Cesetler olmasın diye!
GÜLTAN Kışanak'a, "Meclis'e geliyorsunuz değil mi?" diye sordum, net cevap alamadım. "Hevesimiz kursağımızda kaldı, buradan yemin edecekler diyemedik!" dedim
Yemediğim küfür kalmadı... Niye çıkarıyorsun bu kadını, onca şehit varken... Nasıl dayandınız BDP milletvekiline... Ya da "Sen zaten Kürtçüsün, Kürtseversin, PKK'lısın" saldırılarından, hakaret ve küfürlerinden bahsetmiyorum... Onlardan bolca var... Onlara alışkınız!
Ben başka mahalleyi kastediyorum. Sabit fikirlinin Kürt'ü, Türk'ü olmuyor tabii... Kadın-erkek diye de ayrılmıyor... Ne mi dediler?
"Sömürgecinin dilini içselleştirip kendini solcu sanıyor!" diyen de oldu...
Canlı yayın sırasında birkaç kez "Ama" dedim diye üstten baktığımı, kibirli olduğumu, konuğumu aşağıladığımı iddia eden de...
En çok da "Kürtler, PKK ile hesaplaşmalı mı sizce?" soruma bozulmuşlar...
"PKK olmasaydı BDP olmazdı, cahil!" diye bağır bağır bağıran mailler, mesajlar, "Ya siz, savaş medyası? Siz TC'nin suçlarıyla hesaplaştınız mı" diye daha nazik bir üslupla hesap soranlar...
Ha bir de Gültan Kışanak'ı "ikna odası"na aldığımı düşünenler de var. Kendi egemenlerime hesap vermek için Kışanak'tan almışım hırsımı...
★
Hepsine eyvallah! Mahallesizlik böyle bir şey işte...
Kimseye yaranmak mümkün değil... O güne kadar söylediğiniz, yazdığınız, savunduğunuz hiçbir fikrin kıymeti harbiyesi de yok! Varsa yoksa o anda sizi dinleyenlerin ruh hali... Yani ne anlattığınıza, ne söylemek istediğinize değil de, sizi nasıl anladıklarına bakacaksınız. Daha doğrusu anlamayı isteyip istemediklerine...
Bana söven Kürt'e de Türk'e de selam olsun! Kusura bakmayın abiler ablalar! Düşündüğümden geri adım atacak değilim... Bütün Kürt vekilleri, onların varlığını, duruşlarını, fikirlerini önemsiyorum...
Ve o görüşlerin programlarımda, köşemde yer bulmasına dün de izin verdim bugün de vereceğim, yarın da... İstemeyen seyretmesin, okumasın, zorla değil ya!
Gelelim beni çok seven(!) Kürtlere... Her ne kadar KCK operasyonlarının BDP'nin Meclis'e girmesini geciktirdiğini, bile bile yapıldığını düşünsem de... Yapılan siyasal baskıların hedefinin Kürt sorununun çözümünün yükünü tamamen Kürt siyasetçilerinin omuzlarına yüklemek olduğunu açık seçik görsem de...
"Kürtler bu ortamda PKK ile hesaplaşamazlar" diyenleri anlasam da... Oyunun farkında olsam da...
Her şeye rağmen BDP'nin Meclis'te olmasını istiyorum... Bırakın oy verdiğimiz sosyalist isimlerin sesimizi duyurma hayalini bir tarafa...
Sivil bir Anayasa'nın "Kürt Hareketi"ni temsil eden, Kürt hakkını hukuku korumakla yükümlü vekiller olmaksızın "çakma bir Anayasa" olacağı kanaatindeyim... O yüzden siz bu satırları okurken, ben BDP'lilerin yapacağı açıklamayı merakla bekliyor olacağım. Gönlüm, fikrim, kalbim onların Meclis'te olmasını istiyor! Gültan Kışanak'ın sözlerinden anladığım kadarıyla, şahin bir kanat Meclis'e gidilmesin diye her yolu deniyor ama buna rağmen "Kürsüde olalım, hakkımızı orada arayalım" diyenlerin sayısı da hızla artıyor...
★
Dün Aysel Tuğluk'un satırlarını okurken hüzünlendim. Tuğluk kendi gazetesi Taraf'ta Yasemin Çongar' a tam sayfa cevap vermişti. Aklımda kalan satırlara gelince: "Geride otuz bin ölü bırakmış Kürtler, halen Anayasa'da yer bulamamış, anadilinde şarkı söylüyor diye yuhalanan, özgür iradesiyle siyaset yapıyor diye tutuklanan bir halktır. Önder diye kabul ettikleri şahsiyet o koşullarda iken ve daha pek çok haklı, meşru talep ve sebep dolayısıyla Kürtler bu dayatmayı kabul etmezler. Çünkü bilirler ki kötü bir barış, savaştan daha berbattır."
Aysel Tuğluk, "Savaşın ilk şehidi hakikattir" sözüne gönderme yapınca çok değil bir gün önce gazetelerde yayınlanan "Benim için öldürme!" kampanyası geldi aklıma. Bir grup Kürt aydın tarafından açılan bir imza bildirisi... PKK'yı alaycı bir dille eleştiren satırlar son derece düşündürücü:
"Dün Siirt'te 5 kadın öldükten sonra Kürt kadını kendini daha özgür hissediyor! Siz karakollar basıp mayınlar döşedikçe memleketimiz demokratik dönüşüm yaşıyor! Siz öldürdükçe, öldükçe geride kalanlar için mutluluğa giden yol daha bir kısalıyor. Anadilde eğitim, özerk yönetimler, seçim barajı için öldüren de ölen de şereflidir diye yollara dökülmek üzere bütün Türkiye, ha gayret!.. Akan her damla kanla Türkler ve Kürtlerin kardeşlikleri, komşulukları perçinleniyor. Birbirleriyle daha yürekten, daha samimi bir ilişki inşa ediyorlar. Siz öldürdükçe, öldükçe umutlanıyor, mutlu oluyor aileleriniz. Bize cesetler, cesetler içinde bir ülke armağan ediyorsunuz!"
Son cümle: Cesetler, cesetler içinde bir ülke hayalinde olanlara inat...
Hadi Meclis'e...