Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KAR geliyor dediler, yüzyılın soğuğu dediler yine tıktılar bizi cumartesi akşamı evlere. Aslında !f İstanbul’un kapanış partisine gidip oradan da Tolga Karel’in yeni kurduğu stüdyosunun açılış partisine uğramayı hayal ediyordum ama evden dışarı burnumu uzatamadım. Ben de mekânlardaki eğlenceyi kaçırdığıma göre televizyondaki şenliği kaçırmayayım dedim ve başladım zappinge...

        KOMİK KAVGALAR: Fox TV’deki Smackdown’a denk geldim mesela. Amerika’nın yarattığı, tamamı kurgu kavgalardan oluşan bir müsamere gibi. Ne kadar komikler, bunu ciddiye alan var mı acaba diye düşünmeden edemedim. Fox TV’nin diğer programlarına çok uygun tabii ki, orası da ayrı.

        HÜLYA BORSASI: Cumartesi Hülya Avşar’ı Yetenek Sizsiniz’de izledikten sonra ne yapıyorsa devam etsin diye geçirdim içimden. Bir süredir, kilo mudur, durumu sallamamak mıdır bilmiyorum, iyi görünüyordu. Cumartesi saçı, makyajı süperdi diye düşünürken pazar oldu ve yine eski, umursamamış Hülya’ya karşılaştım. Ruh haline göre mi değişiyor neler oluyor bilmiyorum ama Hülya’daki dalgalanmalar ekran keyfini vuruyor bunu belirteyim.

        İZMİR ÇETESİ: Bir başka zap durağım da Kadir İnanır’ın yeni dizisi İzmir Çetesi’ydi. İzmir’i çok severim, İzmir’de çekilen, modern yüzlü dizileri de desteklerim. Etraf köy düğünlerinden geçilmiyor çünkü. Diğer başrol Kenan Ece de yeni bir jön olarak ilerliyor da, o bol ve parlak takım elbiselerle günümüz genç kızlarını etkilemek biraz zor. Dizinin moda editörü biraz modern şeyler seçse fena olmaz.

        ÖZLEMİŞİZ: Okan Bayülgen’deki Özlem Tekin’i de çok özlemişiz. Kendisi Bodrum’a inzivaya çekildi. Son albümüne çektiği klipleri de arada yolluyor. Ama Disko Kralı’nda bir de eskilerden “Dağları Deldim”i bir söyledi uçtu ortalık. Keşke demeden alamadım kendimi, keşke yine böyle şeyler söylese. 25 Mart’ta Balans sahnesindeymiş, hayatta kaçırmam.

        OSCAR GOES TO: Hafta sonunu da pazar gecesi sabaha karşı 83. Oscar törenlerini izleyerek bitirdik. Sonuçlar benim için çok sürpriz olmadı. Zaten James Franco ile Anne Hathaway’in nasıl bir ikili olacağını daha çok merak ediyordum sonuç da bence çok sevimliydi. Hemen bir romantik komedi patlatmaları lazım.

        Seksi öğretmen

        BİRİNCİSİ Vogue’un 1. yıl kapağına bayıldım. Gisele her zaman “takdir” ettiğimiz bir kadındır, ona sözümüz yok. Ama Gisele’in Seda Domaniç’e “Haydi, Türk kadınlarına nasıl seksi ve cüretkâr olunur gösterelim” demesi bir tuhaf karşılandı. Benim tarafımdan değil! Ben, Türk kadınlarının da Gisele’in cüretkârlığına ulaşıp, neredeyse çıplakmış gibi gezinmelerine ses çıkarmam doğrusu. Keşke bu kadar güzel vücutlu kadınlarımız olsa da böyle giyinseler. Ses çıkaranlar ise cumartesi sabahı, Esra Çoruh’un yaptığı röportajı okuyan, kahvaltı soframdaki bütün kadınlar! “Biz seksi olmayı Gisele’den mi öğrenecekmişiz, ne demek istiyor” diye sinir nidaları yükseldi sofradan. E fena mı olur yani diyemedim, kendi hallerine bıraktım...

        GÖKKUŞAĞI PARTİSİ

        CUMA gecesinin en önemli aktivitesi de Nublu ve Babylon’da Gökkuşağı adı altında yapılan gay-lezbiyen partisiydi. Birbirine geçişleri açılan bu iki kulüpte eğlenmek keyifliydi. Üstelik sadece gay ve lezbiyenler değil, eğlenceyi amaç edinen herkes gecenin keyfini çıkardı. Ben Nublu’daki alternatif partiye takıldım, Babylon kısmı bakkal çaldığı için pas vermedim. Yalnız dikkat ettiğim bir şey, Türk kulüplerinde pek görülmeyen bir şekilde eğlenen insan sayısı bir hayli fazlaydı. Artık fenalık veren, seksi oldukları zannedilen leş dansçıların da bar üzerinde dans etmemesi ise partinin en sevindirici kısmıydı. Babylon’un bekaretine dokunulmadı yani.

        Diğer Yazılar