Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAŞLIKTAKİ soruya nasıl cevap verirsiniz? Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, canlı yayında bir anda sordu, şaşırıp kaldım. "Hiç düşünmedim" diye cevap verdim. Ama "devlet sanatçısı" fikrine karşıyım. Devletin sanatçısı olur mu? Sanat evrenseldir, sanat halkındır, toplumundur, bizatihi sanatın kendisinindir... Bir yere ait olmaması gerekiyorsa orası "devlet"tir. Bu açıdan baktığımda devletin tiyatrosu da olmaz.

        Peki devlet tiyatrosunun misyonu nedir?

        Bakan Günay diyor ki: "Devlet tiyatrolarının sanatı topluma sevdirmek, seyirciyle iyi ilişkiler kurmak gibi sorumlulukları vardır. Diyelim özel tiyatroda argo kelimeler vardır ama devletin tiyatrosu daha iyi örnekler oluşturmak zorundadır. Seyirciyle daha iyi ilişkiler kurmak zorundadır. Devlet tiyatrolarının geçmişten bu yana bir tarzı vardır."

        Sizin bu açıklamadan sonra aklınıza ne geliyor?

        O zaman neye "sanat" diyeceğiz? Birinin güldüğü, diğerinin ürktüğü, ötekinin tükürdüğü esere sanat diyebilmek için kimin onayı gerekecek? Yani daha ezcümle sorayım... Devletin sanatı olur mu?

        Örneğin, bu açıklamadan sonra devlet tiyatrolarında "aykırı" bir esere yer verilmesi mümkün mü?

        Bakan Ertuğrul Günay canlı yayında devam etti:

        "İleride gelecek soru şudur: Devlet hâlâ bu kurumu taşımak zorunda mıdır? Bugünkü Türkiye'de devletin kadrolu sanatçısı olması gerekir mi? Bunu bütünüyle özel kurumlara terk etsek, harcadığımız cari gideri doğrudan sivil toplumun bu organizasyonlarına mı versek? Sanatın yoğunluğu bu şekilde artar. Özel tiyatrolara yardım veriyoruz. Cari giderlerden kurtulsak, sivil toplumun faaliyetlerine destek versek daha faydalı olur.

        Yılda 100 milyon TL cari masraflar var, oysa 50 milyon TL'yi özel tiyatrolara dağıtsak her yer tiyatro sahnesi olur. Devletin sanata asıl desteği böyle olur. Devlet sanatçısı kavramı Sovyetler'den gelmiştir. Sanatçının ne sanatçısı olduğuna halk karar verir. Bu eski yapıları gözden geçirmemiz gerekiyor. Acaba devlet tiyatrosu mu yoksa doğrudan doğruya devletin sanatı desteklemesi mi? Önümüzdeki dönem bu gündemimizde olacak."

        Tabii insanın aklına, "Kızıma yapılan ideolojiye deli gömleği giydirilmesidir!" diyen Başbakan Erdoğan'ın, "Yeni dönemde mevzuatı değiştireceğiz" açıklaması geliyor... Yani Bakan Günay, "Devlet tiyatroları kaldırılsın mı?" tartışmasını Sümeyye Erdoğan'ın başına gelenler yüzünden mi açtı?

        Bakan, "Böyle algılanırsa üzülürüm" dedi: "Çok uzun zamandır bir değişiklik talebim, önerim ve konuyla ilgili çalışmalarım var, bu yöne çekilirse büyük haksızlık edilir."

        Gel de sorma...

        Peki izleyicinin çiklet çiğnemesi saygısızlık mı?

        Günay net bir şekilde "Hayır!" diye cevap verdi...

        "İzleyicinin yaptığı saygısızlık olsa oyuncu çıkar somut bir şekilde söyler. İzleyicinin saygısızlığı; sahneye müdahaledir, yanındakiyle konuşmaktır. Ama insan ağzında boğaz pastili veya çiklet taşıyabilir. Patlatmadıktan sonra buna kim niye karışabilir. Kaldı ki biz niye sahneyi aydınlatıyoruz da seyirciyi karartıyoruz. Sen seyirciye bakmayacaksın, oyununu oynayacaksın. Seyirciyle oynamaya kalkıyorsan sanatı anlamak konusunda bir sorunun vardır. Bunlar ilgili komisyon tarafından da soruşturuluyor. Söz konusu sanatçıyı sadece ben değil, sanıyorum arkadaşları ve yöneticileri de uyardılar."

        Not: Söz Sende'de Bakan Günay ile yaptığım söyleşiyi bir de okuyun istedim. Çünkü bazen söz uçuyor yazı kalıyor... "Devlet Tiyatroları kaldırılsın mı?" tartışması da bu kadar çabuk uçması gereken gündemlerden biri değil kanımca... Üzerinde daha çok konuşmalı, tartışmalıyız.

        Diğer Yazılar