazı hastalarda hırıltı ve nefes darlığına rastlanabilir.

        5-Doktorların elinin kolunun bağlanmış olduğu, çaresizce ilaç verdikleri ifadesi doğrudur; çünkü bu hastalıklara yol açan virüslere etkili bir tedavi yoktur. Garip ama gerçek: Kanserlerin bile birçoğunun yüzde 100’e varan tedavileri var ama soğuk algınlığının ilacı henüz bulunamadı. Antibiyotikler ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit ve zatürree gibi komplikasyonlar olduğunda doktor tavsiyesiyle kullanılmalıdır ama bu kurala maalesef doktorlar da hiç riayet etmezler. Vatandaş zaten ateşi çıktı mı antibiyotiğe sarılır.

        6-İstanbul bronşiti, benim tanımladığım bir hastalık tablosudur. Bu hastalık, viral solunum yolları enfeksiyonunu (daha çok grip dışı) takiben geceleri artan; çocuklarda öğürtü ve kusmaya yol açan; gülme, ağlama, telefonla konuşma veya eforla tetiklenen kuru öksürük nöbetleriyle karakterizedir. Bu nöbetler tekrarlayabilir ama kalıcı bir hastalık değildir. Çocuklarda daha çok yuvaya başladıkları zaman ortaya çıkar ve hemen daima da 6-7 yaşlarında tamamen geçer. Hastalarda ateş, halsizlik, iştahsızlık, hırıltı, nefes darlığı, genel durum bozukluğu gibi belirtiler yoktur. Çocuklarda gece yataryatmaz baş ve boyun terlemesi, geceleri diş gıcırdatma da sık görülür. İstanbul bronşiti, doğru tedavi edilmediği takdirde günlerce, haftalarca ve hatta aylarca sürebilir

        Not: Peki neler yapmalı? Salgından nasıl korunmalı? Madem Sağlık Bakanlığı açıklama yapmıyor, biz doktor görüşleriyle devam edelim... Yarına...

        Diğer Yazılar