Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçen hafta AKP İstanbul eski İl başkanı, İstanbul milletvekili Mehmet Müezzinoğlu ile beraberdik. Müezzinoğlu siyasetten sıkılmış, bunalmış kanımca. Önümüzdeki seçimlerde tekrar aday olacağını bile düşünmüyorum. Siyaset onun gibi teşkilatçı birini bile yormuş, üzmüş. Bir ara sözleştik bütün bunları televizyon programımda konuşmak için. Müezzinoğlu yanında bir de hediye getirmişti. Açıkladı. “Çok sevdiğim dostlarıma çok yeni bulduğum bir şiiri çerçeveletip armağan ediyorum. Bir araştırdım, şiir Can Yücel’e aitmiş. Çok güzel bir şiir. Gerçekten de farkında olmalı insan. Hatta bu çerçevelerden bir tanesine Başbakan Erdoğan’a bile verdim. Okudu, başını salladı, sonra “Ne güzel bir şiir asalım bunu duvarımıza, hayret Can Yücel’den bunu beklemezdim dedi.” Mehmet Müezzinoğlu gittikten sonra şiire bir göz attım. Sahi bu şiir Can Baba’nın mı? Özellikle bu cümle onun mu? “Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı!” Dayanamadım ailesini aradım. Datça’daydılar. Can Baba’nın Farkında olmalı insan diye bir şiir var mı gerçekten? Cevap veriyorum Yokmuş! Şaka gibi değil mi? Üstelik son 5-6 yılda önüne gelen şiir yazıp, altına Can Yücel imzası atıyor ve internete salıyormuş. Buradan buyurun bakalım. Aile “Aslında güzel bir tarafı var” diyor “İnsanlar söyleyemediklerini, düşündüklerini ama anlatamadıklarını, söylemekten çekindiklerini Can Yücel imzasıyla ortaya çıkarıyorlar. O yüzden pek sesimizi çıkarmıyoruz.” Bence ses çıkarılmalı. Özellikle şiir aşağıdaki gibiyse, kesinlikle yüksek bir ses çıkmalı. Kötü bir şiir olduğundan değil, Can Yücel’in bakış açısını yansıtmadığından… Bu arada Başbakan’a selamım var, haklısınız “Can Yücel’den beklemezdim” derken turnayı gözünden vurmuşsunuz. Çünkü bu şiiri Can Baba yazmamış. Gelelim Başbakan Erdoğan’ın duvarını süsleyen şiire… Farkında olmalı insan/Kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın farkında olmalı./ Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen/ Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli/ Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda, bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli./Şu çok geniş görünen dünyanın ahirete nispetle anne karın gibi olduğunu fark etmeli./Henüz bebekken “Dünya benim” dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların “Her şeyi bırakıp gidiyorum işte” dercesine apaçık kaldığın fark etmeli./ Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli./ Azrailin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli/ Yaratılmışların en güzeli olduğunu, fark etmeli ve ona göre yaşamalı/ Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli/ Evinde kedi, köpek beslediği halde, çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli/ Eşine seni çok seviyorum demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü…/Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli./ Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli/Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını, 60-70 yıl sonra sigara yüzünden Azrail’e soba borusu gibi teslim etmenin emanete hıyanet sayılacağını fark etmeli/ 63 yıldır hiç karnı doymayan bir Peygamber’in ümmeti olarak beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli. İnsan fark etmeli ki./ Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti, yarın meçhuldür/ O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür

        Televizyona tekme attı, parmaklarını kırdı

        Can Yücel’den başladık, ondan devam edelim. Can Baba bugün hayatta olsaydı ve şu yukarıda okuduğunuz şiirin kendi imzasıyla Başbakan Erdoğan’ın duvarını süslediğini öğrenseydi ne yapardı? Eşi Güler Yücel kahkaha atarak cevap verdi:

        ”Bir gün eve bir geldim, ayak parmaklarını kırmış. Ne yaptın dedim. Meğer televizyonda Özal’ı seyrederken, sinirlenmiş ve televizyona tekme atmış. Artık sen düşün Balçiçek nasıl okkalı cümle geleceğini!”

        12 Ağustos’ta Can Yücel için anma töreni yapılacak. Tabii ki eski Datça’da.

        NE ÖĞRENDİM?

        Büyük Can Dedi ki: Kovalamayın beni yatağa Hiç uykum yok Daha lafınızı karıştıracağım Ortalığı dağıtacağım

        Diğer Yazılar