Hepimizin tek derdi var; sevilmek!
“BEN bir dönmenin annesiyim” diye söze başladı. İnsan irkiliyor ilk duyunca... Yüz ifademi görünce devam etti. “Yok rahatsız olmayın, bizim çocuklarımıza ‘dönme’ ya da ‘i.ne’ diyorlar...” Durdu, gülümsedi biraz hüzünlü, biraz buruk... “Biz alıştık bunlar, barıştık bu tanımlamalarla.” Nasıl alışır ki insan? Nasıl barışır ki bu kadar aşağılanmaya? Eşcinsel ve biseksüel bireylerin hakkında çok yazdık, çizdik, yeterli değil ama en azından ne çektiklerini, neler yaşadıklarını az çok biliyoruz. Peki ya aileler? Bir anne, bir baba ne hisseder? Ne yapar ne eder? “2006 yılında çocuğumun transseksüel olduğunu öğrendim. Çocuğum yanıma geldi ve benim hayat öğretilerimi altüst eden, bildiklerimi bilmediğimi anlamaktan zor, eşten ayrılmaktan zor, ameliyattan zor, iş bulmaktan zor, hayatım boyunca sık sık önüme çıkan engellerden zor bir şey söyledi: ‘Anne benim ruhum başka, bedenim başka.’ Anlamadım. Baktım gözlerine, ‘Bu ne demek’ diye sordum.
‘Ben aslında kızım, bedenim erkek.’ Dondum, şaşaladım. Uzun bir süre sessiz kaldık. ‘Bu ya ergenliğe geçişi anlamadı ya da ruh hastası oldu’ dedim. Nasılsa her şeye çare buluyordum, bunu da bulurum sandım. ‘Yavrum sen üzülme, kafana takma, bakarız bir çaresine’ dedim. Dedim ama kafam bulandı, içim acıdı, karanlık bir yol uzadı gözümün önünde. Öylece kalakaldım.”
Anne babalar öylece kalakalmasınlar diye kurulmuş bu dernek zaten. LGBTT Aileleri, Ocak 2008 yılında kurulmuş. Çocukları lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel olan anne babalar ve yakınları için kurulan bu dernek aynı zamanda Açık Toplum ve Heinrich Böll vakıflarından destek alarak “Türkiye Geneline Açılma Projesi”ni başlatmış. Ezcümle Ankara, Eskişehir, Diyarbakır ve İzmir’de de örgütlenmişler. Benim görüştüklerim LİSTAG yani İstanbul Aile Grubu’ydu. Dernekten uzun uzun konuşuruz, yaptıklarını anlatırız ama asıl bugün bu meseleyi köşeme taşımamın başka bir amacı var. LGBTT ailelerin yaşadıkları filme çekiliyor.
Hadi ben anlatmayayım da yönetmen Can Candan’dan dinleyelim: “LİSTAG ebeveynlerinin son derece kısa zamanda yapmayı başardığı şeylerin çıtası, aktivistlerin yıllar süren politik eylemcilikle erişme mücadelesi verdiği düzeydedir. İtiraf edelim veya etmeyelim, hepimiz olduğumuz gibi kabul edilme ve sevilme ihtiyacı duyuyoruz. İnsanların yüreklerine dokunmayı başarabildiğimizde, inançları, değer yargıları veya yönelimleri her ne olursa olsun, kalplerinin derininde bir şeyler hissetmelerini sağlayabildiğinizde, o zaman gerçek bir değişim meydana gelir ve bu çok hızlı olur.
Bu filmde izleyicilerin her birinin derininde bir yerlere dokunmaya çalışacağım. Ebeveynlerin katkılarıyla ‘Benim Çocuğum’ belgeseli, onların deneyimlerini kamusal alana taşımak, görünür kılmak, aile, cinsellik, cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelim kavramlarını tartışmaya açmak, alternatif bir aile modeli sunmak, toplumsal dönüşüme katkıda bulunmak ve diğer LGBTT bireyler ve ailelerinin yalnız olmadıklarını bilmelerini sağlamak amaçlarını taşımaktadır.” Can Candan bağımsız filmler çeken bir isim. İlgi alanı kültürel kimlik ve insan hakları... Yani belgesel tam adamına emanet... Emanet ama önemli olan gereken bütçenin toparlanması... Şimdi size bir adres veriyorum. www.listagfilm.com adresine girip 5 lira, 10 lira ne isterseniz destek olabiliyorsunuz. Off yine yerim bitti, ama söyleyeceklerim bitmedi... Devam edeceğiz bu konuda... Siz sadece düşünmeye başlayın, özellikle annelere sesleniyorum!